Ünsal Ünlü İle Yayınevi ve Yayıncılık Üzerine Konu�, Söyleşi, Necla DURSUN

Ünsal Ünlü İle Yayınevi ve Yayıncılık Üzerine Konuştuk yazısını ve Necla DURSUN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabil

Ünsal Ünlü İle Yayınevi ve Yayıncılık Üzerine Konuştuk

22.12.2023 09:00 - Necla DURSUN
Ünsal Ünlü İle Yayınevi ve Yayıncılık Üzerine Konuştuk

Merhaba, bize kendinizden söz eder misiniz? Ünsal Ünlü kimdir?

Akdeniz şehirlerinden Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde doğdum. Lise yılları dahil burada yaşadım. 1997 yılında üniversite için geldiğim İstanbul'da yaşamaya devam ediyorum. İstanbul'u derinden seven, İstanbul'un şiirini yaşayan bir şair olarak ilham kaynağımı sürekli bu şehirle besliyorum. Nimetine de külfetine de talip olduğum bu şehirde hayatı kitabî olanla yaşamaya çalışıyorum. Lisede elektronik bölümü, üniversitede Harita Mühendisliği okudum. Harita, inşaat ve enerji sektörlerinde çalıştım uzun yıllar. 2010 yılı başında mühendislik çalışmalarımın yanında bir arkadaşımla yayınevi kurdum. 7 yıl önce mühendisliğe zorunlu bir ara verdim; sonrasında tamamen bıraktım. 14 yıldır yayıncılık faaliyetini sürdürüyorum.

Yazmaya ilk gençlik yıllarımda başladım ama ilk şiirim 2004 yılında Kırklar dergisinde yayınlandı. Şiirlerim Kırklar, Dergâh, Derkenar, İkindi Yağmuru, Kırknar, Mavi Yeşil, İtibar, Hayal Bilgisi ve Muhit dergilerinde yayınlandı. Birçok dergide poetik yazılarım ve makalelerim yayınlandı. 2010 yılında 'Savaşlar Kararında' adıyla ilk şiir kitabım yayınlandı. Yayınlanmış üç şiir kitabım, yayınlanmayı bekleyen birkaç kitap dosyam var; yayınevinde sıranın bana gelmesini bekliyorum. Yazı hayatım, yoğun okumalarla devam ediyor.

Yayıncılık dünyasını nasıl tanımlarsınız? Okur Kitaplığı'nı kurmaya nasıl karar verdiniz? Hangi aşamalardan geçerek kurulur bir yayınevi?

Yayıncılık, birçok unsuru bir arada bulunduran bir potansiyeli ve bunları yönetecek kabiliyet ve tecrübeyi bir arada bulundurmayı gerektirir. Sürekli zinde olmanız ve öğrenmeniz gereken bir sektör. Paranın olmazsa olmaz olduğu bu sektörün asıl sermayesi entelektüel sermayedir. Ancak bu olmadan da sektörde olup iyi para kazananlar var tabi. Fakat bunların çoğunun sektöre katkısı sıfıra yakındır, hatta eksi yazmaktadır bazen de. Okur Kitaplığı markasıyla yayın hayatına katılmaya 2009'un ikinci yarısında karar vermiş, 2010 yılı başında da yayınevini bir arkadaşımla birlikte kurmuştuk. Beni bu işe motive eden saik, okuyup yazıyor olmamdı, arkadaşım ise ticaretin içindeydi. Biraz birikimim vardı, biraz da arkadaşım sermaye koydu ve yayınevini kurgulayıp işe başladık. Mühendistim ve mesleğimi yapıyordum. Kazandıklarımın bir kısmını bu işe ayırıyordum. 1.5 yılın sonunda battık. Arkadaşım bu andan itibaren herhangi bir sermaye koyamayacağını söyledi. Sonra ben tek başıma hem sermaye sağladım hem de borçlandım. 3,5 yılın sonunda daha kötü battık. İşin sonun geldik dedim ve bırakmayı düşündüm. Ama o zaman teknik açıdan da devir anlamında da işi bırakacak birilerini bulamadım. Büyük bir borç yüküyle devam ettim. Mühendis olarak da çalışmaya devam ediyordum ama yük ağırdı. Sonra bazı çözümler buldum ve devam ettim. Yalnızdım artık, tamamıyla. Sonra ağır ağır devam ettim. Zordu, çok zordu. Maddi manevi birçok cephede mücadele veriyordum. İtibarım da yakın çevremde yara almıştı. 2016 yılı sonlarında Kuzey Marmara ve 3. Köprü Otoyolu İnşaatında çalışırken keyfi bir kararla işten çıkarıldım. 15 Temmuz Darbe İşgal Girişimi olmuştu ve iş bulmak kolay değildi. İşlerim daha da zorlaştı tabi. Sonra iş başa düştü. Bütün enerjimle yayıncılığa yoğunlaştım. Ardından işler yoluna girmeye başladı. O gün bu gündür yayıncılığımız gelişerek devam etti. Yayınevi için en başta motivasyon, para, sistem, insan kaynağı, ticari kabiliyet ve sürdürebilirlik çok önemlidir.

Neden yayıncılık dünyasını seçtiniz? Yayınevi açmayı tercih etme nedenleriniz nelerdi? Bu konudaki gerekli gördüğünüz faktörlerden bahseder misiniz?

Benim bu işe girmeye niyet ettiğim dönmede çok az yayınevi vardı ve bunların içinde edebiyat yayınlayan yayınevi sayısı azdı. Toplumun bu alana teveccühünün de az olmasıyla bu işte neredeyse kapalı bir sektör algısı hakimdi. Benim de geçmişte matbaada çalışmışlığım ve bu alana biraz ilgim vardı. Okuyorum, yazıyorum ve dergilerde şiir ve yazılarım yayınlanıyordu. Yıllardır çalıştığım şirketlerden dolayı şirket kültürüm mevcuttu. Dergi çıkaran bir arkadaşımla konuşarak böyle bir fikir gelişti ve somutlaştı. Sonra başka bir arkadaşla devam ettik tabi. Bu işi öğrenme maliyeti yüksek oldu tabi.

Yayınevinizin ilkeleri ve yayın politikası hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yayınevimiz tamamen yerli telif eser yayınlayarak işe başladı. Bunu büyük oranda başarıyla sürdürüyoruz. Yerli ve Milli bir duruş etkisiyle yayıncılık anlayışımızı devam ettiriyoruz. Eserlerimiz bu toprakların değerlerine aykırı olmamalı ve bir o kadar da evrensele ulaşabilmeli. Bu toprakların değerleri ve birikimi çok zengin; hiçbir komplekse kapılmadan eser üretebilecek potansiyelde kültür ortamımız ve yüksek yetenekte yazarlarımız var. Biz bunu hedefliyor ve mümkün olduğunca vurguluyoruz. Sermaye ve kâr odaklı herhangi bir çaba içinde değiliz.

Kurulduğunuz günden bu yana yayıneviniz nasıl bir gelişim ve değişim geçirdi?

İlk marka yayın konseptimiz Okur Kitaplığı 2010'da, ikinci marka yayın konseptimiz Okur Akademi "aydınlanmak için" mottosuyla 2012'de, üçüncü marka yayın konseptimiz Mat Kitap "sizin için var" mottosuyla 2013'te, dördüncü marka yayın konseptimiz Okur Çocuk "yarının büyüklerine…" mottosuyla 2016'da, beşinci marka yayın konseptimiz Okur Tarih "tarih, gelecektir" mottosuyla 2018'de ilk kitaplarını yayınladı. Okur Yayın Grubu olarak yayınevinin toplam birikimini okura sunuyoruz. Bu birikim bugün toplamda 500'ün üzerinde kitapla okura ulaştı. Çizgimizden ve ilkelerimizden sapmadık. Genel geçer ve piyasa ürünlerine tevessül etmedik; para getirsin de ne olursa olsun diye düşünmedik. Birçok yayıncının el attığı işlere de el atmadık. Kâğıt israfı yapmamaya özen gösterdik; bizim yaptığımız üretimin bir kısmı ithalata dayalı olduğundan dikkat en büyük sorumluluğumuz. Bir okur, yayınlarımızdan birini okuduğunda diğer kitaplarımızı da okumaya yöneliyorsa bu bizim için çok kıymetli bir husustur.

