ŞİİR VE BELLEK ÜZERİNE NOTLAR

ŞİİR VE BELLEK ÜZERİNE NOTLAR

ŞİİR VE BELLEK ÜZERİNE NOTLAR

25.01.2021 - Ethem Erdoğan
ŞİİR VE BELLEK ÜZERİNE NOTLAR

Şiir; neredeyse her söyleyenin farklı tanımlamasına açık bir sanat disiplinidir. Bu farklılıklar için en önemli sebep de alımlama farkıdır. “Alımlama”, Alman estetiğinden ayrılan bir estetik çeşidi olup; metnin anlam bakımından ve özellikle de okur/nesne açısından çoğaltılmasına dayanır. En basit şekliyle, şiiri her okuyanın farklı bir anlama ulaşmasıdır. Bunun için verilen tanımlardan ikincisi şiir gerçekliğine uygun olduğu için, yazıya o şiir tanımıyla başlamış olalım: “Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey.” (TDK, 2021)

Bellek için de şu tanımlama yapılıyor TDK sitesinde: “Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin” (TDK, 2021) Tanımın bu standart hali, belleğin kullanımıyla ilgili aydınlatmıyor bizi. Bu bakımdan bir psikoloji terimi olan belleği bu anlamda gündeme alalım: Öğrenilen bilgilerin saklanması ve gerektiğinde geri çağrılması yetisine bellek deniliyor. Bellek, öğrenmenin ve öğrenilen şeyleri toplamanın ön şartlarındandır. Bu sayede insanlık, zengin bir bilgi birikimini nesilden nesile aktarır.

Bu iki veri, yani şiir ve belleğin kesişimi, bizi sağlıklı bir şiir bilgisine ulaştıran öncül olarak karşımızda duruyor. Çok eskiden okuduğumuz ve beğendiğimiz, zamanla külliyetli kısmını unuttuğumuz bir şiiri bilvesile bize hatırlatan, aklımızı bir görüntü ya da durum karşısında sürat ettirerek o mezkûr şiir metnine ulaştıran şey, bellek. Dolayısıyla şiirle ilgili hemen her done, bellekte stoklanıyor ve ihtiyaç halinde zihnimiz hazır lokma olarak sunuyor bize. PC’nin; masaüstünde belge tutmayan halini düşünün… O belgeyi de ihtiyaç halinde açan bir yapay zekâ ile beslenmesini hayal edin. Bellek bütün bunların önünde bir sistem. Hem de Allah vergisi. Bu kompoze yapının altını dolduran, metaforik bir düzenleme aslında. Kompoze derken kast ettiğimiz de şu anlam: Öğeleri birleştirilmiş, bütünleştirilmiş, yeniden oluşturulmuş. Görüntü ve anı gibi yaşanmışlıklarla kodlanan bir veri sisteminden söz ediyorum.

Sanatın iki temel direği vardır malumunuz: Hayal ve ustalık. Bu iki temel de insani özgülükler. Mesela şair tahayyülünü, onun üretmesindeki özgünlüğü gösteren, metnin bütün yükünü üzerine alan bir yapı var: Metaforik bir yapı... Metafor kelimesine TDK “mecaz” anlamı vermektedir. Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz. Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor. (TDK, 2021) “Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi beklenen şey”i düşünelim bu noktada. İmgeyi. Esasen imge de mecaza dair bazı anlam parçalarını içeriyor. Elbette bu bilgilendirmenin bir yönü de düşünmeye yöneliktir. Metaforik ve görüntüsel (imgesel) olarak. Bahse konu düşünme; bir düşüme biçimi olarak metaforik düşünme. Bunun altında olan husus, estetik bağlamında, görev dışı olarak, düşünsel oluşumu ortaya çıkaran ve düşünme biçimlerini, belirten özelliklerdir.

Tekrar bellek meselesine dönmek istiyorum bu noktada. Belleğin işlevinin ve alanını Gökhan Tunç şu şekilde açıklıyor:

“Bellek, farklı nicelikler ve niteliklerde olmakla birlikte, şairlere önemli bir malzeme sunmaktadır. Kimi zaman geçmişteki anları sunmasıyla kimi zaman şiiri oluşturma sürecinde kimi zamansa anlık uyarıcılar karşısındaki konumlarıyla çoğu şair için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Belleğin söz konusu önemi, onun şairler tarafından nasıl alımlandığı sorusunu ortaya çıkarır. Bahsedilen soru; işlevsel bir değere sahiptir çünkü bu soruyla birlikte şairlerin geçmişi ve ya anılan anı nasıl algıladıkları da ortaya çıkabilecek, şairler tarafından belleğin algılanışının süreç içerisinde değişip değişmediği, değiştiyse bunun anlamının ne olduğu konusunda fikir yürütülebilecektir.”(Tunç, 2015)

“Şiir ve Bellek” (Tunç, Şiir ve Bellek, 2020) adlı eser akademisyen Gökhan Tunç imzalı. Ötüken Yayınlarından 2020 yılında çıktı. İlginç ve çalışılmış bir kapak selamlıyor okuru. Bir insanın dış dünyası ile iç dünyası arasında geçişgenlik, bu geçişler için de daha çok dış dünya gereçlerinin kullanımı kompoze edilmiş. İnsanın yatay ve dikey yaşantılarının birlikteliği, yüzeysel olan yatay yaşantının, içsel olan dikey yaşantı için bir kullanım ve veri toplama alanı gibi düşünüldüğü gösterilmiş.

Kitap ön söz ve giriş haricinde üç ana bölümden oluşmuş. İlk bölümde metafor, ikinci bölümde bellek anlatılmış. Üçüncü ve asıl bölüm ise “Modern Türk Şiirinde Bellek Metaforları” adıyla kitabın en geniş bölümü. Giriş kısmında yazar ‘belleğin gizemi’ üzerinde duruyor. “Bilim dünyasında uzun yıllardır gösterilen çabalara rağmen belleğin doğasının ne olduğu ve tam olarak nasıl çalıştığı il ilgili tartışmalar nihayete ermiş değildir.” (Tunç, Şiir ve Bellek, 2020, s. 13) Sözü kendi toplumumuza getiren yazar; hafızası güçlü insanların ayrıcalıklı bir statüye sahip olduğunu ifade ederken hafızlık müessesine de değinip sözü şiire getiriyor. Yahya Kemal’in güçlü hafızası ve tarih bilgisi sayesinde “Yahya Kemal efsanesi” oluştuğunu ifade ediyor. Elbette bu değiniler belleğin kullanım sahasıyla bağ kurularak yapılıyor.

Sonraki kısım Metafor kavramının anlatıldığı 13 sayfalık önemli bir bölüm. Şiirle ve genel anlamda sanatla ilgisi olan herkes için önemi açıkça ortada bu bölümün. Bu kavramın sınır ve uzamı kadar sunulan bibliyografya da önemli. Aristo’dan başlayarak günümüze dek getirilen bir tarihçe ile süslenmiş kullanım alanları var. Metaforun işleyişi ve amacı mesela… “…amaç bir unsuru başka bir unsur aracılığıyla daha iyi anlamlandırmaktır.” (Tunç, Şiir ve Bellek, 2020, s. 22 ) Metaforda Alımlayıcının Konumu… “Bir metaforun “söylediği”, “yaptığı”, ya da “kastettiği” şey bağlamın değişmesiyle belli ölçülerde değişir.” (Tunç, Şiir ve Bellek, 2020, s. 24) Metaforların Önemi… Bu bapta ‘sfenksin sorusuna Oidipus’un iki kavramsal metaforu çözerek cevap vermesi’ ni örnek olarak sunabiliriz. Bu kısımda kafamda canlanan “metafor öldürür mü yaşatır mı?” sorusunun da cevabını almış oldum. Dil Metafor ve Düşünce başlığı da önemli. Bu bağlamda sorulan bir soru ve ona verilen bir cevap önemli. Soru: “Düşünce mi dili yoksa dil mi düşünceyi belirler? Cevap: “Daha yaygın olan görüş bir kültürün dilini, bu kültürün düşünme biçiminin belirlediğine ilişkindir.” (Tunç, Şiir ve Bellek, 2020, s. 28) Edebi ve Gündelik Dil Arasında Metafor başlığı da ilginç ve bir o kadar önemli. “Şairler gündelik dilden ve düşünme biçiminden aldıkları beylik malzemeyi dönüştürüp şiirsel olana aktarmak için ‘alanını genişletme’, ‘sorgulama’ ve ‘birleştirme’ gibi araçlardan yararlanır.” (Tunç, Şiir ve Bellek, 2020, s. 32)

Kitabın ikinci bölümü Bellek Kavramı üzerine ve 16 sayfa. Bu bölümde Bellek Kavramı değişik disiplinler açısından açıklanmış. Felsefe, bilim, sinema vb. Bu hususta örneklik açısından şu cümleyi alalım: “Günümüzde, bellek metaforları, çağın koşullarıyla uyumlu olarak teknolojik ve dijital bir niteliğe sahiptirler. Bu yönüyle bilim dilinde bellek metaforlarının alımlanışı ile sinemada bellek metaforlarının konu edilmesi arasındaki paralelliğin altı çizilmelidir.” (Tunç, Şiir ve Bellek, 2020, s. 53)

Son bölüm “Modern Türk Şiirinde Bellek Metaforları” kitabın en geniş ve verimli bölümü diyebilirim. Bu çıkarımı yazarın bir cümlesi ile açmak gerekiyor: “Şairler çoğunlukla, gündelik dilde var olan kavramsal metaforları genişleterek, ayrıntılandırarak veya birleştirerek şiir diline aktarırlar.” (Tunç, Şiir ve Bellek, 2020, s. 59) Bu bilgiyi verdikten sonra bu paragrafın ilk cümlesinin açıklamasına devam mahiyetinde ilave edeyim: Enis Batur’dan Behçet Necatigil’e; Ahmet Hamdi Tanpınar’dan F. Hüsnü Dağlarca’ya, Cemal Süreya’dan Cahit Zarifoğlu’na pek çok sanatçının bellek metaforunu kullanımı ile ilgili örnek ve açıklamalar verilmiş.

Hülasa bu eser hem edebiyat hem de akademi dünyası için kaynak niteliğinde. Hem sunduğu bibliyografya açısından çok kıymetli hem de kaynakların yazarın düşüncesinde bağlama rahatça yerleşmesi bakımından. Çünkü kaynakların bağlamında kullanılması da belirli bir yazı birikimine işaret ediyor. Diline iki yönlü bakılması gereken bir eser. Önce, yaşayan Türkçe anlamında çok kıymetli. İkinci olarak da, bu tür kuramsal metinlerin genelinde bulunan, orijinal dilden “kuşdili Türkçesi”ne çevirme hastalığı ya da kitap telifse, jargona döndürme telaşı yok. Bu cümleleri “Türkçe Estetik Kitabı” arayanlar için tavsiye sadedinde söyledim. Konuyla ilgisi olanlar kadar, bu konulara girmekte çekingen ve tereddütlü davrananlara da katkı yapacak bu eser için Gökhan Tunç hocaya teşekkür ediyorum.

Kaynakça

https://www.psikolojibilimi.gen.tr/bellek-nedir-bellek-turleri-nelerdir/. (2021). 1 5, 2021 tarihinde https://www.psikolojibilimi.gen.tr/: https://www.psikolojibilimi.gen.tr/bellek-nedir-bellek-turleri-nelerdir/ adresinden alındı

TDK. (2021). https://sozluk.gov.tr/. 1 5, 2021 tarihinde https://sozluk.gov.tr/: https://sozluk.gov.tr/ adresinden alındı

Tunç, G. (2015). BELLEĞİNN AYNASINDAN ŞİİRE BAKMAK: MODERN TÜRK ŞİİRİNDE BELLEK METAFORU. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 255-265. 2021 tarihinde https://www.sosyalarastirmalar.com/: https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt8/sayi37_pdf/1dil_edebiyat/tunc_gokhan.pdf adresinden alındı

Tunç, G. (2020). Şiir ve Bellek. İstanbul: Ötüken.

Ethem Erdoğan - 25.01.2021

,

2794

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin