Şairler Geçidi: Volkan Tatar ile Konuştuk, Söyleşi, Ethem ERDOĞAN

Şairler Geçidi: Volkan Tatar ile Konuştuk yazısını ve Ethem ERDOĞAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Şairler Geçidi: Volkan Tatar ile Konuştuk

12.12.2022 09:00 - Ethem ERDOĞAN
Şairler Geçidi: Volkan Tatar ile Konuştuk

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

İlgi alanlarım dolayısıyla felsefeci ve şair olarak tanımlarım. Onun dışında kendini arayan biri olarak henüz bilmiş değilim.

Şiir yazma biçiminizi anlatır mısınız? Şiirin mutfağı sizde nasıldır?

İlk önce bir şeyi problem (sorun) edinip sonra onun üzerine refleksiyon (derin düşünme, tefekkür) ile yoğunlaşırım. Bu yoğunlaşma ile çalışma masama oturup şiir yazmaya hiç kalkışmadım. Tecrübelerim şiirin kendisi söyleten-yazdıran bir şey olduğunu bana öğrettti. Şu var ki bana ulaşan ve şiirsellik taşıyan kelimeleri- cümleleri eleyerek, eleğin üzerinde kalanlardan şiirimin iskeletini, gövdesini, yapısını, dizilişini ve anlamını sırasıyla oluştururum. Şiir bir yerlerden gelereBenim şiirlerim bende ilk önce yuvalanır ve sonrasında gerek duygu bilgilerim gerekse rasyonalitem ile senteze kavuşup ortaya çıkar. Gerçek bir şaire gelen şiir aynı zamanda saf, temiz ve arınık bir ruha gelmektedir. Bu dururm bende böyledir. Bunun yegâne sebebi ise şiririn hakikatle doğrudan bir tür ilişkisinin olmasıdır. Şiirin mutfağı bende kısaca böyledir.

Günümüz şiirlerinin sorunları nelerdir? Çözüm ne olabilir? Şiirimizin bugünkü durumu hakkında neler dersiniz?

Bana göre günümüz şiirlerinin en büyük sorunu şiir olmayışıdır. Bunun nedeni ise şudur: Bir şair estetik zevklerden, arı duygulardan, insanlığın dolayısıyla dünyanın problemlerinden kendini soyutlayarak-azade kılarak ve hiçbir biçimde hakikatle, insanla, tabiatla, canlı-cansız varlıklarla gönüllü ve istekli bir ilişki kurmadan adına şiir denilen şeyi yazabiliyorsa ve bunu birilerine şiir diye yutturmaya çalışıyorsa, kusura bakmasınlar ben yutmayanlardanım. Benim için bu büyük bir sorundur. Çözümü ise yukarıda belirtmiş olduğum şeyin tersini yapmaktır. Bu durum elbetteki zor ve çileli bir yola talib olmak demektir. İkinci sorun ise şiirde kullanılan sembolizmin, metaforların, mitsel figürlerin, kelime ve kavramların, söz dizimlerinin yetersizliği ve güdüklüğüdür. Bunun temel sebebi ise düşünülenin üzerine düşünmekten kaçınma ve yazının yalnızlık gerektiren bir şey olduğunun henüz farkında olmamaktır.

Dergi takip ediyor musunuz? Hangi dergilerde yazdınız/yazıyorsunuz? Dergilerdeki şiirler üzerine neler söylersiniz?

Herhangi bir dergiyi takip etmiyorum. Dolayısıyla dergilerdeki şiirler hakkında bir şey diyemem.

Hikâye / öykü türü günümüzün popüler edebiyat türleri arasında. Şiire ilginin az olduğunu düşünüyor musunuz? Evet ise neden?

Şiire gösterilen ilgi ebetteki az. Bunun temel sebebi insanlar arasındaki ilişkilerin gönül ilişkisi olmaktan çıkıp daha pragmatik, utiliteryan ve haz boyutuna geçmesinden ötürüdür.

Şiir sadece bireysel bir düşünüşün eseri mi yoksa toplumsal olay ve olgular da aynı oranda etkili midir?

