Yeni Kitap Söyleşisi: Sıddık Yurtsever, Edebiyat, Tuba YAVUZ

Yeni Kitap Söyleşisi: Sıddık Yurtsever yazısını ve Tuba YAVUZ yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Yeni Kitap Söyleşisi: Sıddık Yurtsever

14.03.2024 10:21 - Tuba YAVUZ
Yeni Kitap Söyleşisi: Sıddık Yurtsever

Yazım süreciniz nasıl? Hemen hemen her yazarın belli başlı bazı uygulamaları var. Örneğin Hemingway her sabah 500 kelime yazması, Balzac'ın günlük 50 bardak kahve içmesi, Milton'un kör olduktan sonra her sabah yardımcısının ona İncil'den pasajlar okuması ve ardından bu pasajlardaki imgeleri zihnindeki yansımalardan hareketle yazması gibi. Sizin de böyle bir rutininiz var mı?

Bir rutinim yok. Ancak bu bilinçli bir tercih değil. Bilakis bir rutinim olsun da istedim zaman zaman. Yine de kendimi akışa bırakmış olmaktan dolayı da mutsuz sayılmam. Bahane de diyebiliriz tüm bunlara. Her şeyden önemlisi yaşıyor olmak ve devinip duran bir akışa şahit olmak da güzel sayılır.

Sizin için yazmak hayal kırıklığının dışa vurumu mudur yoksa hayal kurmanın en güzel yolu mudur? Nedir yazmak size göre?

Sanırım ikincisine daha yakın hissediyorum kendimi. Hayal kurmanın çeşitli yolları vardır muhakkak ancak benim kurabildiğim hayallere giydirdiğim elbise, edebiyat. O elbiseye çeşitli renkleri, desenleri, kesimleri yaklaştırmaya, yakıştırmaya çalışıyorum.

Ben yazar olmalıyım dediğiniz anı hatırlıyor musunuz? Neydi yazmalıyım dediğiniz ilk olay yahut durum? Sizi özellikle teşvik eden biri oldu mu?

Net bir an yok zihnimde. Ancak ben de anlatmalıyım dediğim bir an var. Dün gibi. Babaannem bana hikâyeler anlatırdı. Çok uzun hikâyeler. Öyle ki onun bir hikâye deposu var sanırdınız. Onları o kadar güzel anlatırdı ki aklımda tutmaya çalışır zihnimde tekrar ederdim. Kendimi kalabalık bir grubun önünde hikâye anlatırken hayal ederdim.

Şahıslardan bahsetmem unuttuklarıma haksızlık olur. Ancak şunu söyleyebilirim: Beni dergiler yetiştirdi. Dergi editörlerinin emeğini yadsıyamam. Gençlik, toyluk ve sabırsızlık arasında sizi muhatap alıp bıkmadan usanmadan hiçbir karşılık beklemeden sizi yetiştirmeye çalışmaları… Nasıl unutulur ki?

Yazar olmak isteyenler genellikle kendilerine bir usta seçip onun önerilerini kılavuz bilir. Yazar adaylarına tavsiyeleriniz nelerdir?

Kendimi hâlâ 2015'te dergiye ilk öyküsünü yollayan o gençmişim gibi varsayıyorum. Oldum diyemiyorum. Nasıl olunur onu da pek bilmiyorum açıkçası. Tek bir ustam yok. İyi metnin usta olduğunu düşünüyorum. Okuduktan sonra sizde yazma aşkı perçinleniyorsa iyi metin vardır orada.

Kendime sık sık tembih ettiğim şeyleri genç yazarlara söyleyebilirim: Sabır, sebat ve gönül vermek.

Yazmasa çıldıracak yazarlardan mısınız; yazmasanız ne yapardınız?

Yazmasaydım çıldırmazdım. Ancak yazmayı bilmek, yazacağını görmek bir zehirdir. O zehri vücudunuzda hissettiğiniz an, damarlarınızda gezinen o acı tabiatla baş başa kaldığınızda panzehir üretmenin çarelerini arıyorsunuz. Ben de yazarak çareler aramaya çalışıyorum. Yazmasaydım, yazamasaydım, bir Anadolu kasabasında küçük atölyemde ahşap el işlemeleri yaparak vaktimi geçirmek isterdim sanırım.

Kendinize en yakın bulduğunuz roman kahramanı yahut bir şiir var mıdır?

Roman okumayı çok seviyorum. Her bir kahramana da bir parça yakınlık hissettiğim olmuştur. Ancak tek bir kahramandan bahsetmem pek mümkün değil.

Her yazarın bir derdi var derler, sizin derdiniz nedir?

Kendi adıma o büyük hikâyenin peşindeyim. Yola çıkmış olmak bile kıymetli benim için. Umarım bu bir yanılsama değildir.

1347-yarim-kalmis-nehir-kapak-1683215339

Yeni eseriniz "Yarım Kalmış Bir Nehir" İz Yayınları'ndan çıktı, hayırlı olsun. Kitabı elime alır almaz aynı adla öykü aradım. Fakat yoktu. Nasıl yarım kalıyor nehir ya da neden, biraz bu adın çıkış noktasını anlatır mısın?

Nehirleri insan ömrüne benzetiyorum. Bazen kuruyup yok oluyorlar. Damarları kesiliyor. Bazen diğer nehirlerle buluşup parçadan bütüne giden bir yol buluyorlar. Bazen ise yatakları değişiyor. Değişen yatak, nehrin alışık olduğu o yolu gitmesine izin vermiyor. Böylece yarım kalıyor. Tıpkı insan gibi. İnsanın bu dünyada hep yarım kaldığını düşünüyorum. Ölümün olduğu bir dünyada tüm istekler, arzular bir şekilde yarım kalacak. Burası dünya.

"Öyle" öyküsünde kahraman içinden şu cümleyi soruyor: İlk kırılmayı ne zaman yaşadın mesela? Şimdi ben de okur olarak bu soruyu size yöneltmek istiyorum. İlk kırılmayı ne zaman yaşadınız?

Büyüklü küçüklü tüm kırılmalar en büyük olana hazırlar bizi. Bu kırılmayı saf kötü olarak algılamıyorum. Güzel bir kırılma, bir fark ediş yaşayalım istiyorum. Bunun bir kurtuluş ümidi olduğunu söylemeliyim. Her ümit bir dua barındırıyor içinde. Ömrümüz O'nun elinde elbette. Nerede, nasıl, kaç yaşında bilmiyoruz. Kendim için net bir kırılmadan bahsetmem mümkün değil pek. Ancak olduysa yahut olacaksa rikkate vesile olmuş olsun ya da olacak olsun diyeyim.

Yarım Kalmış Bir Nehir'de dikkatimi çeken noktalardan biri de kahramanın genellikle içten konuşması. Diyaloglardan çok iç monolog ya da bilinç akışı hâkim öykülerde. Bu bilinçli bir tercih mi; yoksa gerçekte de insanların iç konuşmalarına kulak vermeyi sever misiniz?

Zihnimde dönüp duran bir dünya daha var. O dünyayı seviyorum. İstediğim gibi yönlendirebildiğim bir yer orası. Dört mevsim, hep umut. Metinlerimde bu akışı tercih ettiğimi söyleyebilirim. Çünkü her bir sözün evveliyatı var. Evveliyatını göremiyor olsak da. Düşünün fonda ne şarkılar çalıyor ama siz birkaç cümle duyabiliyorsunuz. Çok büyülü ve aynı zamanda ürkütücü.

Yarım Kalmış Bir Nehir'de öyküler Duman, Ve Kül olarak iki bölümde veriliyor. Bu çıkan bir yangını söylüyor sanki ve yarım kalan bir nehrimiz var. Bu metaforlar neyi işaret ediyor ya da sizin kafanızda bu öyküler nasıl bir evrenin temsili?

Tematik yanının yanında bir de kelimelerin bende çağrıştırdığı anlamları var. Malumunuz ateşi yakmak istersiniz ve başarılı olamadığınızda duman çıkmaya başlar. Sonra onu harlamaya çalışırsınız ve duman keskinleşir. Boğar sizi. O keskin an doruk noktasıdır. Sonra yavaş yavaş çekilir ve yerini ateşe bırakır. Ateş bitip tükendiğinde elinizde küller kalır. Tüm o dumandan, ateşten, odundan, kömürden geriye kala kala bir avuç kül kalır. Hepimizin çok büyük hayalleri var. İnsanız. Gayet tabii. Ancak bizden geriye ne kalacak?

Cevaplarınız için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.


Yazar: Tuba YAVUZ - Yayın Tarihi: 14.03.2024 10:21 - Güncelleme Tarihi: 14.03.2024 10:25
322

Tuba YAVUZ Hakkında

Tuba YAVUZ

1982 yılında Erzincan’da doğdu. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra Ankara’da çeşitli kurumlarda çalıştı. 2008’den bu yana Edirne’de Milli Eğitimde öğretmen olarak görev yapmakta. İki çocuk annesi.

Türk Edebiyatı, Hece Öykü, Ihlamur, Balkan Türküsü, Poyraz gibi çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı.

2014’te “Sitare” öykü kitabı çıktı. (meserret yayınları)

Tuba YAVUZ ismine kayıtlı 47 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram