Üç Ay Yatakta - M. Turhan Tan, Düşünce, Misafir Köşesi

Üç Ay Yatakta - M. Turhan Tan yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Üç Ay Yatakta - M. Turhan Tan

29.01.2011 23:03 - Misafir Köşesi
Üç Ay Yatakta - M. Turhan Tan

Ferit Genç, Kitaphaber için kaleme aldı...

Günümüzde unutulmaya yüz tutan yazarlardan biri olan M. Turhan TAN. Asıl adı Mehmet Samih Fethi'dir. Milli Mücadele döneminde Sivas Mebusudur. M. Turhan Tan imzasıyla yazdığı konusunu tarihten olan romanlarıyla tanınır. 30 kadar olan bu tür romanlarının bazısı tefrika hâlinde gazete sayfalarında kalmıştır.

Gürcan Çağdaş bir makalesinde M. Turhan Tan hakkında şunları dile getirmektedir: "Yaşadığı yıllarda büyük bir sessizlik içinde eserler ve fikirler ürettiği için hiçbir zaman kıymeti bilinmemiş bir büyük deha idi. Bu önemli düşünürümüzün bazı eserleri Almanca ve İngilizce gibi dillere de çevrilmiştir. En ünlü eseri önce İngilizce yayınlandıktan sonra Türkçe ilk baskısı 1951′de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yayınları arasında çıkan Kültür Değişmeleri'dir. Mümtaz Turhan'ın, bundan elli yıl önce yaptığı tespitler önemini korumaya devam ediyor. Bu büyük düşünürümüz, memleketinin meselelerine çözüm bulmak için ömrünü düşünceye ve toplumumuza adadı. Toplumumuz, Mümtaz Turhan gibi düşünürlere kayıtsız kalarak geçen yıllarını boşa harcadığı gibi geleceğini de tehlikeye atıyor. Memleketi tanımayı ve tanıtmayı kendisine dert edinmiş olan büyük düşünürdür."

Mümtaz Turhan'ın ölümünden hemen sonra Hayat Tarih Mecmuası'nda yapılan bir değerlendirmede şu satırlar vardır:
" … Mümtaz Turhan, pek kısır olan son çağ Türk düşüncesinin birkaç şahsiyetinden biridir. Türkiye'nin ve Türk toplumunun Doğu medeniyetinden Batı medeniyetine geçme çabası ve bu çabanın tarih" tahlili üzerinde yapılan ilk ciddi" deneme olan ve yazarın şaheseri sayılan Kültür Değişmeleri'nden sonra, gittikçe daha aktüel mevzuları işledi. Çağdaş medeniyet seviyesine çıkabilmemiz için lazım gelen şartlar üzerinde çalıştı. Ölüm kalım davamız olan bu kalkınma meselesinde, hayale olduğu kadar ümitsizliğe de yer vermeden, tamamen ilm" ve gerçekçi incelemeler yaptı."

Eserleri Farsçadan Türkçeye çevrilmiştir. Servet-i fünun edebiyatından etkilenerek ağır bir dil kullanmıştır. Tasvir-i Efkar, Tercüman-ı Hakikat, Servet-i Fünun, İçtihat, Rebab, Cumhuriyet, Tan vb. gibi gazetelerde makalelerini yayınlamıştır. Yalnız eserlerindeki anlatımı akıcı bir üslup ile anlatmıştır.

Çağrı yayınlarının elli yılı aşkın bir süredir yayınlanmayan Mümtaz Turhan Tan'ın eserlerini okuyucular için tozlu raflardan indirip gün yüzüne çıkarması ve insanımıza geçmişteki tarihimizi başka bir yazarın üslubuyla bütün eserlerini bir külliyat halinde okuyucusu ile buluşturması yayıncılık kuruluşu açısından övgüye değer bir çalışma niteliğini kazandırmıştır.

Yazar "Üç Ay Yatakta " adlı eseri 1933 yılında yazmıştır. Eser iki bölümden oluşur:

Bir Hastanın Defteri

Evli ve bir çocuk babası olan Kalender buna rağmen hayatında üç yıldır karşılıksız olarak kimseye söylemeye cesaret edemediği bir aşk ile tutuşmuştur. Meyhaneye gitmesindeki amacı aradığı sevgiliyi bulup en azından onunla beraber zaman geçirebilmektir. Ama bu arzusu hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Ve içkinin onda göstermiş olduğu güzellikle, gördüğü diğer cariyeleri hep sevdiği kızın simasına benzetmiştir
Kadıköy onun huzur bulduğu bir cennet mekânıdır. Onun için mutluluğun kapısını aralayan üç şey; mehtap, dere, saz ve içki! Osmanlının zevk ve eğlence dönemlerinin olduğu dönemi ele almıştır. Önceden hayatına zevk katmak için mutluluğu içkide arar. Bu hobisi zamanla yerini umutsuz bir aşkı unutmak içmesine sebep olur.

Kalender; bir gün eğlenmek için gittiği meyhane de rakı içerken gözüne birisi ilişir. Cesaretinin hat safhada olduğu ruh haliyle cariye ile bir kadeh rakıyı tokuşla tır. İçkinin etkisiyle sarhoş olan kalender tanıştığı cariye ile geceyi beraber geçirmek için anlaşırlar. Yalnız bir anlık ruh hali bu yaptığının iyi bir davranış olmadığını anlar ve evinin yolunu tutar. O gece meyhaneden çıktığı gibi evine gelip yatar. Gece kötü bir rüya ile birden uyanır. Rüyasında tanımadığı bir kişinin onu kovaladığını görür. Ve çok geçmeden yakalanır. Ardından adam elindeki bıçağı Kalender'in kalbinin ortasına saplamaktadır. Büyük bir korkuya kapılan Kalender tabiatıyla yıkılmıştır ve bağrışmaları ile birlikte içindeki kaostan uyanır. Uyandıktan sonra kalp ağrısı giderek daha da ağırlaşır. Bunu fark eden Kalender çareyi doktoru aramakla bulur.

Kalender'in hastalığı gün geçtikçe artmıştır. Artık gelen doktorlar hastanın durumunu yakından takip etmek için günde 3 defa hastasını kontrole gelirler. Yalnız bu Kalender'in iyileşmesi için yeterli olamamıştır ve artık tanıdık profesör doktorlar, Kalender'in iyileşmesi için çaba sarf etmişlerdir. Kalender'in yakın dostlarından birisinin tavsiyesi üzerine tezini Fransa'da yapan bir profesör doktor getirilmiştir. Yalnız bu doktorun hastası için önermiş olduğu reçete tezini sunarken ele aldığı konuyu ele almıştır. Doktor; "Ekmekte un, dolapta tahta, kılıçta demir esaslı rol oynarsa; tabiatta su, toprak, hava, ateş ne ise vücutta ahlâtıerbaa da odur. Bunların aralarındaki uygunluk bozulursa perhize müracaat zarureti husule gelir. Perhis heesen muvazenesiz bir terazi özlerini bir hizada tutmak için yüksekte kalan tarafa konulmuş dirhemdir" diyerek tezinde yaptığı "risaleyi" iyileşmesi için önermiştir. Reçete de kastetmek istediği; faniliklerin hayatın kıymetsizliğinden, sağlıkta hastalığın hakikatle bir oluşundan bahsetmesinden bir mana içeriyor.

Diğer doktorlardan 2 tanesinin farklı bir bakış açısı ile Kalender için şifa sunmuşlardır. Birisi gıda ve çeşitli yemeklerin yemesini önerirken bir başka doktor ise hastalığının bir psikolojik olarak algılayıp onun için müzik ve şiir dinlemesini tavsiyede bulunmuştur. Ve divan şarkıcısı Nedim'i tavsiye emiştir. Hastalığı süresince toplam 14 doktor Kalender'in iyileşmesi için bilgi ve tecrübelerini ortaya koymuşlardır. Nitekim hiçbiri Kalender'i ayağa kaldırmaya güçleri yetmemiştir. Çünkü aslolan tedavisi aşktır.

Bir gün evine gelen bir düğün davetiyesi üzerine her şeyin bittiğini anlayan Kalender artık ait olduğu aile hayatından başka bir şey düşünmez. Çünkü var olan ümitleri sevdiği kızın evlenmesi ile son bulmuştur. Ve ona son bir defa yazmış olduğu bu beyit ile sevdiği kıza içten duygularıyla haykırmıştır.

Kurban, vefatem, bevefatem güzeri kün
Ta, but meğer biş nevem ez ranei tabuk

Ve böylece doksan gün sonra eski haline dönüp ayağa kalkabilmiştir…

Dağda Başladı, Bağda Bitti

25 yaşında ki bir genç kız ile 45 yaşlarında ki evli bir erkeğin dağda başlayıp, bağda biten aşkını konu alır. Nazıme; gülen, güldüren, hayata neşe ile bakan bir genç kızdır. Etrafındakileri kızlar ve kadınlar şakraklıklarını hep ondan alırlar. Neşeli bir hayat süren, zeki ve idealist bir kız olan Nazıme çevresinde hep beğeni toplayan bir kızdır. Batıl inanışlara sahip bir yapıya sahip olan Nazıme ve arkadaşları bazen Alemdağı denilen bir yere mehtabı seyretmeye giderler.
Alemdağı, yıllardan beri İstanbul'u kucağına çağıran bir gezinti yeridir. Binlerce kişinin kalplerinin dertlerini dinlemiş bir huzur yeridir. Ordaki yaşlı ağaçların dalları ve solan yaprakları, birbirlerini bulmak arayışında olan gönüllerin başka yerde bulunmayan bir sihir mabedi olarak görülüyor. Evli ve 45 yaşlarında olan Orhan, Lazıme'ye aşıktır. Lakin Orhan'ın hem yaşlı hem de evli olması bu aşkı kendi içinde bir sır olarak saklar.

Aşkın itirafı bir nevi doğurmadır. Annelerin dünyaya çocuk getirirken çektikleri o kutsal ıstırabı, sevgililerine ilk defa aşklarını söyleyenler de aynı kuvvet ve kutsiyetle duyarlar. Aşk başka çeşit tasavvur etmez. Nazıme için aşk; sinema artistlerinin resimlerden albüm yapmamış bir zavallı kadar gülünçtür. Zamanla aralarında bir ilişki başlar. Ve Nazıme, Orhan'ı bir bağ eğlentisine davet eder. Nazıme'nin bakışlarındaki umursamaz tavırlarına dikkat çeken Orhan kendince yeni bir şeyin doğduğunu anlamıştır. "Kırılan ümit, doğan hakikatti." Ve Nazıme bağdan ayrılırken cebinden çıkardığı mektupları Orhan'a uzatır. Ve son söz olarak:

"Dağda başladı, bağda bitti." der.

Eser genel olarak yabancı kelimelerin sık kullanmasıyla ağır bir dil kullanmasına rağmen anlatımı akıcı bir üslup ile anlatmıştır. Genel itibari ile sürükleyici bir eserdir. Her iki konu başlığındaki ana tema olarak Osmanlı dönemindeki aşk teması ele alınmıştır.

Üç Ay Yatakta
Mümtaz Turhan Tan
Çağrı Yayınları
76 Sayfa


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 29.01.2011 23:03 - Güncelleme Tarihi: 12.05.2022 00:30
3162

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 818 yazı bulunmaktadır.