Salt bireysellik, şairi kötürüm bırakır. Bu yüzden toplumsalla sınırlı kalmayıp dünyaya dair ne varsa onlarla meşgul olarak bu sanatın ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Bir adada yalnız başına yaşayan biri iyilik yaptığını söylese buna kim inanır ki? Şunu ebetteki yadsımıyorum. Bireysel varoluş ve o oluş esnasında bireyin kendi içine düşmesi, bireysel arayış ve sorgulayışları hatırı sayılır şeylerdir. Fakat şair bununla sınırlı kalamayan biridir. Kendinin dışını (toplumu ve olgular dünyasını) bilip sonrasında bir hat çeken ve çektiği o hattı aşmadan hattın ötesinde olup bitenleri gören, düşünen ve içselleştiren olarak bu sanat türü onda serimlenir.

Şiiri ortaya çıkartan koşullara ek olarak neler söyleyebilirsiniz?

Şairin olabildiğince yetkinlik kazanarak, düşündüğünün de üzerine düşünerek var olan her şeyle ilişkilerini her an kurması ve yenilemesi gerekir ki şiir ortaya çıksın. Yoksa ortaya çıkan başka şeylere biz şiir demeye başlarız. Diğer bir husus ise insani olan hiçbir olgu ve olaya kayıtsız kalmayıp sanatsal yetilerini bilkuvveden bilfiil hale taşımalıdır.

Şiir ve şuur arasında birbirini etkileyen ya da tetikleyen bir ilgiden söz edebilir miyiz? Toplumun akıbeti açısından şiiri değerlendirmek mümkün müdür?

Şiir ve şuur yanlış bilmiyorsam aynı etimolojik kökenden gelmektedir. Şairin dünyaya bakışı, ilişkileri ve duygu bilgileri sonucunda kazandığı şuur neticesinde şiir onda yaşam bulmaktadır. Bu itibarla şiir ve şuur birbirini besleyen homojen bir yapıya sahiptir. Ayrıca şuuru başka şiiri başka olan birinin hasta ruhlu ya da akli dengesi yerinde olmayan olarak düşünülebilir. Gerçek bir şairin şuuru ne ise şiiri de odur. Diğer soru hakkında ise şöyle bir yanıt verilebilir. Kökleri derinlere uzanan toplumların köklerinin beslendiği şeylerden biri olan şiir, ebetteki toplumun selameti, varlığı, yüceliği ve illeri bir seviyeye doğru hareket etmesi açısından pek kıymetli bir sanat olsa gerektir. Zaten şiiri de iki şey vardır. Hareket ve hakikat. Gerek toplumsal gerekse bireysel açıdan bu iki şeyi şiir siz istemeseniz de verir. Şiir muhafazakardır ve şair muhafazakâr değildir. Niçin bunu söyledim. Şu sebepten: Şiir toplum temel değerlerini koruyan muhafaza eden bir yapıya sahiptir de ondan.

volkan2

Şiirin metropol ya da taşra ile bağı nedir? "Büyük şiir büyük şehirlerde mi yazılır"?

İnsanlar arasındaki ilişkilerin canlılığı, hızlılığı ve aksiyomatikliğinin yanı sıra iyi ve kötünün, hakikat ile küfrün (hakikatin üzerini örtme) dallanıp budaklandığı yer büyük kentlerdir. Şiirde üzerine düşen payı daha çok büyük kentlerden alır. Şiirin taşra ile bağı şairin annesiyle küçükken kurduğu bağ gibidir. Anlatabiliyor muyum? Yani arı-duru duygulara saldırıya uğramamıştır. Şiir taşradan gökyüzünü, saflığı, münzeviliği, köylülüğü, inançlılığı yani kısaca bugün toplumsal varlığın sürdürülebilmesine neden olan tüm değerlerini şiire taşındığı yerdir. Büyük şiir küçük şiir nedir orasını bilmem, fakat bildiğim şudur: cephede olduğumuz yer kentlerdir. Bu itibarla estetik ve sanat, duygu ve derinlik bakımından iyi şiirler büyük kentlerde ortaya çıkar.

Şiirde kuşak kavramı üzerine değerlendirme yapmak ister misiniz? Bu konuda neler söylersiniz?

