Zarurî Bir Hatırlatma; Çocuk Kalbi, Çocuk, A. Erkan AKAY

Zarurî Bir Hatırlatma; Çocuk Kalbi yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Zarurî Bir Hatırlatma; Çocuk Kalbi

29.03.2022 09:00 - A. Erkan AKAY
Zarurî Bir Hatırlatma; Çocuk Kalbi

1846-1908 yılları arasında yaşamış olan İtalyan yazar Edmondo De Amicis askerliği bırakıp yazmaya yönelmiş, görev ve gezi yazılarından sonra çocuk ve eğitim üzerine yazdıklarıyla tanınmış bir edebiyatçı. Hikâyeleri, romanları ve şiirleri de var ama dilimize çevrilmiş iki eserinden biri yazımızın konusu olan kitap, diğeri ise "İstanbul" isimli hatıratı. Ülkemizde "Çocuk Kalbi" olarak bilinen kitabın orijinal adı "Cuore" (Kalp). Kitabın dilimize ilk çevirisinde ismine yapılan nahif ve latif dokunuşu takdir etmemek mümkün değil. Eser İngilizceye çevrilirken de benzer bir yaklaşımla "Cuore; Bir Çocuğun Kalbi" gibi bir yapı kullanmışlar ama bizdeki daha başarılı bir uyarlama olmuş.

Bu gibi kült eserleri kısaltılmamış, sadeleştirilmemiş, orijinal metne bağlı kalınmış çevirilerden okumayı tercih ettiğimi belirteyim ve genç okurlarımıza da bunu tavsiye edeyim. İş Bankası Kültür Yayınları, okumak istediğim bir kitabı basanlar arasındaysa çeviri, düzeltme, düzenleme ölçütleri bakımından tereddütsüz tercih ettiğim bir yayınevidir ve fakat bu kitap için daha iyi bir kapak tasarımı tercih etmiş olmaları gerektiğini söylemeden geçemeyeceğim. "Küçük Prens" taklidi kapaklar kadar kötü olmasa da kapaktaki yazı büyük, fon ve çizim basit. İlk kez 1964 Garzanti baskısında karşımıza çıkan ve artık kitapla özdeş olan büyük hasır şapkalı İtalyan çocuğunun gülümsemesini olduğu gibi görmek, kitabın zihin raflarımda kolay bulunmasını sağlayan bu çağrışıma sahip çıkmak istiyorum.

Yazarımız kitaba kurgusunu okura izah ettiği bir paragrafla başlamış. Yazar-okur sözleşmesi niteliğindeki bu paragrafta söylediğine göre kitap, ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi İtalyan bir çocuğun bir eğitim yılı boyunca tuttuğu günlüklerini lise yıllarında düzenlemesiyle ortaya çıkmış. Enrico isimli bu çocuk, yazarımızın oğlundan esinle yarattığı bir karakter. Yazarımız bir baba olarak oğlunun notları üzerinde çalışıyor ve onun günlüklerine yeri geldiğinde kendisinin, yeri geldiğinde annesinin ve bir kez de ablasının mektupvari notlarını, okulda öğretmenlerin okuttuğu aylık hikâyeleri, dönemin bazı önemli olaylarını ekleyerek karma bir metin ortaya çıkarıyor. Yazarın bir dış ses olarak kalamadığını, oğlunun notlarına da müdahale ettiğini anlayabiliyoruz. Kitap bize İtalyan okullarında ve evlerinde yaşananlar, İtalyanların eğitim düsturu, anne-baba-öğretmen-çocuk ilişkileri, kültür ve inançları ile ilgili deneyimler sunuyor. İlk İtalyan Kralı II. Vittorio Emanuele'nin dördüncü ölüm yıldönümüne değinen ve günlüğün ortalarına denk gelen bir hikâyeden anlıyoruz ki kitaba konu olan bu bir yıllık günlük 1882 yılına isabet ediyor. (S.:89)

Bu metin eğitim üzerine yararları tartışılmaz bir metin olarak kabul edildiği için hem tavsiye edilen yaş grubu hem de bu alana ilgi duyan yetişkinler tarafından okunması elzem eserlerin başında geliyor. Yazarının özellikle dokuz-on üç yaş için önerdiği bu kitabı aradan geçen yüz elli yıldan sonra, bugün on bir yaş üstü için önermeyi daha uygun buluyorum ve her çocuk kitabı gibi "Çocuk Kalbi"nin de aynı zamanda bir yetişkin kitabı olduğunu tekrar hatırlatıyorum. O günün çocuğunun ruh dünyasında ve sorumluluk heybesinde taşıdığı yükler bugünküler için biraz ağır ama bu ağırlık kesinlikle tadılması gereken duygular içeriyor.

Günlüklerin yazıldığı dönem, İtalya'nın Fransız işgali ve Avusturya tehlikesinden kurtulduğu, İtalyan Birliği'nin sağlandığı yıllar olduğu için vatan sevgisi ve vatandaşlık bağı ile ilgili telkinlerle yoğun olarak karşılaşıyoruz. Yurdun uzak bölgelerinden gelen çocukların kaynaştırılması, askerin saygınlığı, görevin kutsallığı, öğretmenin konumu gibi gündelik meseleler çocuk yazarın anılarında önemli yer tutuyor. Vatan sevgisinin askerî hizmetlerin yanı sıra işçilikteki, çiftçilikteki, öğrencilikteki ve arkadaşlıktaki karşılıklarının nasıl somutlaştırıldığı ve işlendiği görülünce bu yöntemin İtalya'nın yüz elli yıllık kalkınmasına olan etkisi anlaşılıyor. Yazar sosyalist yaklaşımıyla birlikte vatan sevgisini odağına alarak öyle bir birliktelik kurgulamış ki kitap faşist İtalya döneminde dahi gündemden düşmemiş. Bir zorba olabilecekken gücünü arkadaşlarının iyiliği için kullanan Garrone kitabın en önemli kahramanlarından. Bir arkadaşını kurtarmak için canını tehlikeye atan ve bütün bir yılı koltuk değnekleriyle geçirmek zorunda kalan Robetti de bir diğeri. Günlüklerin sahibi ana kahramanımız Enrico'nun anlatı üslûbunda en belirgin özellik alçakgönülle diğerlerini takdir edebilmesi, imrentisini açıkça ve detaylandırarak belirtebilmesi. Sevdiği arkadaşlarından öylesine övgüyle bahsediyor ve onların erdemlerini öyle yüceltebiliyor ki okuyucunun işaret edilen kahramanları örnek almaması mümkün değil.

"Çocuk Kalbi"ni tüm temizliğiyle ortaya koyan iki hikâye olarak Garoffi'nin istemeden yaraladığı yaşlı memurla yaşadıklarını anlatan hikâye ve 'Floransalı Küçük Yazman' hikâyesi göze çarpıyor. Oğlunun notları arasına zaman zaman annesinin, zaman zaman da kendi notlarıyla giren yazar öğretmen sevgisiyle ilgili bir bölümde oğluna "Öğretmenini benim kardeşimmiş gibi sev" diyor ve ekliyor "öğretmen kelimesini hep büyük bir saygıyla söyle, çünkü bir adamın başka bir adama baba haricinde söyleyebileceği en asil en tatlı söz budur." cümlesiyle dokunaklı bir öğüt veriyor. Bu tür doğrudan öğütlerle çokça karşılaşsak da bunlarda rahatsız eden, sahte bir "Emile" mükemmeliyetçiliği değil, hassas ebeveynin olağan ama edebî telkinlerini buluyoruz.

Kitap bugünün pedagojisine ait önemli bir tespitle beni çok memnun eder şekilde çatışıyor. Bugünün anne babaları olarak çocuğu arkadaşlarıyla ve diğer çocuklarla kıyaslamamak gerektiğini tekrar eden bir söyleme aşinayız. Oysa yazarımızın, oğlu Enrico'ya bu yöntemi kullanarak verdiği öğütlerdeki ölçü ve sanat meselenin üslûpta düğümleneceğini veya çözüleceğini apaçık gösteriyor. Hatta Enrico'nun kendini diğer çocuklarla kıyaslarken adil ve nesnel olabilmesi, böylece başka bir yönlendirene ihtiyaç duymaksızın çıkarımlar sağlayabilmesi belki de onu hayatı boyunca başarıya ulaştıracak bir vasfa dönüşüyor.

Arkadaşının ayıbını örtme, eksiğini tamamlama, diğerkâmlık, feragat gibi erdemlerin fiile dönüşmesinin bir çocuk için kahramanlık sayıldığını ve o çocuğun, öpücüklere boğularak, başından aşağı çiçekler atılarak, madalya verilerek, yoğun sevgiyle ödüllendirildiğini görüyoruz. Kötü örnekliği olabildiğince öteleyip iyi örnekliği gerekirse abartarak çocuk zihnine yerleştirmeyi denemiş ve başarmış. İtalyan tez canlılığını ve sıcakkanlılığını göz önüne alırsak bu taltiflerin onlar için abartılı olmadığını söyleyebiliriz ama özellikle kötülüğü engellemekte yetersiz kaldığımız şu son dönemde iyiliği ödüllendirirken abartıya bizim bir hayli ihtiyacımız var.

