Yetmiş İki Saatlik Yolculuk, Edebiyat, Sait ALİOĞLU

Yetmiş İki Saatlik Yolculuk yazısını ve Sait ALİOĞLU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Yetmiş İki Saatlik Yolculuk

19.04.2024 09:00 - Sait ALİOĞLU
Yetmiş İki Saatlik Yolculuk

"Neyin var olduğunu bilmeyen bir adam, gelecek için neler olacağını tahmin edemez."

(Somali deyimi)

Afrika'nın bizimle olan ilgisi uzun bir dönem Osmanlı'nın, kıtanın kuzeyinde kurduğu devlet otoritesiyle sınırlıydı.

Bir de, ne yazık ki, Osmanlı tecrübesine rağmen Batılı emperyalist güçlerin, sömürdükleri toplumlara yönelik olup oryantalizmin de etkisiyle "ilkel" tanımlaması da uzun bir dönem dimağımızda yer etmişti.

Daha sonra ise, o da, kendimizi arayıp bulmamıza yönelik olarak Kuzey Afrika'da yüzlerce yıl "yanlışı ve doğrusuyla" İslam ve insanlık adına hüküm süren Osmanlı'nın devamı ve takipçisi konumunda bulunmuş olmamıza istinaden, katı laik ve Kemalist zincirleri bir, bir kırıktan sonra Afrika ile yeniden" buluşmuş olduk.

Sömürgeci olmayan, oralara dost elini uzatan ve yumuşak güç (soft power) ve diplomasi sayesinde oralarda hemen her alanda varlığını göstermesi, büyük oranda, onun genelde tüm kıtada, ama özelde ise Somali'deki varlığına işaret etmektedir.

Buna istinaden, "eğitim verme amaçlı olarak" tıp alanında yapılması gereken çalışmaları içeren bir eser olan ve aynı zamanda kendisi de bir tıpçı olan Orhan Alimoğlu'nun, anılarını içeren ve Beyan Yayınları tarafından yayınlanan "Yetmiş İki Saat Yolculuk" adlı eser, Afrika ve özellikle de Somali ile ilgili birçok yararlı, önemli ve bir o kadar da düşünmemizi gerektiren bilgileri içermektedir.

Eserde, yazar, Dr. Yiğit karakteri üzerinden Somali'de Benadir Üniversitesi'ne bağlı Tıp Fakültesi'nde; kendi halkının yararına tıbbî bilgi ve tedaviye yönelik bilgi ve becerilerini nitelikli bir şekilde geliştirmeleri arzulanan uzmanları yetiştirmek için oralara kadar giden Dr. Yusuf Bilal örneği üzerinden orada yaşadıklarını birer, birer ve anlaşılır bir şekilde okuyucuna aktarmaktadır.

Kitabı okuyucuya takdim eden gazeteci/yazar Mustafa Ekici; "Değerli okur, bu günce ve notlarda, tek başına vicdanlı bir insanın neler başarabileceğine şahit olacaksınız. Özellikle genç kardeşlerimin, doktor olma yolunda ilerleyen tıp fakülteleri öğrencilerinin ve diğer mesleklerde eğitim gören gençlerimizin önemli dersler çıkaracağı bu kitap, ülkemizin insan kalitesine, insani birikimine ve vizyonuna önemli bir katkıdır." notunu düşerek, ta Afrikalara, Somalilere neden gidildiği, ondan neyin amaçlandığı ve böyle bir işin insana, değerine ve ülkesine topyekûn neleri katacağını, kazandıracağına işaret ediyor.

O da, insanlığın yarasına derman olmak, ora insanına; sömürgeci amaçla değil, insani amaçlarla bir gayretin sonucunda, iyi ve hayırlı işler çıkarmak için gidildiğini üzerine basa, basa belirtmek…

Dr. Yusuf Bilal'in Somali yolculuğu, yine onunla birlikte hareket eden Dr. Yiğit'in, anlatımıyla İstanbul'dan ev ortamından havaalanı sürecine ve oradan da Cibuti'de yakıt ikmali sonrasında, bindikleri uçağın Mogadişu Havaalanına inmesi ile birlikte, uzman olacak tıp öğrencilerimin alacağı diploma törenini ve oradan da İstanbul'a geri dönüşü kapsayacak oranda, Dr. Yiğit'in tanıklığıyla sürüyor.

Zaten, eser boyunca, Yusuf Bilal'e yardımcı olmak için onunda bu seyahate katlanan Yiğit'in ilk ve tek anlatıcı rolü üstlenmiş olması; yer yer Yusuf Bilal'in bilgi, görgü, var olan idealistliğine ve tecrübesine dair –aynı zamanda kendisinin de- sarf ettiği ifadeleri okuyucuya hilafsız bir şekilde anlatmaya girişmesi eseri canlı ve kalıcı kılmaktadır.

Eserde, eğer okunur ise, uzmanlık için çalışan tıp öğrencileri ile birlikte, Somali'nin(Mogadişu) şahsında Afrika kıtasının insanına dair toplumsal bir röntgeninin de çekilmiş olduğunu belirtmiş olalım…

Ora insanın hayata bakışını, bakış açısını, ondan ne anladığı, ne aldığı, neler alamadığı, neyi ve neleri eksik bıraktığı; bununla birlikte –sömürgeci olmayan duygularla- Yiğit'in, Yusuf Bilal'in vb. kara kıtanın kara bahtlı v bir o kadar da hayata ilgisiz insanına yönelik iyi niyetlerini, duygularını ve hayal kırıklıklarını da satır aralarında görmek, olan biteni gözlemlemek mümkün…

"Ne huzur var bu sokaklarda ne de mutluluk. Koskocaman bir çaresizlik var, bir de yalnızlık… En köstü de insanların bunun farkında olmaması."(15)

Dr. Yiğit, orada kaldıkları süre içerisinde kaldıkları ev ortamında hijyenden pek de bahsedilemeyeceğini şu çarpıcı cümlelerle belirtiyor, "Yemek pişirme, mutfak ve bulaşık yıkama konusunda hijyen durumunu anlatmak istemem. Bizim için uygun olmasa da, Somali şartları için çok iyi." (45)

Bununla birlikte, güvenlik problemi sebebiyle akşam yediden sonra dışarı çıkılmamasının önerildiğini de ihmal etmemektedir. (45)

Dr. Yiğit, bir tıpçı gözüyle, yaşam şartlarına vurgu yaparak insanların buna binaen oluşan çaresizliğine ve yaşama adına umutlarına dair de; "Yaşam şartları buradaki insanları sağlık sistemi açısından çaresiz bırakmış olabilir. Hatta durumun düzeleceğine dair bir umutları da olmayabilir. Terör eylemlerinden, bulaşıcı hastalıklardan dolayı kaygılanıp ölüm korkusuyla yaşayabilirler ama her şeye rağmen tevekkül ederek mutlu olmayı becerebilmiş insanlar. Mutluluk çok güzel bir şey herkes için!" (68)

Dr. Yiğit, devlet otoritesinin ortadan kalktığı, hemen her şeyin çeteler eliyle görüldüğü ve aynı zamanda, sıradan bir görevlinin dahi kendini, yaşadığı, görev yaptığı yerin hakimi konumunda görmesine dair;, havaalanında kendilerine zorluk çıkarak bir görevli üzeriden; "…Buranın hakimi benim dercesine gücünü göstermiş oluyordu. Ne güzel demiş Lord Acton; "Güç yozkaştırır ve mutlak güç mutlak şekilde yozlaştırır." Ne küçük düşürücü bir yaklaşım aslında!" (85)

Dr.Yiğit, bir sağlıklı gözüyle oralarda kendini hakim gibi gören ve kendi insanın sağlığı için,birçok fedakârlıkta bulunan yabancı insanlara karşı kaba ve haşin davranan sıradan bir insanın bunca tafrasına rağmen, oralarda yaşama tutunan insanların sağlık hizmeti alımı ile ölüm ve yaşam süreçlerini kıyaslayarak bir değerlendirmede bulunuyor; "Somali'de 2014 verilerine göre her yüz bin kişiye 3 hekim bakabiliyor. Bu oran gelişmiş ülkelerde bine üç ile dört arasında değişiyor. (Orada) "Ölüm oranı; binde 13.1, doğuştan itibaren beklenen yaşam süreci 101 iken 52.8 yıldır. Düşünsenize bu yaşta Türkiye'de ya da Avrupa'nın birçok ülkesinde emekli bile olamıyorsunuz artık." (127)

Tüm bu olumsuz durumlara, iyi şeylerin yanında var olan, ama düzeltilmesinin gerektiği düşünülen durumlarla birlikte, Dr. Yusuf Bilal ile Dr. Yiğit(yazar) ve ekibi, buralarda bulunmanın amacına yönelik olarak kendi alanında uzman olacak ve kendi halkına hizmet edecek olan genç hekimlere yönelik bir sınav yapıp sınav sonucunda kazanan öğrencilere hak ettikleri diplomalarını verdikten sonra, "görevini bihakkın getirmiş olan mutlu insanlar misali Somali'den(Mogadişu) İstanbul'a, kendi topraklarına dönmüşler ve insanlık adına kalıcı bir imza atmış olmuşlar.

Yetmiş İki Saat Yolculuk
Orhan Alimoğlu
Beyan Yayınları
Ekim 2023, İstanbul


Yazar: Sait ALİOĞLU - Yayın Tarihi: 19.04.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 16.04.2024 18:11
251

Sait ALİOĞLU Hakkında

Sait ALİOĞLU

Araştırmacı yazar. haberdurus.com'un editörlüğünü yapmakta olup çeşitli konuları içeren yazı ve araştırma çalışmalarını sürdürmektedir.

Sait ALİOĞLU ismine kayıtlı 81 yazı bulunmaktadır.

Twitter Facebook