Yani şöyle diyebiliriz. Birinci ve ikinci cihan harbinin patlak verdiği yıllara şahitlik eden bir kuşakta olmuş olsaydım, ya da o dönemlerin dilsel zenginliğine kalemini batırmış biri olsaydım kuşkusuz şiirlerimde bu durumdan nasibini alacaktı. Islahatlar, ıstılahlar ve fermanlar sonrası fark ettiyseniz Türk edebiyatında ve özellikle şiir dünyasında bütün taşlar yerinden oynatılmıştır. Divan ve halk geleneğini savunanlar ile modern şiir savunucularının girişmiş olduğu kavga kuşaklar arası çatışma değil de ''şuur, hassasiyet, tarz ve dilsellik'' ile alakalıdır. Bu yönüyle çok da önemli bir mesele değildir.

Şiir eleştirisi var mı günümüzde? Bir şiir eleştirisi nasıl olmalıdır? Bu alanda dikkatinizi çeken isimler kimler?

Günümüzde şiir eleştirileri ebetteki var, fakat bu eleştirileri yapan şahısların estetik yargılarıyla politikliği birbiri ile savaş içinde oldukları için pek bir şey ifade etmiyor benim nazarımda. Her şeyden evvel bir eleştirisi olumlayıcı, yapıcı, estetik çağrışımlarla ve duygu bilgileriyle olmalıdır. Günümüzden örnek veremem, fakat Walter Benjamin, Adorno ve Tolstoy'u söyleyebilirim.

Şiir, kurucu bir unsur olarak geçmişten günümüze birçok toplumun duygu ve düşünce bütünlüğü içerisinde hareket etmesini sağlayan bir etkiye sahiptir. Bu bakımdan şiirin kurucu rolü üzerinden kültür ve medeniyet okumaları nasıl yapılabilir?

Bazı kültür ve medeniyetler birtakım insanları tarih sahnesinde var kılmıştır. Bu durum aslında kültür ve medeniyetin kendi içerisinde bulunan dinamizmden taşan olgu ve olayların yansımalarının, şair ve düşünürlere çarpmasıyla gerek şiirin gerekse diğer rasyonel zemin üzerine inşa edilen düşüncelerin kurucu rolü olagelmiştir. Bu farkındalıkla ancak kültür ve medeniyet okumaları yapılabilir.

Şiirde usta-çırak ilişkisi bağlamında bu ilişkinin eğitim-etki/gölge riski üzerine neler düşünürsünüz?

Şiirde usta çırak ilişkisi var mıdır bilmem. Şimdi birileri birilerine üstad dediği zaman biz usta çıraklık gibi bir şeyle karşılaşıyoruz bu doğru. Bana göre şiirin usta çırak etkilenimi dolayısıyla değil de iyi dostlar arasındaki köprüler ve ilişkilerle pişen bir şey olduğudur. Şiirde ve sanıyorum bütün sanatlarda etkilenim ve etki kaçınılmazdır. Benim de tesiri altında kaldığım birçok şair ve şiir vardır. Fakat bu durum birini usta diğerini çırak yapmaz. Çünkü gerçek bir şair daima ustadır. Çırak olan şair olmayandır.

Folklor şiire düşman mıydı hala öyle midir?

Cemal Süreyya öyle bir şey düşünmüş. Fakat bu benim düşündüğüm bir şey değil.

Roman, hikâye/öykü yazarların birbirleriyle çekişmeleri pek gözlemlenen bir durum değilken şairlerin çekişmeleri, Türk edebiyatında en sık rastlanan bir durum olarak görülmektedir. Şiirin ve şairlerin çekişmeleri hakkında neler söylersiniz?

Bir şiir diğeriyle çekişmez fakat bir şiir diğerinden üstün olabilir. Bu da şairin maharetine, meziyetine, bilinç akışına, algılanımlarına vs. bağlıdır. Fakat şairlerin çekiştikleri doğrudur. Eğer bu çekişme daha iyisini yapabilme, üretebilme ve becerebilme ile ilgili ise kabul edilebilir. Diğer türlüsü hem şairin hem de şiirin itibarına gölge düşürür. Bir şair bir şeyin savunucucudur. Bir başka şairde mutlaka bir başka şeyin savunucusudur. Kaçınılmaz olarak aralarındaki çekişme savundukları şeyin önemi ve derinliği dolayısıyla boyut kazanıp yeni yeni şeylerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Bu sebeple şairle çekişmelidir.


Yazar: Ethem ERDOĞAN - Yayın Tarihi: 12.12.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 05.12.2022 00:32
718

Ethem ERDOĞAN Hakkında

Ethem ERDOĞAN

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Ethem ERDOĞAN ismine kayıtlı 170 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 4 kitap bulunmaktadır.