Uğur Cumaoğlu yazdı: Bir Memleket Arayışı: Gönül Dağı

Uğur Cumaoğlu yazdı: Bir Memleket Arayışı: Gönül Dağı

Uğur Cumaoğlu yazdı: Bir Memleket Arayışı: Gönül Dağı

16.12.2020 - Uğur Cumaoğlu
Uğur Cumaoğlu yazdı: Bir Memleket Arayışı: Gönül Dağı

Türkiye’de ‘dizi’ denilince, insanların zihninde birçok farklı tema ve kurguya sahip isim ve örnekler belirebiliyor. Dizi sektörü, ister izleyicinin kalıcı ilgisine bağlı olarak her yıl yeni sezon çalışmalarıyla devam eden dizilerle olsun, isterse ilgi görmediği için final yapan dizilerle olsun, artık büyük bütçelerin konuşulduğu ciddi bir sektöre dönüşmüş durumda. Buna bağlı olarak da reytinglere oynayan ve reklam pastasından daha büyük pay almak isteyen yapımların giderek artması da bunun açık göstergesi.

Özellikle iki bin sonrası yapımların bu mücadelesi, kurgu ve senaryo kalitesi veya diğer yönleriyle sert eleştirileri hak etse de bu durum artık alışıldık bir ‘normal’e dönüştü. Zira toplumsal değerlerimize karşı adeta savaş açan bu diziler, bu savaşı da büyük ölçüde kazandı. Bunlar hafızalardaki ve davranışlardaki yerini yeni yapımlarla korumaya devam ediyor ve bu yapımlardaki iffet sorununun bireysel ve toplumsal davranışlarımız için bir tehdit olduğunun da herkes farkında ve bilhassa sanal platformlar aracılığıyla zihinleri işgal eden ve adına dizi denilen musibetler yalnızca televizyon ile sınırlı kalmıyor.

Örneğin sanal bir plâtform olan Netflix yapımı Bir Başkadır dizisi, bir dergiye ‘laik kesim özeleştirisini yaptı, peki muhafazakâr kesim ne zaman yapacak’ başlığı ile kapak konusu oldu. Bu dizi, empati kurma aracı olmaya çalışan bir diziydi ve tutarsız olarak görülen karşı taraf, böyle açık şekilde hedef gösterilince asıl tutarsızlık ve gerçek niyetler de ifşa oldu. Bunları dile getirmemizin sebebi de sektörün tüm arızalarına karşı yine de umudumuzu yeşerten örneklerle karşılaşabilmemiz.

Bu nadir örneklerden biri olan ‘Gönül Dağı’ dizisi, sadece ekran deneyimi veya bir reyting aracı olmaya çalışan bir dizi değil. Bu dizinin bir derdi var ve bir bozkır hikâyesi olmaktan çok Anadolu’nun ne anlama geldiğini bize anlatmaya çalışan bir yapım. Çünkü Anadolu, nerde olursak olalım, ne yaparsak yapalım, neye dönüşürsek dönüşelim, kaybettiğimizi tekrardan bulabileceğimiz bir ana kucağı ve baba ocağı. Yitirdiğimiz değerlerimizin neşet ettiği, köklerimizin dal budak verdiği, binyıllardır büyüyen ve gölgesinde kendimizi emniyette hissettiğimiz ulu bir çınardır. Aşkın ve aşkınlığın samimiyet olarak vücut bulduğu, bu sevda için ömürlerin adandığı her zaman özlenen memlekettir. Neşet Ertaş’ın Gönül Dağı türküsünde dediği, can özümüzden gizli gizli akan, gönülden gönüle, kalpten kalbe giden o görünmez yoldur.

Gönül Dağı, tam da Anadolu’yu bize memleket kılan bu değerlerin yeniden farkına varılmasını isteyen ve bu değerler unutulduğu için de bu arayışın önemini bize anlatmaya çalışan bir yapım. Çünkü Gönül Dağı bize gerçekliğimizi hatırlatarak terapi yapmakta ve yerini unuttuğumuz kalbimizi bize yeniden hatırlatmaktadır. Özellikle son zamanlarda toplumsal terapi uygulamaya çalışan Kırmızı Oda, Masumlar Apartmanı ve Bir Başkadır gibi dizilerin aslında Gönül Dağı’nın anlatmaya çalıştığı bu gerçeklikten kaçış olduğu da söylenebilir.

Gönül Dağı, bir öğretmen çocuğu olan Dilek’in, çocukluğunda bir süre yaşadığı bir Anadolu kasabasına yıllar sonra dönüşüyle başlayan bir hikâye. Bu hikâyede Dilek kasabaya bir mühendis olarak geri dönüyor ve o zamandan beri onu seven ve umutla dönüşünü bekleyen Taner’le karşılaşıyor. Taner, iki amcaoğlu kaportacı Veysel ve bir iş tutturamayan Ramazan’la birlikte bir uçak yapıp uçmayı deneyen ve böylece yarışmalara katılmak isteyen bir mucit olarak karşımıza çıkıyor. Uçak, bu bozkır hikâyesinde umuda, kararlılığa ve sevdaya taşıyan bir metafor. Kurgu genel olarak kendi uçaklarını yapmaya çalışan Taner, Veysel, Ramazan üçlüsünün ortak hayalleri etrafında şekillense de özelde karakterlerin geçmişi ve yaşantıları ve kaderin onları bir araya getiren ayrıntılarını ön plana çıkıyor. Dizi ilerledikçe bu ortak hayal kasabalının da hayali oluyor ve hikâye bazen romantizme kaçsa da dengeyi sağlayabiliyor ve asıl mecrası olan içtenlikten ayrılamamaya çalışıyor.

Bununla birlikte dizinin seyircide yaptığı asıl etki, karakterlerin geçmişinde saklı ayrıntıların gün yüzüne çıkmasıyla bu yaşam tecrübesinin bir samimiyet süzgecinden geçerek gelmesi ve bu karakterlerin, hayatın yüklediği tüm yükü birbirlerine destek olarak taşımaları. Bu ayrıntılarda bazen Veysel’in eşi Cemile’nin öksüzlüğünü, bazen Sefer’in evlatlık olmasının zorluklarını, Taner’in ablası Zahide’nin kocası hapse girdiği için üç çocukla baba evine sığınmasını ve Sefer’in ona olan sevdasını, bazen Ramazan’ın Asuman’a olan Asuman’dan öte sevgisini görüyoruz.

Dizi, gerek eğlenceli diyaloglarla ve gerek aşkın Anadolu’daki saf ve içten görüntüleriyle izleyiciyi etkilemeyi başarıyor. Seyirci diziyi izlerken girdiği auradan çıkmak istemiyor ve gerçek hayata tekrardan döneceğini hatırladıkça dizinin sürmesini istiyor. Bilhassa karakterlerin diyaloglarda birbirlerinin kalbini işaret ederek ‘ev ve memleket’ olarak nitelemeleri, bunların toplumumuzdaki ortak değerlerdeki yerini, kalpteki ve hayattaki çok yönlü önemini de gösteriyor.

Gönül Dağı, Anadolu’nun her şeyi gönülden yaşayan samimiyetine odaklanıyor, yani aslında toplumumuzun birbirine bağlı olan gönül hafızasının seyirci tarafından fark edilmesini istiyor ve seyirci bunu fark ettikçe de izleyici kitlesi büyümeye devam ediyor. Gönül Dağı, memleket arayışımıza kalbimizi ve ortak değerlerimizi işaret ederek yol gösteren, özellikle memleket olarak zor zamanlardan geçtiğimiz bugünlerde, bir türlü tarif edemediğimiz duygularımıza lisan olan ve seyircinin gösterdiği ilgiyi de fazlasıyla hak eden bir yapım.

Uğur Cumaoğlu - 16.12.2020

,

5414

Uğur Cumaoğlu Hakkında

Uğur Cumaoğlu

Yazar, Şair, Sosyolog, Sinema Eleştirmeni, Talebe.Yazıları ve şiirleri Beyaz Gemi, Temrin, Ayasofya, Bilge Adamlar, Muşta, Yolcu, Temmuz, Birnokta, Yedi İklim, Dergâh, Mahalle Mektebi, Mostar dergilerinde; Edebifikir.com, Kitaphaber.com.tr, Jurnalortadoğu.com da yayımlandı. Yeni Başlayanlar İçin Dünya adlı yayımlanmış bir kitabı var. 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin