Soğuk Kazı Kendi Hazineni Bulmak Üzerine, Edebiyat, Ülker GÜNDOĞDU

Soğuk Kazı Kendi Hazineni Bulmak Üzerine yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Soğuk Kazı Kendi Hazineni Bulmak Üzerine

20.12.2021 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU
Soğuk Kazı Kendi Hazineni Bulmak Üzerine

Kendinden, ruhundan, yaşadıklarından, acılarından, uyumsuzluğundan ve yalnızlığından; insanlığın aldığı serüvene okuru tanıklık ettiren Birhan Keskin; dünyayı, yaşamı insanı, insan olmaya anlamaya Soğuk Kazı ile anlatır. Dünyadaki soğumayı, katılaşmayı, insanlardaki acımasızlığını, vicdansızlığını ve vahşetini sorunsallığına yöneliyor. Şiirleriyle, okura doğa penceresini penguenler, buzullar ile Kutuplar'a açıyor. Çehresini de pıtraklı memleketinin İstanbul'undan kaldırıp Bağdat'a, Gazze'ye çeviriyor. Soğuk Kazı'da bir hazine saklı kalmış. Kazılarak gömülü olduğu yerden çıkartılabilir sanki. Birhan Keskin, bu yeni şiir kitabında "Flamingo" gibi kolaylıkla "Yeryüzü Halleri" şiirlerine dâhil edilebilecek şiirler ile "İstanbul", "Sulukule", "Tinerci" ve "Gazze" gibi somut şiirler bir aradadır. Birhan Keskin, "ben"in derinliklerinde başlatır bu kazıyı. Bu eseri Soğuk Kazı ile dış dünyada bu kazıyı sürdürür. Üç bölüm altında 37 şiir'i toplayan Keskin, eserle aynı adı taşıyan son bölümü, tek bir düz yazı şiirden oluşuyor. Çok etkileyici içeriği, tekrarları, yinelemeleri, farklı deneyselliği yanında tipografik basımıyla da oldukça çarpıcı ve dikkat çekici. Dünyayı çok dikkatli okuyan, olayları her türlü koşullandırmaya objektif bakarak, doğal ve toplumsal çevresindeki, insanlardaki olumsuz değişimlerden duyduğu huzursuzluğu, rahatsızlığı, kaygılarını, yakınmalarını ve ruhsal çatışmalarını kazıyor bu eserinde.

Soğuk Kazı eserinde, duyarlılığı okuru derinden sarsar. Şiirlerinde; söyleyen ve anlatandır. O nedenle yürekli, türünü kendi üreten bir eserdir. Kişisel ve narin olduğu için okura güç vermektedir. Yazdıklarındaki içtenliği öylesine etkiliyor ki; duyguların ve acıların gerçekliğine ağlatıyor okuru. Yaşantısı şiirin tonuna vuruyor. Dingin ve huzurlu, huzursuz ve öfkeli hislerin seyriyle dalgalanıyor. Otobiyografik yansımalarla çeşnili şiirler; hayatta olduğu gibi inişler ve çıkışlar fısıldanır, sessizleşir, çığlık atar. Ruh dünyasının çatışmaları, kararsızlığı ve çıkmazlığını oraya çıkarır. Bazen kendi kendine bazen okuruyla konuşur gibi. Şiirin sakin ritmi, bir çığlıkla biter. Sert tonuyla yazdığında bağışlanmayı diler. Yalın ve derin bir dil örgüsü, doğal rahat ve içten bir söyleyiş sezer okur. En derine kazıya kazıya okuru sürükler. Derinden yüzeye okuru süzülerek çıkartır. Kendi derdini okurun derdine içindekileri anlatarak, okur ile anlaşarak hayata eş eder. Açık günlük anlaşılır diliyle yapar bunu. Deyimleri, atasözlerini, türküleri katar. Halk dili ve sözcüklere yer vererek lirik akışın gidişatını değiştirir. Konuşma diliyle şiirlere canlılık kazandırır. Şairanelikten kaçınır.

Doğadaki sonsuzluğa, insanın ölümlü oluşuna, güçsüzlüğüne, çaresizliğine, çatışmalarına bu zamana karşı duranı sorgulatır. Bilim ve teknikteki temeli, dünyada olup bitenlere, savaşlara, soykırımlara, terör ve cinayetlere, taciz ve tecavüzlere, insanlar arası ilişkilerdeki soğukluğa, doğadaki katliam ve kirlenmelere dikkatleri çekerek; var olan gerçekliğin soğukluğuyla okuru yüzleştirir. İnsanlığın aldığı yol "bir arpa boyu" yoldur. Doğayı, dünyayı, çağını, yaşamı, insanları bugünkü haliyle anlamakta zorlanan okuruna; doğadaki çeşitlilik içinde var olan birlik, bütünlük ve uyuma karşılık; toplumda, kendinde, aşkta gördüğü soğukluk, parçalanma, yapaylık, yalan ve katılığın kazınması düşüncesini verir. Tıpkı ölen insanların bedenlerinin ve yanardağ ağızlarında biriken lavların soğuyup katılaşmaları gibi; bedenin soğumasından dünyadaki soğumaya, katılaşmaya, duyarsızlaşmaya geçişin sancılarını sezinletir. 'Bağdat' şiirinde, "Ah ve figan" olmadığı, dalın kırılmadığı, kökün kendisine küsmediği, yuvaların yıkılmadığı, çocukların öldürülmediği günlerden söz eder. Dünyada çektiği ağrıyı, acıyı, savaşları, ölümleri ve yoksulluğu, yankılar. Gazze'deki saldırılara, ölümlere, vurulan çocuklara değinmektedir. Filistinlilerin diliyle konuşur. Duyguların ve ruhun delik deşik olduğunu belirtir; Egemen kültürü sürdürmeye çalıştığı ellerinde selpaklar, soğukta üşüyen, "yarım çocukluk, tuğlasız gençlik" yaşayan ve para kazanmaya çalışan çocukları taşır dizelerine.

Birhan Keskin'in duyarlılığı öylesine hassastır ki "Kederlerini önüne yol yapıp gidenler"in yanı sıra bir taşın ağrısını bile kendi üstüne alır. Akşam, gece, karanlık, mağara, koyu keder, siyah su gibi sözcüklerle oluşturduğu şiirsel imgelerde, anlamsal yoğunluğu çoğu zaman karamsardır. Bu kötü koşullarda yazdıklarıyla insani özü arar Keskin. Bu bağlamda 'Soğuk Kazı' şiirini, iki kişinin sorunlarından insanlığın bütünlüğüne ele almaktadır. "Birbirimize baka baka..." değerlerimizden çok fazla şeyi yitirdiğimizi ve değişime uğradığımızı vurgular. Doğanın bir parçası olarak ona eklemlenmeyi, onunla özdeşleşmeyi isteyen şair, doğal olana, içtenliğe, sıcaklığa özlemini inatla dile getirir. Soğuk Kazı eseri bunları bulmayı arzulamasıdır. 'Jospi'de ise insanları birbirlerine verdikleri sözleri tutmayan, ayrılıktan sonra hiçbir şey olmamışçasına davranan medeniler ve barbarlar olarak ikiye ayırır. Ruhsuzluğu yüze vurmak niyetiyle. Arayışına dahil ettiği okuruyla insani olanı bulmayı amaçlar. Bu yüzden kitabını, arkadaşlığa ve arkadaşlarına adaması oldukça anlamlıdır.

Yazar hakkında: Birhan Keskin1963 yılında Kırklareli'nde doğdu. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. İlk şiirini 1984 yılında yayımladı. 1995-98 yılları arasında arkadaşlarıyla Göçebe Dergisi'ni çıkardı. Çeşitli yayın kuruluşlarında editör olarak çalıştı. Beş şiir kitabı Kim Bağışlayacak Beni ile tek ciltte toplanmış. Onun yanı sıra Ba, 2006'da Altın Portakal Şiir Ödülü'nü kazandı. 2010'da yayımlanan Soğuk Kazı ise 2011 Metin Altıok Şiir Ödülü'nü aldı.

Birhan Keskin

Soğuk Kazı

Metis Yayınları

63 Sayfa


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 20.12.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 12.07.2022 16:58
557

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

1977 yılının Ocak ayında Konya Ereğli’de dünyaya geldi.  Ereğli Lisesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra iş hayatına; Ankara’da IBM Bilgisayar Satış Temsilcisi olarak atıldı. İstanbul’da kendi şirketlerini kurana dek çeşitli işlerde çalıştı. İstanbul’da yaşamakta. Kütüphanesini oluşturduğu yirmi üzeri alandaki, beş bini aşkın kitabının anlamını, canına okudu. 

Bilgisayar, dil, gitar, estetisyenlik alanlarında eğitimler aldı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yirmi şehri, kültürel gezme imkanı buldu. Kitaplara, yazmaya, tablolara, eski ve yeni objelere, tüm renklere ve dört sitil yüzmeye tutkun. “O kadar derinim ki” diyen okyanusu kıskanmakta.

18.08.2020 tarihinde Kitap Haber ailesine katıldı. Kitap Haber Kültür Sanat Editörü olarak biteviye yazmaya devam etmekte. Kitap Haber Dergisi, Yolcu Dergisi, Şehir ve Kültür Dergisi, Teferrüc Dergisi, Aydos Edebiyat Dergisi’nde yazdı ve yazmakta. İlk yazmaya amatör olarak bir roman ile başladı. Şu ana kadar bir roman, bir deneme, bir öykü, bir Kadıköy’ün Semtleri, iki değerlendirme dosyaları; en güzel haliyle gün yüzüne çıkmak için naçizane enikonu hazırlanmakta. 

1998’de evlendi. Bir oğul ve bir kız evladı var. Ailesi ve kitaplarıyla huzurlu bir yaşamın diğerkâm ve müptezel yolcusu. Bibliyomani değil sadece bir kitap daha okuyacak…

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 105 yazı bulunmaktadır.

Yorumlar
  • Hamiyet Ertekin 2021.12.20 11:02

    Maşallah barik Allah, Harikasın canım