Şehirli Bir Kimliğin Doğayla Hesaplaşması, Sinema, Necla DURSUN

Şehirli Bir Kimliğin Doğayla Hesaplaşması yazısını ve Necla DURSUN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Şehirli Bir Kimliğin Doğayla Hesaplaşması

03.12.2021 09:00 - Necla DURSUN
Şehirli Bir Kimliğin Doğayla Hesaplaşması

"Şehir hayatından bunaldım, istifa edip bir sahil kasabasına yerleşip bahçemde domates yetiştirmek istiyorum." cümlesini son yıllarda oldukça sık duyar olduk. Dile getirenler ise daha çok "beyaz yakalı"lar olarak tanımlanan; profesyonel, yönetsel ve idari işler yapan ofis çalışanlardır. Cümlenin alt okumalarında; şehir hayatından bitkin düşen ve anlam arayışına girenlerin yaşadıkları tükenmişliğin tedavisinde doğayla temasın reçete olacağı saklıdır. Daha sakin ve kendine yeten bir hayatı düşleyenler bir kuş gibi kanat çırparak göçmek istedikleri o hayatta; "Bir çiftliğim olsa.", "Zeytinyağı üretsem.", "Ceviz ağacı tarlam olsa.", "Peynirimi-sütümü ahırımdaki hayvanlardan üretsem." gibi düşüncelere dalarlar. Düşünceler hayallere dönüşür ve bir müddet sonra hayallerin peşine düşenleri eş dosttan duyar, TV de ve sosyal medyada görürüz. Aldıkları karara ait yaptıkları değerlendirmelerde bulunan bu kişilerin durumlarını tüm yönleriyle ve gerçekliğiyle aktardığına emin olunamasa da; doğayla ve iklimle uğraşmanın kolay iş olmadığı açıktır. Tarım yapmak ise ekstra zor, uğraş ve bir anlamda tecrübe gerektirir. Hal böyle olunca; şehirli kimliğe sahip biriyle doğal yaşamda gözlerini açmış birinin tabiatla kurduğu ilişki arasında büyük farklar bulunur. Eylem Kaftan tam da bu konuda ulusal kanal için "Bir Çiftlik" adıyla belgesel çeken bir yönetmendir. Belgesel çekimlerinden edindiği tecrübeler, tanıştığı kişilerle kurduğu temas ve görsel olarak zihninde yer bulanlarla yazımıza konu olan "Kovan" filminin senaryosunu yazmış ve yönetmiştir. Kovan, Kaftan'ın ilk uzun metrajlı filmidir.

İnsanoğlunun doğal dengeye müdahalesinde yaşanan ölümcül sonuçları ele alman filmin yönetmeni Eylem Kaftan, eseri için; "zamanın ruhunu yakalayan" bir yapım olduğu vurgusunda bulunmuştur. Bunun oldukça yerinde bir tespit olduğunu söyleyebiliriz. Zira filmin gösterim tarihi küresel salgın sürecine denk gelmiştir. İçeriği ise salgının çıkarımlarıyla örtüşmektedir. Kovan; virüs vaka sayılarının en üst seviyeye ulaştığı, tüm dünyada tam kapanmanın uygulandığı, insanların sınırlı tüketime yönlendirildiği ve doğaya verilen zararın sorgulanmasıyla paralel bir senaryoya sahiptir.

Kovan'ın merkezinde; "Ayşe" karakterine hayat veren Meryem Uzerli bulunmaktadır. Artvin-Borçka'ya bağlı Macahel (Camili) köyünde çekilen film bir bakıma tehdit altında olan doğal kaynakların modern insana direnişini gözler önüne sermektedir.

Yapımın Esin Kaynağı

Eylem Kaftan, belgesel çekimi için bulunduğu Ardahan'da tanıştığı bir arıcı kadından esinlenerek yazıp yönettiğini beyan ettiği filminde; doğal hayatın zenginliği, iklim çeşitliliğinin gündelik yaşama yansımalarını anlatmıştır. Yaban hayat hakkında dilden dile dolaşan hikâyelerden en bilineni doğal yaşamın önemli aktörlerinden ayılarla insanların karşılaşmalarıdır. Bu hikâyeler esin kaynağını besleyen diğer bir etkenler olmuş. Ayılarla karşılaşma hikâyeleri özellikle Doğu Karadeniz'de oldukça yaygındır. Hatta Google 'da bu kelimelerle arama yapıldığında karşımıza çıkan sayısız haberlerle; bir ayıyla özçekim yapmanın itibar göstergesi olarak kabul edildiği yorumunu yapmak mümkündür.

Şehir insanının belgesellerde ve fotoğraflarda gördüğü ayılar kır hayatının bir parçasıdır. İnsanların yaşadığı yerlerin onları bir mıknatıs gibi çeken unsurlarından biri arı kovanlarıdır. Et yiyen bir tür olan ayıların bal gibi tatlı yiyeceklerden hoşlandığı çizgi filmlere de çokça konu edilir. Son yıllarda izlenme oranı artış gösteren "Maşa ile Koca Ayı" çizgi filminde fıçılara doldurulmuş ballar en güncel örneklerden biridir.

Doğal arıcılıkta; doğal koşulların zorluğu kadar arılıklara dadanan vahşi hayvanlara karşın önlem almayı, eylem planı yapmayı gerektirir. Dolayısıyla yöre halkının arılarını ve kendilerini korumak için çeşitli savunma yöntemleri geliştirdikleri görülür. Filmde arıcılık yapan bir kadının arılığına musallat olan bir ayıyla karşılaşması konu edilmektedir. Ancak mevzu bahis olan kadın modern yaşantının içinden gelmiş bir şehir kadınıdır. Ancak bu şehirli kadının, asri gelişmelere ve kendi zekâsına güvenerek doğayla kurduğu temasın karşılığında aldığı sert cevap onun için oldukça yıpratıcı olacaktır.

Filmin çekildiği yerin zor bir coğrafya olmasının yanında Ayşe karakterine eşlik eden gerçek arıların ve gerçek ayıların çekimin zorluk seviyesini yükselttiği kolaylıkla tahmin edilebilir. Ayı ile Ayşe'nin arasındaki bağı kameraya yansıtmanın maharetle gerçekleştiği yapımda, hayvanlarla çalışmanın zor yanlarının kolaylıkla eritilmiş olduğu görülür. İzleyene "Efekt mi acaba?" dedirten sahnelerde arılar da ayılar da gerçektir. Yapım ekibinin arılar tarafından defalarca sokulduğu ve çekim süresince ayı ve arıların yaşam alnında konaklama yaptıkları dikkate alınırsa icra edilen işin zorluk derecesi daha iyi idrak edilebilir.

Medyada özenli makyajı ve alımlı kıyafet seçimleriyle yer alan ve filme ait röportajlarda arı korkusu olduğunu beyan edilen Meryem Uzerli 'nin başrolde olması oldukça ilginçtir. Uzreli'nin, Almanya'da doğa okulunda eğitim görmesinden aldığı güçle Ayşe karakterini oynamaktaki kararlılığı yönetmeni rolü ona teslim etmesi hususunda ikna ettiği basına yansıyan bilgiler arasındadır. Film boyunca şehirli Ayşe'den adım adım Gürcü Kızı Ayşe'ye dönüşen Uzreli, Artvin'in dağlarının mekân olduğu zor rolünün hakkını teslim etmiştir.

Yetişkin Sıkıntılarından Çocuk Gibi Kaçmak

Uzun zaman önce Almanya'ya giden Ayşe annesinin vefatı ve bıraktığı vasiyet üzerine yabancılık hissetmesine rağmen anne yadigârı arılığı işletmeye karar verir. Güçlü ve zayıf yönleriyle seyircinin karşınsa geçen Ayşe karakteri, üst üste yaptığı hatalarla ve aldığı yanlış kararlarla bir dönüşümün içine girer. Yaşadığı dönüşüme aile bağları ve aileden kopuşlar da dâhildir.

Arılıkta ilk yaptığı; kraliçe arıyı ölüme terk edip yerine yabancı fakat daha verimli başka bir kraliçe arıyı dâhil etmek olur. Ayşe'nin bu yaptığı; kendisinin Almanya'dan Artvin'e gelip annesi yerine bir "yabancı" olarak geçmesiyle özdeşleştirilebilir. Ayşe, bu hamlesinin arıların doğasına uymayacağını söyleyen yardımcısı Ahmet'in uyarılarını dikkate almaz. Ardından "Hamsi" ve "Fındık" isimlerinde yavruları olan yaban ayısı "Kestane" yi öldürmesi, ablası Mine ile olan yüzleşmesi, öldürdüğü ayıyı belgesel yapmaya çalışan İlker 'le olan bağı filmin ilişki ağını örmektedir. İlker Kafkas Ayılarını daha yakından tanımak için bir proje yürütmekte ve Kestane'nin boynuna astığı kamerayla onu ve iki yavrusunu kayıt altına almaktadır.

Şehirli modern insan Ayşe her şeyi tek başına yapabileceğine inandığından doğal yaşama ait kararları tek başına verir ve hüsrana uğrar. Arıcılıkta sona gelen ve pes eden Ayşe şehir hayatına geri dönmek için yola çıkmışken mevsimi olmamasına rağmen arı kovanlarından birinin oğul vermesi kararından dönmesine sebep olur. Akabinde başkalarına da kulak vermenin, tecrübelerinden faydalanmanın, özelliklerinden dersler çıkarmanın, tavsiye almanın ne kadar işe yaradığını kabullenir.

Feyyaz Duman'ın canlandırdığı "İlker" karakterinin, "İnsanlar biraz da hayvanların gözünden dünyaya baksın istiyorum." cümlesi filmin ana temalarından biridir. Filmin sonlarına doğru dumanlar içinde aniden karşımıza çıkan keçilerin gözünden dünyaya bakmak sığmıştır bu cümleye. Esasında o sahnedeki dumanlar buluttur. Çünkü Borçka'da rakım hayli yüksektir. "İnsan doğanın neresindedir?", "Hayvanların gözünden dünyaya bakabiliyor muyuz?" gibi sorular sorduran bu sahne başta olmak üzere tüm yapımda değerli ipuçları bulunmaktadır. Doğaya dönüş hikâyesi olarak nitelenebilecek film basit olanı anlatırken basitin içindeki derinliği kayda almıştır.

"Kovan" ve "Bal Ülkesi"

"İşi gücü bırakıp köye yerleşelim." diyenlerin doğada yaşamın güçlüğünü görmesi adına önemli bir yapım olarak izlediğim film bana "Bal Ülkesi" isimli Kuzey Makedonya yapımını hatırlattı.

Biri "Hatice" değeri "Ayşe" olmak üzere her iki yapımın başkahramanının kadın olması ve hayatlarında "anne" figürünün büyük yer kaplaması benim için en büyük çağrışım oldu. Bir başka önemli çağrışım ise; başkahramanların arıcılıkla ilgilenmeleridir. "Bal Ülkesi" için kaleme aldığım ve 29.04.2020 tarihinde kitaphaber.com.tr'de yayımlanan yazım için yaptığım araştırma ışığında çok sayıda husus dikkatimi çektiyse de okumakta olduğunuz yazıda üç adedi yer alacaktır.

Bu hususların ilki; Dünya tanıtımlarında "Avrupa'nın son kadın arı avcısı" olarak lanse edilen Kuzey Makedonya yapımı "Honeyland-Bal Ülkesi" nin Hatice'si artık unutulmaya yüz tutmuş yayla arıcılığını adeta bir sanatmışçasına icra etmesiyle, "Kovan" ın Ayşe'sinin geleneksel bal üretim tekniğini benimsiyor olmasıdır. Gerçi Ayşe'nin bunun için oldukça uzun bir yol kat etmesi gerekecektir. Bu bahiste şunun ayırdına varmak gerekir ki; Kovan'ın Ayşe'si acemilikten doğayla uyuma ilerlerken, Bal Ülkesi'nin Hatice'si ise "Ayşe gibi olan insanları" doğayla uyum içinde yaşamaya yönlendirmeye çabalamasıdır.

İkincisi; Makedonyalı yönetmenlerin Makedonya'nın Köprülü ile İştip kentleri arasındaki (Bekirlija) Bekirli Köyü civarında bulunan nehre odaklanarak kısa bir doğa belgeseli çekmeyi amaçlarken çevreyi tanımak üzere yaptıkları keşif gezisinde yabani bal arılarının kovanları ve Hatice Muratova'yla tanışırlar. Yaşlı annesiyle sürdürdüğü yaşamının tek geçim kaynağı doğal yollarla yaptığı arıcılık olan Hatice ekibi oldukça etkiler ve film böylece ortaya çıkar. Kovan filminin yönetmeni de belgesel çekimleri için geçmişte bulunduğu Anadolu şehirlerinde tanıştığı kişilerden, olaylardan ve hikâyelerden esinlenerek film yazıp yönettiğini beyan etmesi benzerliğin yapım ekibi penceresinden olanıdır.

Değineceğim son konu ise; "Kovan" da arılığa dadanan ayı ile "Bal Ülkesi" nde köye yerleşen istilacı ve doğal düzene saygısı olmayan göçebe aile faktörünün benzeşmesidir.

Sonuç

Doğal yaşam şehrin ışıklarından uzaktır. Orada ışık görmek için gökyüzüne bakmak gerekir. Eğer bakan şanslıysa bir yıldız kaymasına şahit olabilir. Ya da ışık görmek için ağustos böceklerinin sahneye çıkmasını beklemelidir.

Peki; şehir hayatından kaçış sebeplerinin tümünü veya bir bölümünü "default setting" inde yani varsayılan doğal ayarlarında barındıranlara ne demeli? Bu gruba dâhil gençlerden birini ele alırsak; bağ-bahçe ve yaban hayat sevgisi kalbindeyken dünyaya merhaba demiş bu gencin kendisini yaşlı doğmuş gibi hissetmesi muhtemeldir.

Yönetmen: Eylem Kaftan
Senaryo: Eylem Kaftan
Oyuncular: Meryem Uzerli, Hakan Karsak, Feyyaz Duman, Burcu Salihoğlu
Gösterim Tarihi: Eylül 2020
Süre: 1 sa 33 dk


Yazar: Necla DURSUN - Yayın Tarihi: 03.12.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 03.12.2021 10:53
437

Necla DURSUN Hakkında

Necla DURSUN

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Necla DURSUN ismine kayıtlı 58 yazı bulunmaktadır.