Yaratıcı Yazarlık Dersleri Nasıl Olur, Edebiyat, Serkan PARLAK

Yaratıcı Yazarlık Dersleri Nasıl Olur yazısını ve Serkan PARLAK yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Yaratıcı Yazarlık Dersleri Nasıl Olur

26.06.2013 10:23 - Serkan PARLAK
Yaratıcı Yazarlık Dersleri Nasıl Olur

GİRİŞ: Metnimizi yayınlatmak amacıyla bir yayınevine gönderdiğimizi düşünerek en üste mutlaka adımızı, soyadımızı yazmalıyız. Rahat okunabilirlik açısından Times New Roman ve 14 puntoluk yazı karakteri kullanılabilir.

"Kitaplar diğer kitaplardan, yazarlar diğer yazarlardan çıkar."

Okuma ve yazma alışkanlıklarımız problemli olduğunu unutmamalıyız. Yazı, yaratıcı yazarlık atölyelerinde değil yaptığımız okumalarla öğrenilir. Sürekli ve planlı olarak yapılan okuma biçimleri bizi yazmaya ister istemez götürür. Günümüzde okur sayısı artıyor, ancak okuma biçimleri değişmiyor. Çünkü eleştirel okuma yapılmıyor. Metinle aramıza mesafe koymuyor, kişilerle özdeşleşiyoruz.

Eleştirel okumalarımızdan hareketle eleştirel yazmaya gidebiliriz. Zamanla kendi yazdığımız metinleri eleştirebileceğimiz düzeye gelmeye çalışabiliriz. Okuma yaparken yazdıklarımızla okuduklarımızı karşılaştırabilir, iç eleştiri yaparak metnin sorunlarını kendimiz çözebiliriz. Okumadan yazmak imkânsızdır aslında. "İlk dize tanrı vergisidir. Diğerleri şairin işçiliğidir," demiş Valery. Başlangıçta yetenek olabilir, yatkınlıktan söz edilebilir ama çalışmak daha önemlidir.

"Okuma ve yazma birbiriyle çakışır."

İÇERİK: İki kaynağımız var: Hayat ve kitaplar. Gözlemlerimizden hareketle seçimimizi yapmalı, hayatımızın aldığımız kesit dışındaki fazlalıklarını atmalıyız. Ayrıntıları yakalamada gözlem gücümüz çok önemlidir, sonuçta edebiyat ayrıntı sanatıdır. Kişiliğimiz hayata bakışımızı belirliyor. Çocukları düşünelim, çok iyi gözlemleyerek hemen her şeyi kaydederler. Sadece karıncaları, böcekleri incelemeye hayatlarını adayan bilim insanlarını düşünelim, onlarda aynı şekilde. Bir şeyi başka insanların fark etmediği ayrıntılardan hareketle en iyi biçimde anlatmaya çalışmalıyız. Herkes gibi görerek yazarsak yazdıklarımız sıradan olur. Sonuçta ne yaşıyorsak onu yazacağız.

Giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini oluşturan dilsel öğeler bir araya gelerek izleksel bir bütün oluşturmalı. Hikâyeyi başka biçimlerde nasıl anlatabileceğimiz üzerine düşünmeli, yazma denemeleri yapmalıyız. Her şey öykü konusu olabilir, ama her şeye rağmen öykünün bir derdi olmalı. Yazdıklarım yazmaya değer mi diye düşünmeliyiz.

Raymond Carver önemli bir yazar... Sıradan ilişkileri, durumları, eylemleri, kesitleri, ayrıntıları yazıyor. Herkesin gördüğü ama kırk yıl düşünsem aklıma gelmez dediği kesiti hayattan çekip alıyor, onu yazıyor. Biz de o şeyi görüp bulmaya çalışmalı, yazmalıyız. Öykülerimiz ancak bu sayede sıradanlıktan kurtulabilir. Her şeyin öyküsü, romanı yazılabilir. Kimseyi ilgilendirmeyen, herkesi ilgilendiren şeyler yazılabilir. Olup biten her şey öyküye dönüşebilir. Öyküde hayatın önemsiz görünen şeylerinden yola çıkmalıyız. Raymond Carver 1950'ler Amerikan taşrasını yazmış. Tekdüze ve sıkıcı bir hayat var. Sıradan görünen şeyleri anlatan öykülerinin hepsi birbirinden çok farklıdır. Ancak anlatım biçimi hep aynıdır dikkat edersek.

Gerçek hayatın içinden, neyi anlatmak istiyorsak (ayrıntı, kesit) onu alıp yazmalıyız. Geriye bıraktıklarımız artık bir işe yaramaz. Aldığımız şey önemli. Aslında olduğu haliyle özgün değil, bazen olabilir ama. Doğanın insansız yanları, hayvanlar özgün olabilir. Aslında bütün tavus kuşları aynıdır. Birini çekip alarak öyküsünü yazdığında özgün hale geliyor. Ayrıntıları çekip alarak özgün hale getiriyoruz. Herkes için sıradan görünen bir sokağı bambaşka bir sokak haline getiriyorsun öyküsünü yazarak. "Resmi yapılmadan önce insanlar Tymes nehrini bilmiyordu. "Herkes için sıradan olan şey aslında bambaşkaymış."

Sözcük tekrarı yapmaktan kaçın, dili mümkün olduğunca zengin kullanmaya çalış. Denizi, anlatırken sürekli bambaşka sözcükler kullan, bambaşka sözcüklerle anlatmaya çalış.

Yazarken etkilenmekten korkma, taklitten kork. Ne yazacağının fikri okurken çıkabilir. Okuduğun şeyin anlamından etkilen, sorunlar ortak. Fikir çıkabilir, bu fikirden hareketle sen bambaşka bir şey yazabilirsin. Sözcükler, dil yapısı taklide yol açabilir. Kısa cümlelerle yazmak, kesik kesik cümlelerle yazmak son dönemde moda, kaçınmak gerekiyor. Öncelikle ne yazıldığı ve dil önemli. Dil benzeyebilir. İçerik yeniyse yazılabilir. Önemli olan var olan herhangi bir sorunu yepyeni bir biçimde anlatmaktır. Metin nasıl başlıyor, cümle bağlantıları nasıl, cümle yapıları ve çeşitleri nasıl, paragraflar nasıl oluşturulmuş, öykü nasıl bitiyor, sözcük seçimleri nasıl" Okuduğun şeyleri artık teknik bir şeymiş gibi düşünme tehlikesi mevcut ancak sorun değil, kafana takma.

Merak öğesi 19. yüzyılda önemliydi, ancak bu durum zamanla öykünün gözden düşmesine neden oldu. Öyküde merak öğesi, 20. ve 21. yüzyılda artık o kadar önemli değil. Hikâyeyle ilgili olup konu, olay, tema gibi öğelerden yalnızca biridir. Metnin dili çok güçlü olmalı, merakla okunan bir hikâyesinin olması ise öykünün gücünü daha da artırır. Öykünün öncelikle nasıl, sonra ise ne anlattığı önemlidir.

Belli bir noktaya odaklanarak anlatmaya çalışmalıyız. Bir tek şeyi anlatmaya çalışmalıyız, ancak bu sayede derinlikli bir anlatım sağlayabiliriz. Çok sayıda kişi, olay, mekân, duygu metnin bağlarını gevşetir. Olay anlatımına daha çok savruluruz. Çok sayıda olay anlatımı metni zayıflatır. Öykümün temel derdi, sorunu nedir, ne anlatacağım sorularını kendimize sormalıyız.

Örneğin iki liseli ergenin ayrılıklarına bağlı olarak ortaya çıkan ayrılık acısını yazmaya çalıştığımızı düşünelim. Kişilerimizin duyguları, düşünceleri bu temanın geliştirilmesine hizmet etmeli; olup biten her şey bu temayı geliştirmeye çalışmalı. Ayrılık acısı temasını en iyi biçimde nasıl, neler aracılığıyla verebilirim, soruları dışındakiler fazlalıktır, bu fazlalıkları atmalıyız.

Üç sayfalık bir öyküde yaklaşık 70-80 cümle olabileceğini düşünürsek, bu cümleler üzerinde sürekli uğraşarak onları, sonuçta metnimizi kusursuz hale getirebiliriz. Yazdıklarımıza uzaktan bakma gibi bir derdimiz olmamalı. Basit bir teknik ve aritmetikle yazdığımız cümleler üzerinde sürekli çalışmalıyız. Bu 70-80 cümlede derdimi hikâye edebiliyor muyum sorusundan hareketle metnimdeki tüm ilişkileri, bağlantıları ayrıntılı olarak gözden geçirmeliyiz.

Yazar Olabilir miyim?
Yaratıcı Yazarlık Dersleri
Semih Gümüş
Notos Yayınları


Yazar: Serkan PARLAK - Yayın Tarihi: 26.06.2013 10:23 - Güncelleme Tarihi: 24.11.2021 02:00
2949

Serkan PARLAK Hakkında

Serkan PARLAK

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı "Ormanın Kıyısı" ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.

Serkan PARLAK ismine kayıtlı 85 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 3 kitap bulunmaktadır.