Veba Geceleri Üzerine-2, Düşünce, Mustafa ATALAY

Veba Geceleri Üzerine-2 yazısını ve Mustafa ATALAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Veba Geceleri Üzerine-2

08.03.2022 09:00 - Mustafa ATALAY
Veba Geceleri Üzerine-2

Veba Geceleri- Salgın Eserleri-Roman ve Öykü

Orhan Pamuk'un beş yıllık çalışmasının mahsulü olan eser, bir adada oluşan veba salgınını konu edinmektedir. Covid-19 pandemisinin öncesinde başlayan çalışmalar, pandemi ile birlikte yeniden değerlendirilerek geçtiğimiz senenin Mart ayında okurları ile buluşturuldu.

Orhan Pamuk'un eserinde anlatıcı olarak kendisini değil, bir Minger kızını seçtiğini, Mina Mingerli imzasıyla kaleme alınan bir giriş bölümünden öğrenmekteyiz. Bu giriş bölümüyle aslında roman kurgusunun gerçeklik temelinden koparıldığını görsek de, okurun zihninde ancak belirli bir sayfadan sonra somutlaşacak duruma kadar, eserin kendi gerçekliğinde akmasına bir zemin hazırladığını da belirtmeliyiz.

İkinci Abdülhamit dönemi olan 1901 yılında, kardeşi V.Murat'ın kızı Pakize Sultan ile eşi doktor Nuri Paşa'nın evlenmesinden hemen sonra, Çin'e özel olarak gönderilen heyetin katıldığı bir gemiye son anda dahil edilmesi ile başlayan eser, bir adada başlayan salgın ve bu salgının getirdikleri ile devam etmektedir.

Uzun yıllar sonra veba hastalığı ile ilgili kaleme alınan bu eserin, bugünün salgın ortamından bağımsız olarak, sadece hastalık olan bir salgından bahsetmediği, toplumun "salgın" görülen bazı tutumlarının bireylerin gelişmişlik düzeyi ile irtibatını da kurarak farklı kültür ve toplulukları bünyesinde barındıran bir adada ihtilal ve bağımsızlık mücadelesine nasıl dönüştüğünü de ifade edecek geniş bir yelpazede oluşturulduğunu görmekteyiz.

Salgın eserleri genellikle, hakikatin bir cüzü olduğuna okuru ikna mahiyetinde, eserin girişinde bir salgın eserine atıfta bulunarak başlar. Veba Geceleri de Alessandro Monzoni'nin Nişanlılar isimli eserinden bir alıntılama ile başlamaktadır: "Günümüz yazarlarından hiçbiri bu belgeleri inceleyip birbiri ile karşılaştırarak veba felaketinin gerçek bir tarihini yazmaya girişmemiştir. (Pamuk, 2021, s. 8)

Ülkemizdeki salgın eserlerinin genellikle öykü türü olarak kaleme alınması; salgının sadece bir yönüne, anlık bir duygu durumuna veya iktidar-toplum ilişkisinde hakikati perdeleyecek bir parodiye odaklanmayı kolaylaştırmaktaydı. Roman gibi kapsamlı bir zeminde salgının bütün boyutlarına değinilen bir eser oluşturmak yerine öykü ile salgının sadece bir yönünü ele almak belki de yazarlarımızca en kolay yol olarak seçilmiştir. Ayrıca öykülerin yazıldığı dönemde salgın hastalıkların giderek kontrol altına alınmış olması yanında, yazarların dikkatini celbeden toplumsal meselelerin ülkemizdeki fazlalığını da hesaba kattığımızda bu alanın bakir kalmasını kısmen açıklayabiliyoruz. Öykünün imgesel zeminde ilerlemesi, detaylı sağlık bilgilerine vakıf olmadan kapalı anlatıma müsait olması, kronolojik bir zemine ihtiyaç duymaması ve salgın kavramlarının cüzi kullanımına imkan tanıması bu tür üzerinden eserlerin ele alınımını kolaylaştırmıştır.

Romanda salgını kontrol etmede önemli rol üstlenen, karantina kurallarını oluşturan, hasta ve hastane ilişkisini düzenleyen, ticareti ve dış ilişkileri salgın temelli tertipleyen, salgının seyrini günlük takip eden, tedavi yöntemlerini araştıran, toplumsal kaosu gideren, hastalık karşıtlarını ikna eden, yer yer toplumsal düzeni sağlamakta sert yüzünü gösteren, bulunulan yeri yöneten bir iktidara direk veya dolaylı değinilmelidir. Böylece iktidar-toplum ilişkisine inmenin zorunluluğunu düşündüğümüzde, iktidarın eleştirileri kabul edebilecek bir yapıda olmasının roman oluşumunda önemli bir boyut olduğunu da belirtmeliyiz.

Öykünün dilden dile yayılan sözsel kültürün bir ürünü de olduğu gerçeğini ortaya koyduğumuzda, toplumun öykü ile ilişkisinin roman türünden daha fazla olduğu görülmektedir. Bir de romanın batı toplumunun yüz karası suçları meşrulaştırıcı pozisyonu ve sinsi kötülük temelli oluşumu roman türünün topraklarımızda daha geç benimsenmesine neden olmuştur: "Divan Edebiyatında roman yok. Niçin olsun? Batının ilk romanlarından biri 'Topal Şeytan'. Kahraman evlerin damını açar, bizi yatak odalarına sokar. Roman başlangıcından itibaren bir ifşadır. Osmanlı'nın ne yaraları vardır, ne yaralarını teşhir etme hastalığı…" (Meriç, 2021, s. 121)

Batıda oluşturulan salgın eserlerine göz attığımızda öne çıkan üç beş eser dışında yazılan eserlerin kısa roman veya öykü olarak tertip edildikleri görülmektedir. Kült eser Decameron, ayrı bir tür olarak esas meselesini salgın üzerinden toplumdaki ahlaki bozulmayı dile getirici bir misyon üstlenir. Roman kendi içinde öykülerle kurgusallığını bütünler. Bu öyküler ise erotik temaların öne çıktığı tensel zevke dayalı anlatılardan oluşur. Kırsal alanlarda boş bırakılan evler Decameron'daki gençlerin iktidarlarını yönettikleri birer karantina devletçiklerdir. Her güne bir kral/kraliçe olması salgındaki iktidar boşluğunu dolduran otoriteyi temsil ederken, tensel zevkin sadece öykülerde kalması ahlaksızlığın içindeki ahlaki duruşun ancak dinin yaşanılabilir yönü ile sağlanacağına bir atıftır. Zira bu eserdeki gençler, bir kilisede toplanan ve oradan yola çıkan dinine bağlı bir topluluğun müntesipleridir. Anlattıkları öykülerle eğlenmeleri, toplumun salgın hastalıkların psikolojik etkilerinden sıyrılmak için dilsel aktarım zemininde üretilen şeylere olan ihtiyacını da ortaya koymaktadır.

Albert Camus'un Veba eseri ise tüm bu süreci roman zemininde anlatan bir kurguya hakimdir. Daniel Defoe'nin açtığı yolda eserini oluşturan Camus, standartlaşan bir kent hayatının ortasına düşen salgın metaforları üzerinden, Nazi katliamları ve iki dünya savaşının yankılarını ele almaktaydı. Roman türünün kendisine verdiği alanı iktidar-salgın ekseninde ele alırken, karakterler üzerinden de vermek istediği mesajları derinleştirebilmekteydi. Daniel Defoe'den farklı olarak salgını bir gazeteci kimliğiyle okumak yerine, salgının kendisine açtığı alanda kurgusal zeminini dikkat çekmeyecek kadar çirkin bir sahil kenti ile bütünleştirmesi bundandır. İnsanların tek düzeliği, belli kıstaslara bağlanmış hayatı, kötülüklerin aleni işlenir hale gelmesi, parasal değerleri metalaştırmak… Toplumun bu hastalıkları salgın boyutunda yaşamış olması ve yaygınlaşan bu salgını kesecek yeni bir salgın kurgulamak… Bu ve bunun gibi nice nedenler için salgın hastalık iyi bir zemin işlevi görmekteydi.

Veba Geceleri eserinin kurgusal zemini Defoe ve Camus eserlerinden izler taşımakla birlikte çok yönlü bir boyut taşımaktadır. Kimi yerde Decameron tarzı hikayeleri andıran tensel zevkler ile hastalığın seyrini kısmen de olsa akıldan çıkarma, Camus'un Oran kenti gibi çirkin olmasa da Arkaz kentinin de kendine has bir dokusunun olması, Defoe tarzı gazetelere konu olabilecek günlük salgın hastalık verilerinin bilim kurullarının kararları ışığında derlenmesi, Kızıl Veba gibi toplumun değişim ve dönüşümü, Allen Poe öyküsü gibi ortaya çıkan ama maskeli olmayan zehirli ölümler, Nemesis gibi hastalığın bulaşmasında rolü olmasa bile rol devşirilen kahramanlar, Beyaz Veba gibi iktidar-salgın ilişkisi, Bedenlerin Göçü'ndeki gibi polisiye salgın, Kızıl'daki gibi imkansız aşklar… Her eserden bir iz taşıyor Veba Geceleri…

Kaynakça

Meriç, C. (2021). Bu Ülke. İstanbul: İletişim Yayınları.

Pamuk, O. (2021). Veba Geceleri. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

ı. yazı: Veba Geceleri Üzerine-1 - Edebiyat - Mustafa ATALAY (kitaphaber.com.tr)


Yazar: Mustafa ATALAY - Yayın Tarihi: 08.03.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 05.03.2022 22:45
843

Mustafa ATALAY Hakkında

Mustafa ATALAY

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Mustafa ATALAY ismine kayıtlı 115 yazı bulunmaktadır.

Twitter Facebook Kişisel