Çocukları birbiri ile yarışan ve bunu körükleyen aileleri kanıksadığımız zamanlarda çocuklar arasındaki gelir farklarını kapatan aile davranışları ve Enrico'nun "okul herkesi eşit ve arkadaş kılıyor" cümlesiyle tanımladığı okul bugün hepimizin özlemi. Özel okul-devlet okulu ayrımının henüz olmadığı zamanların bu bütünleştiriciliğine önünde sonunda tekrar ihtiyaç duyacağımıza inanıyorum. Bugünden bakınca ebeveynlerin çoğunu korkutan ama aslında içinde bulunduğumuz durumdan daha korkunç olmayan o durum, bizleri insaniyete zorlayacak bir itki olurdu. Yazar, haksızken özür dileyemeyen ve hatta arkadaşına vurmayı göze alan oğlunu, her ne kadar kavga etmemiş olsalar da peşinen ve kendi iradesiyle doğruyu yapamadığı için sertçe kınıyor, hayal kırıklığını ortaya koyuyor. Her halükârda çocuğunu korumayı ve kayırmayı marifet sayan, hakkı yerine koyma gereği duymayan "korumacı" ebeveyne ders niteliğindeki bu tavır kitapta tekraren örneklenmiş.

Yazarın, tüm anne-babaların paylaştığı haklı serzenişleri bir elekten geçirmeksizin, duygularının avam hâlini açığa vuran mektuplarla çocuğa yansıtması ve bunların zaman zaman duygu sömürüsüne yaklaşıyor olması kitabın zayıf noktası olarak görülebilir. Fakat çocuk değer bilmezliği ve ebeveyn kırgınlığı hayatımızın inkâr edilemez parçalarıdır. Bunlara dair en belirgin iki örnekte, yazarın, kırgınlığına sebep olan çocuk davranışını gizlemiş olması dikkate değer. Nahif yazar bu bölümleri bir mahremiyet ile geçiştirmiş. Kabahati ifşa etmemiş, genellememiş, kamulaştırmamış. Çocuğun davranışı üzerinde değil, kendisine hissettirdikleri üzerinde durmuş.

Kitabın önce ebeveyn tarafından, sonra gençle birlikte, bölüm bölüm, üzerine konuşarak okunması, umulan faydayı ve etkiyi artıracak, yazar ebeveyn-çocuk ikilisi okur ebeveyn-çocuk ikilisine seslenecek, nesil farkına asır farkını da eklemesine rağmen onları değişmeyen bir manevî âlemde buluşturacak, duygudaşlığa vesile olacaktır.

Üç yıl önce bir İtalya seyahatim olmuş ve orada İtalyanlarla şaşılacak derecede benzeştiğimizi fark etmiştim. Bu eserin üzerinden geçince birbirlerine duydukları sevgi ve bağlılık anlamında bizi aşmış olmalarının sebeplerini sezdim. İtalyan çocuk-genç edebiyatının bu temel eserinde tasvir edilen birlikteliği bugünlere taşımış durumdalar. İtalyan aileleri her pazar şehirlerin meydanlarında bir araya geliyor, her yaştan insan birlikte oyunlar oynuyor, resim ve müzik yapıyor, dans ediyor, türlü faaliyetlerle hoşça vakit geçiriyorlar. Bir şenlik yaşanıyor. Yerleşmiş bu alışkanlıkları hem aileyi hem toplumu bir arada tutuyor. Hiç olmazsa her pazar "ne yapsak" çıkmazında takılı kalan ve AVM çıkışına kaçan bir toplum olmaktan onları kurtarıyor. Kapitalist dünyanın öğütmekte olduğu aile ve çocukların, bir direnç dayanağı olarak okuması gereken, üstelik bize yakın bir toplum yapısından, duygularımıza hitap eder bir sıcaklık ve yumuşaklıkla neşet etmiş kitaplardan biri "Çocuk Kalbi". Onu hatırlayalım, birlikte yeniden okuyalım.

Edmondo De Amicis

Çocuk Kalbi

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

322 Sayfa

Ocak 2020


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 29.03.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 01.03.2022 16:33
763

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış sekiz çocuk kitabı bulunmaktadır. “Edebistan”, “Eğitim Her Yerde”, “Dilhane” gibi çeşitli sanal dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 40 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.