Yağmur Gözlü Kadınların Çocukları, Sinema, Necla DURSUN

Yağmur Gözlü Kadınların Çocukları yazısını ve Necla DURSUN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Yağmur Gözlü Kadınların Çocukları

17.04.2023 09:00 - Necla DURSUN
Yağmur Gözlü Kadınların Çocukları

-Merhaba, kaydınızı almaya başlıyorum.

-Evet, tabii, hangi bilgiler gerekli?

-Başvurunuzda Saraybosna Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olduğunuz yazıyor, doğru mu?

-Evet, doğru.

-Mezun olduğunuz bölüm başvuru yaptığınız iş ile uyumlu olduğuna göre nüfus kayıt bilgilerinizi teyit ederek devam edebiliriz. Adınız kodlar mısınız?

-A-j-n-a J-u-s-i-c.

-Babanızın adı nedir?

-x

Hayatın doğal akışı içinde birinin size babanızın adını sorması olağandır. Hele ki resmi bir işlem sırasında sorulmasına sık rastlanır. Cevaplamaksa kolaydır. Babanızın adını söylersiniz olur biter. Peki ya babamızın adını bilmiyorsanız… Ajna Jusic gibi Bosna Hersek'in Zenica ilinde doğmuş ve annenizin Bosna Savaşı 'nda tecavüze uğraması neticesinde dünyaya gelmişseniz bu soruyu cevaplamak mümkün olmayacaktır.

Bosna Savaşı sırasında benzer kaderle dünyaya gelen gençler için en ağır travmalardan biri baba adının sorulmasıdır. Savaşın Unutulan Çocukları Derneği'nin üyeleri en azından bürokraside bu soruyla karşılaşmamak için bir inisiyatifin başlatıcısı oldular. İstekleriyse oldukça basit; resmi işlemlerde baba adı yerine "ebeveyn adı" sorulması. Dernek başkanı Ajna Jusic, "Her seferinde bir evrak doldurmam gerektiğinde görevli memura neden baba ismimi bilmediğimi anlatmaya, annemin en ağır hikâyesini ortaya koymaya mecbur bırakılıyorum. Onlara neden babamın olmadığını anlatmakla kendi özelimi, annemin özelini zedeliyorum?" diye soruyor. (Brnicanin, 2021) Saraybosna Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu Ajna Jusic, üniversite diplomasında "baba adı" için ayrılan bölümde bilinmezi tanımlayan "X" işaretinin konulmasının kendisini ne kadar yaraladığını belirterek: "Yaşananlarda bizim suçumuzun olmadığını, annelerimize tecavüz eden insanların hatalarının bedelini bizim ödemememiz gerektiğini herkes anlamalı. Bizleri eşit insanlar olarak görmeliler, bizler savaş suçlusu değiliz" diyor. (Brnicanin, 2021)

Bosna Hersek Savaşı 'nın en büyük mağdurları kadınlar olmuştur. Bosna Hersek'te savaş esnasında tecavüze uğrayan 50 bin civarında kadın bulunduğu tahmin edilmektedir. Ajina Jusic doğduğunda annesi henüz 22 yaşındaymış. Aynı kaderi paylaşan hemcinsleri gibi tecavüz edilmek kendi seçimi olmadığı üzere dünyaya getirdikleri çocuklara bakıp büyütmeleri konusunda büyük zorluklarla karşılaşmışlar. Tecavüze uğrayan kadınların bazıları çocukları kabul ederken bazıları devletin çocuk bakım yurtlarına ve başka ailelere evlatlık olarak vermişlerdir.

"Savaş çocukları" olarak dünyaya gelen çocuklar ve annelerinin hikâyeleri bazı sanat dallarına konu olmuştur. Fransız-Suriyeli fotoğrafçı Sakher Almonem'in çektiği fotoğraflar buna bir örnektir. Fotoğraflar ilk olarak "Breaking Free" adıyla 2019 'da Tuzla, Saraybosna ve Srebrenitsa 'da, sergilenmiştir. Sonrasında Ubuntu Festivali kapsamında İtalya'nın Gualtieri Belediyesi 'nin ardından Sırbistan 'da Enjio Hub Gallery-Belgrad'da sergilenmiştir. Bosnalı savaş çocukları sergisi insan elinin ne kadar büyük acı ve trajedilere yol açabileceğini anlatırken savaşta cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalan kadınların seslerinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. (BirBalkanEsintisi, 2022) Sergi, Bosna Savaşı sonucunda doğan çocukların hakları için kampanya yürüten Unutulmuş Savaş Çocukları Derneği adına Ajna Jusic ve Mirna Omer Causevic tarafından hazırlanmıştır. Dernek, bu çocukları Bosna Hersek 'te yasal olarak sosyal yardım hizmetlerine hak kazanmak isteyen savunmasız bir grup olarak nitelerken "yasal olarak tanınmadıklarını ve görünmez kabul edildiklerinin" dile getirerek bu durumu ortadan kaldırmak için çalışmalar yürütmektedir.

Sesi gittikçe duyulur hale gelen bu girişimin ana karakteri savaş mağduru kadınları ve savaş çocuklarına duyarsız kalmayan sanat dallarından biri de sinemadır. "Annemin Yarası" isimli film bu konuyu ele alan en iyi örneklerden biridir. 2015 'da Türkiye ve Balkanlarda kayda alınan filmin çekimleri Makedonya, Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan'da gerçekleştirilmiştir.

Kirpiklerin Şemsiyesinde Kanayan Yara

Balkanlarda geçen hikâyede 18 yaşına geldiğinde tanımadığı ailesini bulmak için yollara düşen Salih 'in (Bora Akkaş) yolculuğuna eşlik eder izleyici. Yetimhaneden ayrılan Salih 'in elindeki kâğıt parçasında bir köyün adı ve bir isim vardır. Zenica Yetimhanesi Müdürü Sadık Baba (Süleyman Atanısev) "Aileni bulmak için önce bu köydeki ayakkabı tamircisini bul!" demiştir Salih 'e. Köyün adı Simin Han 'dır. Wikipedia 'daki günümüz bilgisine göre; Simin Han, Bosna-Hersek 'in Tuzla kentinin doğusunda bir kasabadır. Bir okulu, bir camisi ve bir genç futbol antrenman merkezi olan köyün komşu kasabaları Gornja Tuzla ve Slavinovici 'dir. Köyün girişindeki tabelayı gösteren sahnede köyün adının Türkçe olarak Latin harflerle yazdığı görülürken Kiril alfabesiyle yazan köyün adı tam olarak okunmaz çünkü üstü karalanmıştır.

Müşterisiyle hasbihal ederken "İki tam bir yarım yaşayıp gidiyoruz." diyerek cevap veren ayakkabı tamiri Mirsad Seydic 'e (Okan Yalabık) selam vererek aradığı kişiyle ilk diyalogunu kurar Salih. Bosna Savaşı 'na katılan ayakkabı tamircisinin bir ayağı aksamaktadır. Atölyesi duvarları sıvasız evinin saçağındadır. Gri renkli harçla birbirine tutturulan kırmızı tuğlalar yarım kalmış hayatları temsil eder gibidir. İnşaatı devam eden yapı görünümündeki evin içiyse ocakta fokurdayan çaydanlığıyla bir "yuva" dır. "Burada hayat var" diye haykıran evi çevrelemiş rengârenk çiçeklerin olduğu saksılar "her şeye rağmen ben hayattayım" der gibidir.

Mirsad 'ın aklı karışmıştır. Yetimhane müdürü neden adreslerinin versin ki bu genç adama? Mirsad 'ın annesi Mevlide Hanım (rahmetli Sabina Toziya) kolladığı uygun anı yakalayınca aradığı yerin orası olduğunu söyler Salih 'e. Fakat hatırlatmaya geldiği şeyi unutmak için 15 yıldır uğraş verdiklerini, orada kalamayacağını, bulmaya çalıştığı fizyolojik annesinin gelini Nerma (Belçim Bilgin) olduğunu söyler. Fakat gelininin bazı sağlık problemleri sebebiyle yoğun şekilde ilaç aldığını ve geçmişi de dahil olmak üzere bir çocuk dünyaya getirdiğini hatırlamadığını söyler. Oğlu Mirsad ile gelini Nerma 'nın yeni bir hayat başlattıklarını, oğulları Vedad ile (Berke Brad) huzurlu bir yaşam sürdüklerinin sözlerine ilave eder. Ardından kulaklarındaki altın küpeleri çıkartıp Salih 'in avucuna bırakır; "Al bunları ve buradan git." dediği sahne filmin en duygusal sahnelerinden biridir. Öğrendiği gerçeklerin akabinde Salih annesine bunu kimin yaptığını merak eder ve Mevlide Hanım 'a ismini sorar. Mevlide Hanım genç adamı korumak için "Neden öğrenmek istiyorsun belki ölmüştür." dese de Salih çoktan yola koyulmuştur bile. Salih arık annesine tecavüz eden kişiyi aramaktadır; göğsünde kartal dövmesi olan "Lazar" takma adlı Borislav Miliç 'i (Ozan Güven). İşte daha filmin ilk dakikalarında anlatılan bu hikâye üzerine kuruludur senaryo.

Ülkede Borislav Miliç ismindeki kişileri telefon rehberinden tespit eden Salih, doğru Borislav 'ın bulmak için birkaç adrese gitmişse de sonuç alamaz. Sıradaki adres bir çiftliktir. Salih, "Çocukken bir bisikletin olsa her şey çözülecek gibi olur sonra bir bisikletin olur ama yol biter." diyen Marija (Meryem Uzerli) ile kendisine "Dürüst müsün salak mısın?" karar veremedim diyecek olan Borislav 'ın Prijador 'daki çiftliğinde işe başlar. Yine Wikipedia 'nın günümüz bilgilerine göre çiftliğin olduğu yer olan Prijador, Bosna-Hersek'in Kuzeybatısında yer alan ve yaklaşık 110.000 nüfuslu bir şehirdir. Bosna-Hersek'e bağlı Sırp Cumhuriyeti'nde ve Bosanska Krajina Bölgesi 'ndeki Prijedor bu gün Sırp Cumhuriyeti'nin en büyük ikinci, Bosna-Hersek'in ise altıncı şehridir. 1992'de Sırp askeri ve siyasi liderlerin sivil Bosnalılara karşı giriştiği savaş suçlarından biri olan Prijedor Katliamı 'nın gerçekleştiği yer olması nedeniyle Borislav Salih 'e mesafeli yaklaşır. Fakat üzerindeki t-shirtte kızıl yıldızı görünce ikna olur ve işe başlatır. Borislav 'ı ikna eden kızıl yıldız Sırbistan'ın başkenti Belgrad merkezli futbol takımını temsil etmektedir. Filmin gidişatından anlaşıldığı üzere bu t-shirt Salih 'in bilinçli bir tercihi değildir.

Doğru kişi olup olmadığının tespiti aşamasında geçen zaman diliminde Salih, Marija ve Borislav 'ın hayatını gözlemleme fırsatı bulur. Birbirini seven çiftin basit bir hayatı vardır. Bu hayatın içinde en kayda değer olan şey Prijedor Yetimhanesinde gönüllü olmalarıdır. Kendi çocukları olmayınca bütün sosyal hizmet çocuklarını kendi çocuğu addetmeleri Salih 'i çok etkiler. Salih 'e "Hayat güzel, aşık olmak lazım." diyen Marija hümanist bir kişiliğe sahiptir. İlgi alanlarından biri avlanmak olan Borislav ava çıktığında acımasız bir avcı olurken, civarda çıkan bir yangında cesurca alevlere dalan bir yardımsevere dönüşmektedir. Yangında can kurtarırken avda can alan Borislav 'ın kişiliği Salih 'in aklını karıştıran temel unsurdur. Borsilav 'ın Salih 'i ilk gördüğünde "Tuhafsın yani, benim kadar tuhaf." dediği tüm replikler gölgesinde Salih 'in mütereddit, ürkek ve bir yuvaya ait olma isteği izleyicinin yüreğini burkmaktadır. Salih 'in bir düşüncesi daha vardır ki o da; kendisini annesinin yarası olarak görmesidir.

Filmde müzik önemli bir yere sahip. Salih trompet, Borislav akordeon çalmakta, Marija ise şarkı söylemektedir. Hatta öyle güzel söylemektedir ki filmin ikinci yarısındaki bir kutlama gecesinde Amerikalı müzisyen Natalie Merchant 'ın "The Dancing Bear" adlı şarkısıyla hem oyuncuları hem de ekran başındaki izleyiciyi coşturur. Hayatları kesişen insanların trajik öyküsünü izlediğimiz filmin ilk sekanslardaki Salih 'in odasında; albümleri çok satan romantik sesli Yugoslav ses sanatçısı Miroslav İliç 'in plağı görülür. Daha ilk dakikalarda kulağa gelen yerel şarkılar ve ezgiler kuşatır izleyiciyi. Melodisi tanıdık, ezgisi aşina, sözleri yabancı olsa da; trompet, akordeon, mandolin, gayda, gitar, klarnet, darbuka, davul gibi Balkan Müziğinde yoğun kullanılan enstrümanların ağırlığı hemen hissedilmektedir. O coğrafyada müziğin varoluşunun hayatın çok içinden olduğu net biçimde görülür. Çünkü Balkanlar; çok dilli, çok sesli, çok enstrümanlı ve çok makamlıdır. Müzikler bana Cahit Berkay 'ı anımsattı yer yer. Hatta "Selvi Boylum Al Yazmalım" filminin ezgilerini çağrıştırdı desem abartmış olmam.

Sonuç

Borislav ve Marija 'nın çiftliğine geldiği ilk sahnede Salih 'in etrafında uçuşan kavak ağacı pamukçukları rüya görüyor hissini veriyor izleyiciye. Eğer izleyen "yok ben gayet uyanığım" derse kar yağıyor sanılabilir. Böyle masalsı bir başlangıcı olan film kültürümüze çok yakındır. Bir çiçeğin nazardan koruduğuna inanılması, kahvenin böcekleri uzaklaştırması, yola çıkanın ardından su dökülmesi, piknikte yakan top oynanması gibi nüanslar coğrafyaya yakınlık duyma güdüsünü gün yüzüne çıkartıyor. Marija 'nın "The Dancing Bear" adlı şarkıyı söylediği gece çiftlikteki yemek sahnesinde inatçı olan ırkın hangisi olduğunun tartışıldığı sahne filmin en önemli sahnelerinden biri. Ülkedeki etnik karışıma eğlenceli bir bakış sunarken "hepimiz insanoğlu değil miyiz neticede" diye düşündürmektedir.

Türk Dünyası Sinemacılar Birliği, Budapeşte Yunus Emre Enstitüsü ve Macaristan Ulusal Kültür Fonu işbirliği ile Eylül 2020 'de Budapeşte 'de gerçekleştirilen bir etkinlikte Balkan izleyicisiyle buluşan "Annemin Yarası" hakkındaki değerlenmemizi filmdeki kilit karakterlerden Mevlide Hanım'ın şu sözüyle bitirelim: "Bazen birini bağışlamak için önce cezalandırmak lazımdır."

Adı: Annemin Yarası

Vizyon Tarihi: 2016

Yönetmen: Ozan Açıktan

Film Türü: Dram

Film Süresi: 120 dk

Oyuncular: Ozan Güven, Meryem Uzerli, Belçim Bilgin, Okan Yalabık, Bora Akkaş.

Senaryo: Ozan Açıktan, Ozan Güven, Fethi Kantarcı, Uygar Şirin, Funda Çetin, Mehmet Turgut

Senarist: Funda Çetin

Görüntü Yönetmeni: Bogumil Godfrejow


Yazar: Necla DURSUN - Yayın Tarihi: 17.04.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 09.04.2023 23:59
815

Necla DURSUN Hakkında

Necla DURSUN

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Necla DURSUN ismine kayıtlı 94 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Twitter Facebook Instagram YouTube Kişisel Kitap Satış Sitesi