Şehir ve Kültür Dergisi 79. Sayısı Yayınlandı

Şehir ve Kültür Dergisi 79. Sayısı Yayınlandı

Şehir ve Kültür Dergisi 79. Sayısı Yayınlandı

20.02.2021 - Yeni Çıkanlar
Şehir ve Kültür Dergisi 79. Sayısı Yayınlandı

RUHTA CÖMERTLİK YOKSA YÜREKTE ASLANLIK ARAMA…

Bilmezdik, siz (Hiçbir şey paylaşılamazdı) Çarşılardan neler getirirdiniz (Herkese kendi telaşı). Girer miydi evinize, yer miydi Turfanda bir meyve, iyi bir besin Kalın kağıtlarda çöplerimiz.. Çocuklar görüp imrenmesin.!

Kimdin sen,karşımızdaki ev, Sarı ampul söner onbire doğru, Eğilirdim, havasız sokak.. Camlar kararırdı…

Bitmezdi makinede dikişin, Kimdin sen, bitişik komşu? Üç yavrunla kalmışsın, Bir tanıdık söylemişti! Behçet Necatigil Son bir yıl, ülkemiz ve dünya üzerindeki salgın ve ekonomik sıkıntılar tüm dünyayı etkilediği gibi milletimizin de çokça sıkıntılara girmesine sebep oldu… Kapanan işyerleri ve işlerini kaybedenler ve aileleri… Devletimiz her konuda işini kaybedenlere, kapanan işyerlerine her türlü yardımı yapıyor olması tesellimiz… Zaten dünya üzerinde oynanan her türlü oyunlarla bir ekonomik savaş veren devletimizin bu çabalarına millet olarak da elbirliği ile destek vermeliyiz… Bu hissiyatıma katılan hayırsever insanlarımız kurumlarımız var mutlaka, her ölçekte bu gayreti ve bu birlikteliği göstermeliyiz. Her sabah evine ekmek götüremeyenlerin evine taze ekmek taşıyan erzak götüren bir ekip oluşturan Nejdet Külünk beyefendiyi bu hayırseverliği için takdir ediyorum.. Her şehrin her mahallenin bu kadîm kültürümüzü devam ettirmesi gerekir…Yazımın başında bir kısmını paylaştığım şiirde Behçet Necatigil ne güzel ifade etmiş; “ Bitmezdi makinede dikişin../ Kimdin sen,bitişik komşu?...Eğer, komşumuz (veya akrabamız) aç ve ihtiyaç sahibi ise ve bizim bundan haberimiz yok ise, biz bu hayatı ve nefes almayı hak etmiyoruzdur… Rızık verenin; seher vakti, sabah yelinin eli ile kullarının kulağına taktığı küpede şu ifadeler vardır; Hergün kazandığından bir kısmını başkalarına ver, hepsini toplamaya bakma.. Senin zannettiğin herşey senin değildir, bunu unutma! “Eteğinin yetimler durağı, boynunun dullar bineği olmasından kurtulmasını istiyorsan; Bulunca dağıtmak, bulmayınca şükretmek.. Bu saadete ermiş kaç fanî vardır bu dünyada..” Düşkünlere yardım etmek gibi fazilet duygusu ile dağıtmak…

Güllerin esirgemeden kokularını fezaya yaydıkları gibi dağıtmak.. Verdikleri zaman ıstırap çekmeden, hatta bu meziyetlerinin anılmasını bile istemeden vermek ve verebilmek.. Muhtaç insanların ellerini uzatmalarına meydan bırakmadan vermek; İşte en büyük bahtiyarlık budur.. Böylelerine bir yerde rastladığınız zaman bu feragat hırkalarını giymiş insanlara karşı, ister istemez büyük bir hayranlık duyarız… Allah muhakkak ki bu insanların elleriyle konuşur, onların gözlerinin içinden dünyaya gülümser.. İslam dini cömertliği bifazilet olarak kabul edip yüceltmenin ötesinde, onu bencil duyguların tatmin vasıtası olmaktan çıkararak, Allah rızası ve insan sevgisinden oluşan ahlaki bir muhtevaya kavuşturmuştur. Malları çok ve bol olduğu halde hiç vermeyenler, paylaşmayanlar veya çok az verenler de vardır… Bunu da tanınmak için verirler.. Bu arzularıdır ki verdiklerinin hayır ve bereketini de kaçırırlar… Vermek mevsimi ve nöbeti varislerinizin değil henüz sizde iken verin… Atalarımızın dediği gibi; maldan değil, candan verme duygusunun gönüllere hakim olması lazımdır.. “Vermek isteriz ama kudretimiz yok” deyip durmayın.. Bugün vericiler safında bulunan sizler, yarın alıcılar kafilesine iltihak edeceğinizi unutmayın… Ruhta cömertlik yoksa yürekte aslanlık aramayın. Öyleleri görünüşte aslan olabilirler.. Fakat aslında Aslan heykelidirler.. Cömertlik, Allah’ın emanet olarak verdiği nimetlerin hepsini sadece bu dünyada tüketmemek, onlardan hiç olmazsa en azından bir kısmını hayra sarf ederek ahirete yatırım yapmak ve böylece o nimetlerden kat kat sevap elde etmektir. - Bir kimse Resûlullah’a (SAV): “Müslümanın hangi ameli daha hayırlıdır?” diye sordu.- Hz. Peygamber de: “Tanıdık tanımadık herkese yemek yedirmen ve selâm vermendir.” buyurdu. “Resûlullah (SAV), buyurur; "Yine size bir söz daha söyleyeceğim, onu da iyi belleyiniz. Dünyada dört kısım insan vardır: (Birincisi) Allah’ın kendisine mal ve ilim verdiği kimsedir. Bu kişi Allah’a karşı saygılı davranır, hısımlarını görüp gözetir, o maldaki Allah’ın hakkını yerine getirir. Bu, en üst derecedir. (İkincisi), Allah’ın kendisine ilim verip mal vermediği iyi niyetli kimsedir. O, iyi niyetle, “Eğer malım olsaydı ben de falan adam gibi davranırdım” der. Bu, iyi niyetinin karşılığını görür. İkisinin sevabı eşittir. (Üçüncüsü), Allah’ın mal verip ilim vermediği kimsedir. O bilgisizliği yüzünden malını gelişi güzel harcar, Allah’a karşı sorumlu davranmaz, hısımlarını görüp gözetmez, o malda Allah’ın hakkı olduğunu idrak etmez. Böylesi kişi, en kötü durumdadır. (Dördüncüsü), Allah’ın ne mal ne de ilim verdiği kimsedir. Bu kişi der ki, 'Eğer malım olsaydı, ben de falan gibi yer içerdim.' Bu da niyetinin karşılığını görür. Binaenaleyh bu iki kişinin vebâli eşittir.” …“Cimri ile cömerdin durumu, göğüsleri ile köprücük kemikleri arasına zırh giyinmiş iki kişinin durumuna benzer. Cömert, sadaka verdikçe, üzerindeki zırh genişler, uzar, ayak parmaklarını örter ve ayak izlerini siler. Cimri ise, bir şey vermek istediğinde zırhın halkaları birbirine iyice geçer, onu sıkıştırır; genişletmek için ne kadar çalışsa da başaramaz.” - “Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse - ki Allah, helalden başkasını kabul etmez - Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi sahibi adına ihtimamla büyütür.” Şehir ve Kültür dergimiz bu sayı ile 79 oldu… Kadîm kültürümüz ve inancımız gereği bu yazımda veren el olma kültürümüzü hatırlatmak istedim… Selamlaşma ve İnfak kültürümüzü, inancımızı yaymalıyız… Bu duygularla saçımız taralı ve gravatımızı taktık huzurunuzdayız.. Hz. Mevlâna der ki; “Kitaplardan önce, kendimizi okumaya çalışalım.”

“Hoşça bakın zatınıza”

Mehmet Kamil BERSE

Genel Yayın Yönetmeni

Yeni Çıkanlar - 20.02.2021

,

1335

Yeni Çıkanlar Hakkında

Yeni Çıkanlar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin