Yetişkinlerin Dünyasından Küçük Prens, Edebiyat, Misafir Köşesi

Yetişkinlerin Dünyasından Küçük Prens yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Yetişkinlerin Dünyasından Küçük Prens

06.06.2022 09:00 - Misafir Köşesi
Yetişkinlerin Dünyasından Küçük Prens

Taha İlbey Afşar yazdı...

Fransız yazar Antonie de Saint-Exupery tarafından yazılan ve ilk olarak 6 Nisan 1943 yılında yayınlanan "Küçük Prens" adlı eseri çocukların yetişkinlerin davranışlarına nasıl bir gözle baktıklarını sürrealist bir dille anlatmaktadır. Kitapta işlenen onlarca konu var ama bunların en temelinde bana kalırsa şu üç konu kitabın işlediği ana konular dâhilinde sayılabilir. Bunlar: yetişkinlerin sanata bakış açısı, yetişkinlerin hayal gücündeki kıtlık ve sevgi. Ben de bu üç konunun kitapta nasıl anlatıldığını yazmak istiyorum.

Yetişkinlerin Sanata Bakış Açısı

Kitabın %60-%70'i bu konu üzerinden yetişkinlere eleştiri yapmaktadır. Bunu detaylıca inceleyecek olursak: Pilot olan karakterimiz 6 yaşında iken "Gerçek Hikâyeler" adlı kitapta bir boa yılanlarının avlarını çiğnemeden yuttuklarını ondan sonra da 6 ay içinde sindirmelerini okuyunca çok etkilenir. Bu etki ile birlikte bir boğa yılanın bir fili yutmasını çizer ve bunu ebeveynlerine gösterir. Ebeveynleri ilk başta bunun bir şapka olduğunu ve korkmadıkları söylerler. Çocuk bir resim daha çizer. Bu resim ise boğa yılanını içinde fil vardır. Çocuk ikinci resmini de ebeveynlerine gösterdikten sonra ebeveynleri boş boş işlerle uğraşmamasını, onun yerine matematik, coğrafya, dil bilgisi ile ilgilenmesini söylerler. Çocuk da haliyle sanatçı olmaktan vazgeçip pilot olmaya karar verir. İşte burada çok keskin bir eleştiri vardır. Yazar yetişkinlerin ne kadar "robot" gibi olduklarından ve kendisinden doğan çocuklarının da farklı ilgi alanları (ressamlık, müzisyenlik vb.) ile ilgilenip hayal dünyasının genişletmesi yerine akademik alanlara yönelip (matematik, fizik, kimya, biyoloji vb.) avukat, doktor, mühendis olmalarını arzularlar. Bunun altında yatan psikolojik sebep ise yetişkinlerin egolarını tatmin etmek olduğunu düşünüyorum. "Bu çocuğu ben doğurdum ben büyüttüm o yüzden çok iyi bir bölüm kazanıp beni gururlandırması lazım" zihniyetinde olan (gerek anne olarak gerek de baba olarak) birçok kişi mevcut. Bu yüzden de çocuğu ister istemez bunalıma sokup mutsuz olmasına neden oluyorlar. O yüzden hali hazırda anne & baba olan veya olmak isteyen herkese tavsiyem şudur: Tamam, belki çocuklar sizden doğmuş olabilir. Fakat o çocuk bir "birey" olarak doğar. DNA olarak size benzer olsa da zevkler ve renkler konusunda sizlerden farklı düşünebilir, başka şeylere ilgi duyabilir. Çocuğunuzu kısıtlamak yerine onun asıl istediği hayallerine ulaşmasına yardımcı olun, ona destek verin. İşte o zaman sizin çocuğunuz vakti geldiğinde sizi gururlandıracaktır.

Yetişkinlerin Hayal Gücündeki Kıtlık

Bu konuda ise az önce bahsettiğim konuyu ebeveynler olumsuz anlamda çocuğa yüklerse çocuk yetişkin bir birey olduktan sonra ne olacağını kitaptan örneklerle anlatacağım. Pilot olan karakterimizin 6 yaşında iken bir resim yaptığını ve ebeveynleri tarafından beğenilmemesinden bahsetmiştim. İşte bu karakterimiz o olaydan sonra resim çizmekle ilgili tüm ilgi odağını kaybetmiş ve pilot olmaya karar vermiştir. Pilot olduğundan dolayı da coğrafya konusunda da gayet iyidir. Fakat bir gün pilotumuz uçağın motoru arızalandığı için çöle iniş yapar. Çölde motorunu tamir ederken küçük prens adında bir çocukla karşılaşır. İşte yazar bu küçük prens karakteri üzerinden yetişkinleri eleştirmeye başlar. Örneğin küçük prens yetişkinlerin çok sıkıcı ve monoton olduğunu düşünür. Yetişkinlerin "bugün kelebek yakalayıp resim yaptın mı?" diye sormak yerine "bu ev kaç fiyatı kaç bin ediyor? Ne zaman işe gideceksin? Kaç bin lira maaş alıyorsun?" gibi dogmatik ve çıkarıcı sorular sorması küçük prense hep tuhaf ve garip gelmiştir. Ona göre yetişkinler hayatın tadını çıkarmayı bilmiyorlardı. Sürekli matematik problemeler ile uğraşıp duruyor. Tek dertleri bugün maaşıma zam gelecek mi? Statü olarak yükselecek miyim gibi bencilce istekleri vardı. Hal böyle iken küçük prens pilot karakterimize sürekli sorular sormaya başlar. Bu da çocukluk ruhunu kaybetmiş pilotumuza aşırı sinir bozucu geldiği için çocuğu ciddiye almaz, kestirme cevaplar verir durur. Pilotun bu felsefi anlamsız sorularla ilgilenmek yerine arıza yapan motoru tamir etmek gibi küçük prense göre sıkıcı ama kendisine göre oldukça önemli bir işi vardı. Pilotumuza anlamsız gelen bir mevzu daha vardır. Küçük prens pilottan sürekli delikli kutunun içinde koyun resmi çizmesini isteyip duruyordu. Pilot ise zaten 6 yaşında resim konusunda ebeveynleri tarafından beğenilmemesi nedeniyle küçük prensin bu anlamsız isteğine aldırış etmiyor, kabataslak bir delikli kutu çizip küçük prense bunun içinde koyun var deyip geçiştiriyordu. Fakat günler ilerlemeye başladıkça küçük prensi anlamaya ve kendisi de çocukluğuna dönmeye başlamıştır. İşte burada kitabın bize mesajı çocuklarınızı ciddiye almanız ve yetişkin bile olsanız hayal dünyanızı geniş tutup çocuk ruhunuzu öldürmemeniz. Çünkü çocuklar bazen yetişkinlerin göremediği şeyleri yaratıcılığı ve hayal güçleri sayesinde fark edip size çok farklı bir bakış açısı kazandırabilir.

Sevgi

Küçük prens kitabının sevgi olgusu konusunda da felsefi fikirleri olduğunu düşünüyorum. Buna örnek vermek gerekirse: Küçük prensin ektiği gül üzerinden sevgi felsefi yapılır. Küçük prens nazik, merhametli erkeği temsil eder, gül çiçeği ise kibirli kızları temsil eder. Bu metafora göre gül çiçeği küçük prense kendisiyle ilgilenmesi için sürekli kibirlenir ve naz yapar. Bu ısrarlardan dolayı fazla dayanamayan küçük prens köpekler veya rüzgâr gibi etmenler gül çiçeğine zarar vermesin diye onu bir fanusa kapatır. Aslında yazar ileri görüşlü olması sayesinde 1943 yılından günümüz kadın-erkek ilişkilerinin sağlıksız olmasını anlatmaktadır. Ailesi tarafından sürekli şımartılan kızlar kitap da olduğu gibi gül çiçeğini temsil eder. Dış güzellik olarak güzel ama güzelliğin farkında olduğu için erkeklere naz yapar ve nazik erkeklerin iyi niyetini suiistimal ederek onları kölesi haline getirir. Küçük prensin gül çiçeğine takındığı tavır ise nazik iyi niyetli erkeklerin hiçbir çıkar gözetmeksizin saf sevgisini temsil eder. Ve kitapta da olduğu gibi iyi niyeti sürekli kibirli kız çocukları tarafından suiistimal edilir. Bunun en net çözüm yolu ise ilişkiler de iki tarafında ince kırmızı çizgilerinin olması ve birbirlerine karşı dürüst olmaları. Ne derse "tamam yaparım" veya hiç haz etmediği halde kıza âşık olduğu için "aaa evet ben de onu seviyorum" falan diyerek sahte kişiliklere bürünmemeleri. Böylelikle bu tarz sağlıksız ilişkiler uzun süreli olmaktan çıkıp iki insanın da hayatını kalitesini aşağı çekmez.

Kısacası Antoine De Saint-Exupery tarafından 1943 yılında yazılan Küçük prens günümüzün birçok sorununa sürrealist bir bakış açısı ile bakarak eleştiri yapmaktadır. Kitabın sürrealist ve masalsı bir anlatış biçimi olması aradan bin yıl geçse bile (insan zihniyeti sanata değer verir ve sevgiye çıkarcı gözle bakmadığı sürece) çocuk, yaşlı, genç, yetişkin demeden her kesim insan tarafından okunması gereken toplumsal değer eleştirisi kitabı olarak görülmeli bana kalırsa.

Küçük Prens

Antoine De Saınt-Exupery

Turkuvaz Kitap

106 Sayfa


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 06.06.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 05.06.2022 23:45
346

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 818 yazı bulunmaktadır.