Sevgi ve Var Oluşun Hakikatine Dair Bir Okuma: Aşkın Hall, İlahiyat, Sümeyye ERGÜN

Sevgi ve Var Oluşun Hakikatine Dair Bir Okuma: Aşkın Halleri yazısını ve Sümeyye ERGÜN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyab

Sevgi ve Var Oluşun Hakikatine Dair Bir Okuma: Aşkın Halleri

24.12.2021 09:00 - Sümeyye ERGÜN
Sevgi ve Var Oluşun Hakikatine Dair Bir Okuma: Aşkın Halleri

Bu yazımızda incelemesini yaptığımız kitap, kalplerde zuhur eden sevginin ve varoluşumuzun hakikatine dair bir okuma olup; geleneğimizde yer edinmiş bazı isimlerin sevgi ve aşk üzerindeki tanımlarına yer verilmiş ve "aşk" hakkındaki görüşleri biz okuyuculara aktarılmıştır.

İncelemesini yaptığımız "Aşkın Hâlleri" kitabını hazırlayan Sadık Yalsızuçanlar ve Mehmet Fatih Birgül; Mukaddime kısmında bu derlemeyi neden yaptıklarını şöyle izah etmişler: "İstedik ki, İslâm tarihinde dehâlarıyla temâyüz etmiş, seleflerimiz aşk konusunda serdettikleri ince fikirler, artık onların isimlerini dahi unutmuş neslimizin gözleri önüne serilsin." s.10

Yine kitabın "Dibâce" kısmında bahsedildiği gibi aşk üzerine düşüncelerin üç temel denilebilecek görüşler üzerinde yoğunlaştığıdır. Bunlar:

  • Sûfilerin Görüşü: Aşk Allah'tan neş'et eder ve mahlûkatın yaradılışının temel sebebidir.
  • Filozofların Görüşü: Aşkı felsefî bir düstûr olarak kabul eden ve varoluş hiyerarşisini düzenleyen bir esas olarak gösteren görüştür.
  • Ehli Hadisin Görüşü: Bu kısımda da Serrâc'dan görüşler aktarılarak aşka dair ince görüşlerden ziyade yaşanmış hadiseler aktarılmış. Daha çok beşeri aşkın üzerinde durulmuştur denilebilir.

Kitapta on müstakil isme, topluluk olarak da İhvân-ı Safâ'nın görüşlerine yer verilmiştir. Görüşlerine yer verilen isimlerin önce biyografilerine yer verilmiş, böylece İslâm düşüne tarihinde bu isimlerin hangi döneme denk geldiklerini okuyucunun anlaması kolaylaştırılmıştır. Bu isimlerin görüşlerini kısa bir şekilde aktarmaya çalışacağız.

Haris B. Esed el-Muhâsibi

Tasavvuf tarihinin ilk mutasavvıflarından olan Muhâsibi "Allah Sevgisi" üzerinde durmuş bu sevginin şartlarını ve gereklerini dört madde halinde anlatmıştır.

"Öyleyse Allah sevgisi, kendi nefsinde, kalbin sevgiliye yakın olması ile sevinç duyup aydınlanmadır. Demek oluyor ki kalp, bu mutlulukla aydınlandığında, sevgiliyi zikretmenin lezzetini tadar. Bu durumda sevgi kalpte galip ve hareket ettirici unsurdur." s.27

İhvân-I Safâ

İslam filozofları arasında anılan bu grup 52 risâleleriyle "ilk ansiklopedistler" olarak bilinirler. Kitapda da bahsedildiği gibi "Aşk Risâlesi" psikoloji bölümünde yer almaktadır. Dolayısıyla "aşk" ve "psikoloji" kavramlarını ilişkilendirmişlerdir. İhvân-ı Safâ düşüncesinde varlık hiyerarşisi önemlidir. "Aşk" kavramı da bu hiyerarşi de alt mertebedekini üst mertebeye çıkaran hareket ettiricidir.

" … hakîmler demişlerdir ki; Allah ilk maşuktur. Felekteki tüm cisimler O'na iştiyaklarından ve sonsuzluğa duydukları muhabbetten dolayı en tamam hallerde, en yüce gayelerde ve en erdemli sonlarda uzun zaman kalmak üzere daima devreder dururlar." s.49

el-Mes'ûdî

İncelediğimiz kitapta kısa biyografisinden anlaşıldığı üzere Mes'ûdî döneminin şartlarına rağmen pek çok ülkeye seyahat etmiş 10. Yy İslam medeniyetine dair pek çok veri toplamıştır. " Aşk" kavramı üzerine düşüncelerine de "Mürucu'z-Zeheb" adlı eserinde yer alan bir tartışmadan ulaşmaktayız. Şahit olduğu tartışmadaki görüşleri bize aktaran Mes'ûdî geçmiş ve çağdaş düşünürlerin sevginin ortaya çıkışında farklı görüşler ileri sürdüğünü söyler ve Hipokrat'ın görüşlerini aktarır.

"Hipokrat demiştir ki: Aşk tıpkı suyun bir başka suyla karıştığında birbirlerinden ayrılmalarının imkânsız olması gibi, iki nefsin birbirine karışmasıdır. Oysa nefs sudan daha latif ve daha soyuttur. Bundan dolayı aşk sürekli ve zaman üstüdür. Hiçbir güç aşığın içinden onu söküp atamaz. Vehimler aşkın yolunu anlayamaz, gözler onun konumunu göremez, aşkın kalbi nasıl ele geçirdiği akılları hayrete düşürür. Ancak şunu kesin olarak biliyoruz ki aşk kalpten başlar daha sonra diğer organları ele geçirir."

Serrâc

"Âşıkların Güreş Meydanları" isimli eserinden seçilip alınan bu kısımda aşk ve âşıklara dair hikâyeler anlatılmaktadır. Kitapta yer verilen kısmında da âşık kimselerinin şaşırtıcı hâlleri aktarılmıştır.

İbn Sînâ

Hekim bir filozof olarak karşımıza çıkan İbn Sînâ aşkın mahiyeti hakkında kendisine sorulan bir soru üzerine risâlesini kaleme alıyor. İbn Sînâ'ya göre varlığın temel nedeni aşktır. Biyografi kısmında da değinildiği gibi İbn Sînâ'ya göre "…varlık Tanrı'dandır ve iyidir. Yokluk bizatihi kötüdür. Madde yokluktan nefret eder ve var olma aşkını taşır. Öyleyse dünyadaki oluş, yokluktan nefret eder ve var olmaya karşı duyulan aşk arasındaki gerilim üzere kuruludur." s.80

Ruzbihân Baklî

Biyografisinden anlaşıldığı üzere mutasavvıf olarak karsşımıza çıkan Ruzbihân Baklî, tasavvuftaki bin bir makamdan bahsettiği Meşrebu'l Ervâh isimli eserinin aşk makamı bölümü tercüme edilerek aktarılmıştır.

"İnsani aşk, aşkın başıdır ve rûhâni aşkın başıdır. Ruhâni aşk da Rabbânî aşkın merdivenidir. Rabbâni aşk, cevheri saf cismi latîf, görünümü zarif, tabiatı ince, ruhu yumuşak, sırrı aydınlık ve yaradılışı yüce insanlarda açığa çıkar." s. 113

İbn Fârız

Kaside-i Hamriye'sine yer verilen İbn Fârız vahdet-i vücut taraftarıdır. "Şair için aşk var oluşun ta kendisidir. Hatta varlıktan da önce gelmektedir." s.119

"Ömründe bir an dahi bu şarapla bir kerecik sarhoş olsan, dehrin sana itâatli bir kul olduğunu ve hükmün sende olduğunu görürsün." s.124

Muhyiddin İbn Arabî

Asıl bilgiye sezgi ve keşf yoluyla ulaşılabileceğini söyleyen İbn Arabî "aşkın metafiziksel doğası" üzerinde durmuştur.

İbn Kayyım el-Cevziyye

Müellifin nakledilen eserinin üç bölümüne yer verilmiştir. Birinci kısımda aşk hakkındaki görüşleri inceleyerek farklı zamanlarda yaşamış düşünürlerin tanımlarını aktarmış, ikinci bölümde aşkın insanda zuhuru irade ile mi irade dışı mı olduğu incelenmiş, üçüncü kısımda ise aşk sarhoşluğu ile ilgili analizleri bulunmaktadır.

Dâvûd el-Kayserî

Vahdet-i Vücut taraftarı olan müellifin de aşk hakkındaki görüşleri yukarıda zikrettiğimiz eksende olup buraya alınan risâlesinde sevginin hakikati, dereceleri ve kısımları üzerinde durulmuştur.

"Var olan her şeyde aşk ve sevgi mutlaka vardır. Zira her şeyin bir yetkinliği vardır ve bu yetkinlik onun sevgilisidir. Öyleyse sevginin birleştiği her yetkinlik Allah'tan taştığına göre( feyz), her sevgi asıl olarak Allah'a aittir. Allah'tan başkasına ise göreceli ve mecazen aittir." s. 186

Bediüzzaman Said Nursî

Müellifin aşk hakkındaki görüşlerine geniş bir yer verilmiştir. Eserinde aşkın mahiyeti anlatılmış, dünya sevgisi yerilmiştir. Allah sevgisi üzerinde durulmuştur.

"Aşk, çekici bir güzelliğe yönelmiş çılgın bir cezbedir." s. 195

Değerlendirme

Kitap bahsettiğimiz isimlerden ziyade eserlerin içerisinde yer alan geçmiş zamanlarda yaşamış olan düşünürler ve filozofların da aşk tanımlarına yer verdiği için geniş bir yelpazeden okuyucuya bakış açısı kazandırmaktadır. İlgilileri asıl kaynaklara yönlendirmesi açısından da güzel bir kaynakça olarak kendisini okuyucuya sunmuştur. Çoğunlukla mutasavvıfların Vahdet-i Vücut, filozofların varlık hiyerarşisi ekseninde aşk ve sevgi kavramlarını tanımladıklarını gördük. Hadis ilmiyle meşgul olan müelliflerin de risalelerindeki yaşanmış hadiselerin aktarılmış olması da konuyu anlaşılır kılmıştır. Sadık Yalsızuçanlar ve Mehmet Fatih Birgül tarafından hazırlanan eserin yazımızın başında verdiğimiz yazılış gayesine ulaşmış olduğunu söyleyebiliriz.

Yazımızı nihayete erdirmeden konuyla alâkalı olduğunu düşündüğümüz bir deneyi aktarmak istiyoruz. ABD'de 40 tane bebek üzerinde yapılan bu deneyde, bebeklerin yirmi tanesi normal şartlar altında büyütülüyor. Tüm fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları karşılanıyor. Kalan yirmi tanesi ise sadece fiziksel ihtiyaçları karşılanarak büyütülüyor. Bakıcılar onları doyuruyorlar, temizliyorlar bunları yaparken de gereğinden fazla dokunmuyorlar, gözlerine bakmıyorlar. Dört ay boyunca sadece bu şekilde iletişim kurdukları ikinci gruptaki bebekler fiziksel bir hastalıkları olmamasına rağmen teker teker ölmeye başlıyorlar. Deney hemen durdurulsa da vazgeçme dönemine giren tüm bebekler ölüyor. Bu akıl almaz deney maalesef çok acı bir şekilde insan gelişiminde ve yaşamını sürdürebilmesinde sevginin önemini gözler önüne sermiştir. Tüm ihtiyaçları karşılanmasına rağmen sevgi gösterilmeyen bebeklerin ölmesi "sevgi" faktörünün yaradılışın özünde ve var oluşun temelinde olduğunu bize gösteriyor.

Yararlanılan Kaynaklar:

TDV İslam Ansiklopedisi "Aşk" maddesi

Bahsedilen deneyin asıl kaynağına ulaşamamakla birlikte farklı internet sitelerinde ilgili konuyla alâkalı örneklendirme olarak ulaşılmıştır.

Aşkın Halleri

Hazırlayanlar: Sadık Yalsızuçanlar, Mehmet Fatih Birgül

Çeviri: Mehmet Fatih Birgül

Sufi Kitap

Temmuz, 2015

251 sayfa


Yazar: Sümeyye ERGÜN - Yayın Tarihi: 24.12.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 21.12.2021 22:50
315

Sümeyye ERGÜN Hakkında

Sümeyye ERGÜN

1993 yılında Afyonkarahisar'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamlandıktan sonra, lisans eğitimini Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Bölümünde tamamladı. Aynı üniversitede İslam Felsefesi alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup tezini yazmaya muktedir olabilmek için faal akıldan ilham bekliyor. Şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalışıyor ve Afyon'da ikamet ediyor.

Sümeyye ERGÜN ismine kayıtlı 5 yazı bulunmaktadır.

Yorumlar
  • Belgin Ocalan 2022.01.14 09:05

    Keyifle okudum⚘

  • Ulus Çeliker 2022.01.15 19:36

    Günümüze kadar birçok mutasavvıf ve düşünürün görüşlerine yer vermeniz bilgilendirici olmuş.Ve bize göre de aşk varoluşun temelidir.