Swann’ların Tarafında Doldurulamayan Boşluklar, Edebiyat, Resul BULAMA

Swann’ların Tarafında Doldurulamayan Boşluklar yazısını ve Resul BULAMA yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Swann’ların Tarafında Doldurulamayan Boşluklar

21.05.2021 09:00 - Resul BULAMA
Swann’ların Tarafında Doldurulamayan Boşluklar

Bir çocuğun anne özlemi etrafında hayatı izleyişinden nereye varabiliriz ki? Proust, Swann’ların tarafı veya Guarmantes tarafından bakarak bize ne söyleyebilir? Aslında anlatılan hikâyelerin hangi tarafta olduğunun bir önemi yok. İnsana, davranış biçimlerine, davranışın özündeki tutarsızlıklara dair bir sorgulama izleyeceğiz birlikte. Hangi taraftan okursak okuyalım kendi davranışlarımızın kökenine inmiş olacağız. Karşı tarafta olduğunuzu düşünerek rahatça okuyabileceğinizi söyleyemem. Şimdiye kadar çok büyük anlamlar yüklediğiniz tutumlarınızı irdeleyince rahatınız kaçabilir. Doğrudan size yönelmeden, bir edebi metin aracılığıyla size ayna tutulacağı için bir nebze rahat olabilirsiniz.

Oğuz Atay’ın kelimelere bir anlamı olmadığını vurgulayarak yüklediği anlam gibi, kavramlar üzerinde düşünmemizi istiyor Proust. Kayıp Zamanın İzinde serisinin yazarının neden birçok yazara ilham verdiğini daha iyi anlıyorum şimdi. Proust, bizim sıradan gördüğümüz birçok detay üzerinde düşünmüş ve bunu tanımlamış. Ve bu tanımlamayı yaparken o kadar yalın bir anlatımla bunu bize aktarıyor ki, sanki daha önceden bunu biliyormuşuz gibi geliyor bize...

Hikâyeyle birlikte ısrarla vurgulanan resim, müzik sanatı ve zevki hep ön planda olmaya devam edecek. Tanpınar gibi musiki eşliğinde hikâyenin devam ettiğine şahit olacağız. Tanpınar dediğimizde, Yahya Kemal ve Proust mutlaka aklımıza gelecektir. Proust dediğimizde de Bergson ve “zaman teorisi”. Bu açıdan değerlendirdiğimizde Tanpınar anlatımlarındaki müzikal akışın kaynağını da burada görmüş oluyoruz. Özellikle yazarın, eserin tüm aşamalarında ısrarla yer vermiş olduğu Vinteuil’ in sonatını incelemenin sonuna bırakarak Proust ile birlikte Kayıp zamanın izindeki yolculuğumuza devam ediyoruz.


Şimdi yazarın hangi kavramlar üzerinde bizi düşünmeye davet ettiğine birlikte bakalım:

- Alışkanlığın uyuşturucu etkisi,

- Karşımızda acılar ve adaletsizliklerle karşılaştığımızda görmezden gelme,

- Sosyal kişiliğimiz bize ait midir, yoksa başkalarının düşüncelerinin yarattığı bir şey midir?

- Kişisel imaları saklama yeteneği,

- Aşk yekpare bütün bir duygu mudur, yoksa diğer duyguların eşliğinde dönüşümler yaşar mı?

- Geçmişi hatırlamak bizim elimizde midir, yoksa başka duyguların içinde tesadüfi olarak mı ortaya çıkar?

- Gerçek hayatta kalbimizin geçirdiği değişimlerin yavaş yavaş geliştiği için bu değişim duygusunu fark edemeyişimiz,

- Yazarlık ve büyük yetenek kavramlarının kabul süreçlerine kadar görmezden gelinişi,

- Aşk ve fiziksel görünüm ilişkisinin sadece kadınlarla sınırlı olmadığı, erkeklerde üniformalı olanların daha çok tercih edilmesinin altındaki gerekçeler,

- Kendi tutkularımızın yeteri kadar farkına varmamız mümkün müdür, yoksa dışardan bakıldığında mı görünebilir?

- En içten insanların bile riyakârlıkla yoğrulmuş olduğu, birisiyle yüz yüze konuştuktan sonra o kişi sırtını döndüğü anda kendisiyle ilgili konuştuklarını bir kenara bırakışımız,

- Bir insan âşık olmak için bazen ona sahip olamayacağımız hissinin ağır basması yeterliyken bazen de ona ulaşma hissinin ağır basmasının yeterli oluşu,

- Gençlik ve yaşlılıkta aşkta beklentiler farklı mıdır? Gençlikte bir kadının kalbine sahip olmak yeterliyken, yaşlılıkta sırf âşık olma zevki ön plana çıkar mı?

- Âşık olmak âşık olunan kişiyle mi ilgilidir, yoksa zamansal açıdan mı bir tesadüf müdür? Âşık olma zamanı geldiğinde o anda kime tesadüf ettiğinin bir önemi yok mudur?

- Aynı şekilde zevklerimizin yöneldiği nesnelerin kendi içlerinde mutlak bir değeri var mıdır yoksa dönemsel ve sosyal sınıfla mı ilgilidir?

- Çoğunlukla bir insanı doğru değerlendirmek için toplumdaki şöhretinin tam tersinin doğru olduğunu düşünebilir miyiz?

- Bir âlim veya sanatçının entelektüel üstünlüğünü kabul ederken fikirlerinin üstünlüğü mü yoksa iyi kalpliliği mi daha çok dikkate alınır?

- Aşk, minnet ve menfaat arasında hangi duygu daha baskın olarak öne çıkar?

- Sevgili, metres ve hediyeleşmede sınırlar nerde başlar, nerde biter?

- İki sevgiliden birinin aşırı derecede sevmesi, diğerini yeterince sevmekten alıkoyar mı?

- Hazırlıksız yakalanan yalancılar uydurdukları hikâyeyi gerçeğe benzetmek için doğru ayrıntı eklerler mi?

- Bir konuşmada yer alan ayrıntılara takılıp asıl aradığımız gerçeği gözden kaçırır mıyız?

- Aşkla ölüm arasındaki benzerlik sadece bilinmeyen muğlaklığıyla mı ilgilidir?

- Mutluluk sevdiklerimizin elinde olmaktan çıkınca bu bizi cesaretlendirir mi?

- Yaşadığımız mutluluğu göremeyip kendimizi bedbaht mı sanıyoruz, yoksa bedbahtlığımızı göremediğimiz için mi mutluyuz?

- Aşk ve kıskançlık dediğimiz duygular tek ve bölünmez bir bütün müdür, yoksa kesintisiz bolluğu nedeniyle bir bütünlük hissi mi uyandırır?

Daha fazlası da vardı bu sorgulamaların, arkası kesilmeyen kavramlardaki boşlukların. Proust anlatımındaki çok yönlülük dolayısıyla bunların arasından en ilgimi çekenleri paylaşmak istedim. Kısaca yer vermeye çalıştığımız konular birkaç cümleyle geçiştirmenin ötesinde, okurların da sorgulamasına imkân tanıyan bir zenginlikteydi. Maddeler halinde yazılan incelemede kopukluklar olacağının farkındayım. Daha sonra okuyacaklara bir ışık tutması açısından metnin akıcılığı pahasına böyle bir yöntem tercih ettim. Yazarın özel hayatındaki çelişkilerinin ve kitabın içindeki yansımalarının farkında olarak ve bir kenarda tutarak kitabın edebi yönüne dikkat çekmek istedim.

Bu kadar yoğun aforizmalardan sonra kitabın arka kapağındaki hem trajik, hem komik roman özelliklerine yapılan vurguya uygun olarak, ilgimi çeken benzetmeleri paylaşıyorum.

Benzetmeler:

- “Yüzmeyi yeni öğrenen, suya atlamak için etrafta fazla kimsenin olmadığı bir anı seçen yüzücü gibi, ani bir kararlılıkla.”

- “İki dakika önce size kuşkuyla bakan, ama açıklamalarınızı dinledikten sonra vizenizi verip bavullarınızı açmadan geçmenize izin veren bir gümrük memuru edasıyla.”

- “Karısının sapkınlığının kökenini kazıyamayan bir engizisyon yargıcının öfkesiyle.”

- “Tıpkı sakarın teki ansızın gelip yaralı bir adamın tam ağrıyan yerine dokunmuş gibi.”

- “Tıpkı uykusunu alamamış bir çocuk gibi, yorgunluktan ağlamak isterdi.”

- “Bir hayvanın kafese ilk kapatıldığı saatlerdeki telaşını sergileyerek,”

- “O zaman, önüne konulan şekilsiz bir sudan, akvaryumunda yaşadığı sürece günde yüz kere su zannederek cama çarpacak olan hafızasız ve beyinsiz bir balıktan farksızsın demektir.”

Kayıp Zamanın İzinde serisi, Marcel Proust'un hayatının son 17 yılında yazdığı bir romandır.

Seri, yedi ciltten oluşmaktadır:

  1. Swann'ların Tarafı
  2. Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
  3. Guermantes Tarafı
  4. Sodom ve Gomorra
  5. Mahpus
  6. Albertine Kayıp
  7. Yakalanan Zaman

Değerlendirmeye çalıştığımız bu serinin ilk cildinde Proust, çocukluk yıllarına ve çocuğun çevresine duyduğu hayranlığa vurgu yaparak serinin temellerini oluşturur. Yazarın çocukluğunda yaşadığı rahatsızlığın yaşamı üzerindeki etkilerini görebileceğimiz bu eserinde, aynı zamanda gözlem yeteneğinin de ne kadar derin olduğuna vurgu yapabilmek için kısa maddeler halinde bir çerçeve çizmeye çalıştık.

İncelemenin başında yer verdiğimiz Vinteuil’ in sonatını anlatırken yazarımız şu ifadelere yer verir: Önce piyano tek başına, eşi tarafından terk edilmiş bir kuş gibi sızlandı; keman onu işitip, adeta yandaki ağaçtan cevap verdi. Sanki dünyanın başlangıcıydı, sanki henüz yeryüzünde, daha doğrusu, diğer her şeye kapalı, bir yaratıcının mantığı tarafından kurulmuş ve ikisinin ebediyen yalnız kalacakları bu dünyada, yani bu sonatta, ikisinden başka hiçbir varlık yoktu.(s.329)

Bu kadar bahsettikten sonra sonatın linkini buraya iliştirelim.

https://youtu.be/u-F98knpuRQ

Son olarak da kitabın her bölümünde tekrarlarına yer verilerek eserin ritmine katkı sağlayan alıntıya…

Kalbinizi de burada unutsaydınız keşke, onu iade etmezdim size.(s.209)

Swann’ların Tarafı (Kayıp Zamanın İzinde Serisi 1. Kitap)

Marcel Proust

Çev: Roza Hakmen

YKY 22. Baskı

400 Sf.


Yazar: Resul BULAMA - Yayın Tarihi: 21.05.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 17.05.2021 11:40
404

Resul BULAMA Hakkında

Resul BULAMA

1974 yılında Sakarya’da dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetiminde yüksek lisans yaptı. Kamu sektöründe çalışıyor. Öykü ve kitap incelemesi ile meşgul.

Her okurun kitaptan alacağı ve aktaracağı mesajın bir zenginlik olduğuna ve bu yorumun kağıda döküldüğünde okumanın tamamlandığına inanıyor. 

Resul BULAMA ismine kayıtlı 9 yazı bulunmaktadır.