Yayınlanacak kitapları seçerken hangi, kriterlere önem veriyorsunuz?

Yayınevimiz edebiyat ağırlıklı kitaplar yayınlayarak başladı. Bu alanda yayınlayacağımız dosyaları seçerken şair ve yazarın edebiyat ve dergi ortamlarında varlık gösteriyor olmaları, belli bir okur kitlesi ve edebi kamu tarafından kabul görmüş olmalarını olmazsa olmaz kabul ettik. Nitelikli eser olması, toplumun değerlerine düşman olmaması gibi temel kriterlerimiz oldu. Okur Kitaplığı'nın mottosu "seçkin eserler" dir bu yüzden. Akademi ve çocuk kitaplarında da benzer şekilde nitelikli çalışmalara talibiz. On yıllarca okunacak çalışmaları yayınlarımız arasına dâhil etmeye çalışıyoruz.

img-20231215-wa0094 Klasik baskı maliyetleri gün geçtikçe artarken e-kitap, dijital yayıncılık da hızla gelişiyor. Bu gelişmeler karşısında; yayınevi olarak nasıl bir yol haritası belirliyorsunuz?

Baskı maliyetleri konusu her zaman vardı. Günümüzde de şartlar zor olsa da kitap fiyatları oldukça düşük. Buna rağmen şikâyet ediliyor. Gerçekten iyi okurlar istediği kitabı satın almakta zorlanmıyor. Matbu kitabı e-kitap ya da sesli kitapla kıyaslamak çok iyi sonuç vermeyecektir. Her birinin yeri ve işlevi farklı. Matbu kitap dışındaki alanlara yayıncılar henüz yeterince yatırım yapmıyor ve yapmak da istemiyor. Çünkü bu konuda öncülük edecek devletimizin ilgili kurumlarıdır ki, onlar da bu konuda yayıncılarla birlikte hareket etmeye çalışıyor diyebiliriz. Bu alanda en büyük sorun hırsızlık maalesef. İnternet ortamındaki kitap hırsızlığının haddi hesabı yok. E-kitaptan PDF dosyalara varıncaya kadar yazarın ve yayıncının hakkına hukukuna riayet etmeden kitaplar dolaşıma sokuluyor. Mücadele edilmeye çalışılsa da maalesef insanların bu konuda bir hassasiyeti yok. Bu durum aslında kelimenin her anlamıyla hırsızlıktır.

Tabi biz bu konuda da adımlar atmaya çalışıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü 2-3 yıldan beri yayıncılardan başvurdukları kitaplardan yıllık kiralama yaparak okurlara ücretsiz okuma imkânı sağlamaya başladı. Yayınevi olarak bizim de kitaplarımız bu uygulamada yer almaya başladı. EKitabım uygulamasından herkesin yararlanabildiği bu hizmetle e-kitap kullanımının zamanla yaygınlaşacak ama ne kadar zamanda ne kadar yaygınlaşacağına okur karar verecektir. Sesli kitap için henüz emekleme aşamasında yayıncılık sektörümüz; biz de öyleyiz tabi ki.

Ülkemizde kitap yayınlatmak zor mu? Bir kitabı yayınlama süreci nasıl işliyor? Hangi aşamalardan geçiyor ve ne kadar zaman alıyor?

İyi kitap her zaman yayınlanmak için avantajlıdır. Er ya da geç muhatabını bulur. Tabi yazar da kendini ve yazdıklarını iyi bilmeli ve yayıncı muhatabını iyi seçmeli. Sektörü de az çok bilir iyi bir yazar. Her yazılan ve belli bir hacme ulaşan dosya kitap olarak yayınlanmamalı bence. Maalesef bu konuda yayınevi sistemi belli alanlarda işlemiyor. İşlemeyince de ortalıkta çerçöp çok fazla dolaşıma girdi. Gereksiz yayınlar piyasayı gereğinden fazla büyüttü ve bu da piyasada dengesizlikler de oluşturuyor. Kitap üretiminde maliyeti oluşturan kalemlerin önemli bir kısmı ithalata dayalı. Döviz arttıkça kitapların maliyeti arttı. Ancak, ülkemizde dövize bağlı olmayan gıda fiyatlarındaki artış kadar kitap fiyatları artmadı. Buna rağmen kitap temel ihtiyaçlar listesinde çok gerilerde olduğu için kolaylıkla vazgeçilen kalem arasında yer alıyor. Editörlerimizin çalışmaları sonrası değerlendirme yapıp yayınlanıp yayınlanmayacağına karar veriyoruz.

Günümüz yazar vasatı yeterince kendini beslemiyor. Yazdığı alanda, türde dahi yeterince okumaları yok çoğunun. Okumadan yazmayı marifet sayana bile birçok kez denk geldim şahsen. Hele şiirde çok fazla söz konusu bu durum. Birçoğu kendi çağdaşından bihaber. Bunca şiir yazan şiir kitabı okusa şiir kitapları en çok satan tür olacak ama maalesef tam tersi bir durum var. Hâl bu olunca, yayınevine gelen dosyaların büyük bir kısmına olumsuz dönüş yapıyoruz. Bir de çok aceleci yazarlarımız. Dosyayı gönderip ertesi gün ya da haftasında dönüş yapmanızı bekliyorlar. Dosyayı aynı anda birkaç yayınevine gönderenler var. Birçoğu dosya gönderdiği yayınevinden bihaber; tek bir kitabını okumamış ama o yayınevine dosyasını büyük bir rahatlık ve kayıtsızlık içinde gönderebiliyor. Bir de başka yazarın referansıyla gelen dosyalar var. Üzerinizde baskı kurmaya çalışıyorlar. Dosyasını gönderdiği e-postaya tek bir hitap ve cümle yazmadan dosyasını ekleyip gönderenler var ki bu davranış karşısındaki insana nezaketsizliğin ötesinde hakaret barındırıyor. Biz bunları değerlendirmeye dahi almıyoruz. Eskiden bir yazar bir yayınevine dosya gönderdiğinde 3-6 aya varan süre bekletilirmiş. Hiç dönüş yapılmayanlar da vardır mutlaka. Bir aydan az olmaz bu süre. Bize gönderilirken başka bir yayınevine de gönderilen dosyaları da değerlendirmeye almıyoruz.

Sizce, kitabın kaderini; kâğıt krizi, dağıtım sektöründeki tekelleşme, yapay zekâ teknolojisinin gelişmesi, ekonomik bunalım gibi yayınevini de zor bir duruma sürükleyen nedenleri kimler ve neler belirler?

Her kitabın bir kaderi vardır derler. Kitabın okurunu bulması kader kısmettir. Türkiye'de kâğıt krizi yok, pandemi de dahi olmadı aslında. Pandemiyle birlikte lojistik sektörü üzerinde yapılan operasyonlarla lojistik maliyetleri birden 10-15 katına çıkınca ve dövizdeki artışla kâğıt fiyatları da birden 4-6 katına çıktı ve bu durum kitap maliyetlerini etkiledi. Kâğıt temininde Türkiye sorun yaşamadı diyebiliriz. Dağıtım sektöründe de tekelleşmeden ziyade işleyişte değişimler oldu. Her hafta onlarca kitabın yayınlandığı bir ülke Türkiye. Yüz binlerce kitap var piyasada aktif satışta olan. Bunların büyük çoğunluğunun raflarda yer alması teknik olarak mümkün değil artık. Burada da birçok parametre devreye giriyor. Kiralar, işletme maliyetleri ve on-line satıştaki iskontolar kitapçıyı pasifize etti. Kitapçı ne yapsın durumu var ortada. Bir tekelden bahsedilecekse on-line satış mağazalarındaki tekelleşmeden bahsedebiliriz ancak. Yayınevlerini yıllardır baskılayarak zor durumda bırakıyor bunlar. Okurun büyük çoğunluğunu kendinde toplayıp, ardından da bu güçle yayıncılara keyfi bir şekilde davranan bu tekeller maalesef yayıncılara en büyük kötülüğü yapanlardır. Bu kötülükle baş edecek potansiyelde bir çalışmayı yayıncı birlikleri 3 yıldan fazla bir süre çalışarak hazırladı ve Cumhurbaşkanımıza sundular. Bu yasa çalışması kültürel eserleri korumaya yönelik içerikte bir çalışmadır. Kültürümüzün, edebiyatımızın ve entelektüel birikimimizin niteliğini arttıracak ve koruyacak içerikte olan bu yasa çıktığında kitapçılarımız rahat bir nefes alacak inşallah. Daha da ötesi kitapçılarımızın sayıları artacak ve kitapçılarımız hayatımıza kitabın temel ihtiyaç olduğunu hissettirecek varlığa kavuşacaklar diye ümit ediyorum.

Yapay zekâ teknolojisi de yaratılan bir efsane, en azından yayıncılık alanında ne karşılığı olacağını zamanla göreceğiz. Bir edebiyatçı mühendis olarak yeterince ümitli değilim şahsen.

Kitap, basıldıktan sonra yazarına düşen mesuliyetiyle birlikte; hangi görevleri üstlenmesi gerekir?

Yazar öncesinde iyi bir eser ortaya çıkarmak için uğraşmalı. Bu alanın adamı olup olmadığına karar vermeli. Muhatap okurunu iyi belirlemeli. İyi bir eser ortaya koyduysa zaten yayıncıda da okur da karşılığını bulacaktır. Günümüzde sosyal medya önemli bir ortam hâline geldi. Sermaye odaklı yayınevleri artık yazarlara kitle takip potansiyeline göre yaklaşıyor. Kitle önemli bir gösterge olunca eserin içeriğinin de bundan olumlu olumsuz etkilenme riski var tabi. Geleceğe kalacak eserlerin kitleden bağımsız olduğunu düşünenlerdenim. Yazar kitleden önce esere yoğunlaşmalıdır. Kitap yayınlandığında ise yazar fuar, söyleşi gibi okurla temas imkânlarını değerlendirebilir. Sosyal medya hesaplarından okurla etkileşim imkânlarını da değerlendirebilir.

Hak eden kitaplar mı çoksatar, yazarın şöhreti ve ismi mi satış yaptırır? Popüler kültürün satışa etkisi ne ölçüdedir?

Kitabın hak ediş durumunu belirleyen birçok parametre vardır. Çoksatan konseptinde yayınlanan özel kurgu ve tasarımda kitaplar var dünyada ve ülkemizde. Bazıları onlarca editörün ve editör yardımcılarının çabalarıyla ortaya konulur. Aslında bu bambaşka bir üründür. Hedefinde sadece okura kitap satmak da olmayabiliyor bazılarının. Yazarın popülerleştirilmesi, şöhreti vb. de o kurguya dahildir. Sistemin tamamı o kurgunun işlemesi için çalışır. Sistem çalışınca normal bir okura dahi o kitapla ilgilenmemesinde bir eksiklik duygusu hissettirilir. Dolayısıyla tüm negatif alan tanımlamama rağmen bu alan yazma istidadında olan her yazara da göz kırpar. Her yazar emek verip yazdığı bir kitabın daha geniş okur kitlesine ulaşmasını ister elbette, yayıncı da öyle. Okunmasa da satılsa iyi olur diye düşünür birçok yayıncı hâliyle.

Yeni yazarlara ve genç kalemlere neler tavsiye edersiniz?

İyi okumak, gezmek, görmek, iyi dinleyici, iyi gözlemci olmak ve sürekli kalem egzersizleri yapmak. Temel eserleri, yazdığı alanın temel eserleri öncelikli olmak üzere çağdaşı yazarların üretimlerini takip etmeleri ve mümkünse okumak. İyi yayınevlerinin yayınlarını mümkün olduğunca takip etmek ve okumaya çalışmak. Dosya gönderdikleri yayınevlerini iyi bilmek, kitaplarından haberdar olmak. Yazarlarla mümkün olduğunca bir araya gelip sohbet etmek yazma motivasyonlarını arttıracaktır. Sürekli okumak yazma motivasyonunda en önemli etkendir.

Sizce, okuma alışkanlığı nasıl kazanılır? Bu konuda yayınevinin üstüne düşenler ve yapılması gerekenler nelerdir?

Okuma alışkanlığı en başta ailede ve okulda kazanılır, sonra da sosyal çevrede motivasyon kazanır. Okuma bilinci ve alışkanlığını ilkokulda kazanıldığı gerçeğini unutmamak gerekir. Ortaokul ve lisede ise edebi türlerin okunmasına yönelik organizasyon çalışmaları yapılmalıdır. Bazı şehirlerde valiliklerin ve belediyelerin Milli Eğitim müdürlükleriyle yaptıkları kitap okuma organizasyon etkinliklerinin kitap okuma oranlarını yükselttiklerini görüyoruz. Kitap fuarlarının son 10-15 yıldan beri çok yaygınlaştığını ve okuma etkinliğine çok güçlü katkılar yaptığını görüyoruz. Yayınevlerini de bu etkinliklere paralel olarak iyi eserlerle katkı vermeleri gerekiyor. Kitaptaki kâr marjlarının iyice düştüğü bir dönemde fuarlara organizasyonlarına katılım maliyetleri de sürekli artmaktadır. Bu konuda kamunun yayınevlerine daha güçlü destekler verilerek okurun daha iyi imkânlarla kitaba ulaşmasına katkı sağlanabilir.

Cevaplarınız için teşekkür ederiz Ünsal Bey. Eklemek istediğiniz başkaca hususlar varsa duymak isteriz.

Son 20 yılda yayıncılık sektöründe olağanüstü bir gelişme ve kalkınma oldu. Yayın çeşitliği 5-6 kat arttı bu süreçte. Türk edebiyatı eser ve yazar bazında gelişti ve gelişmeye devam ediyor. Yine bu süreçte bu eserlerin dünyada daha çok karşılık bulup okunması için çevirilerinin yapılması için Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen ve kısa adı "TEDA" olan "Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Kültür, Sanat ve Edebiyat Eserlerinin Dışa Açılımını Destekleme Projesi" ortaya kondu. Bu proje kapsamında yayınladığımız bazı eserlerimiz de farklı dillere çevrildi. Kurumumuza ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum.


Yazar: Necla DURSUN - Yayın Tarihi: 22.12.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 19.12.2023 12:27
562
Yorumlar
  • Öznur Ateş Yaşar 2023.12.23 18:51

    Değerli Hocamızın sohbeti harika olmuş. Yakinen şahidim ki kıstasları hakim yayın politikasına. Kendisine uzun yıllar boyunca bu sektörde başarı diliyor ve yenilikler getirmesini de umuyorum. Bu yayınevinin yazarı olmak iftihar etmemi gerekli kılıyor kendimle. Teşekkürler Ünsal Hocam. :)

  • Mustafa Sarı 2023.12.26 10:42

    Yazar adayları ve yayın sektörüne adım atacaklar için faydalı bir röportaj olmuş. Teşekkür ederim.

Necla DURSUN Hakkında

Necla DURSUN

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Necla DURSUN ismine kayıtlı 92 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.