Gustave Flaubert’in Madam Bovary’si, Edebiyat, Faik ÖCAL

Gustave Flaubert’in Madam Bovary’si yazısını ve Faik ÖCAL yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Gustave Flaubert’in Madam Bovary’si

19.01.2024 09:00 - Faik ÖCAL
Gustave Flaubert’in Madam Bovary’si

Mezarımdan hiç çıkamadım. Başkasına ait bir kefenle kefenlenmişlerdi ömrümü. Ben onlara bakıp seyirci kalmıştım. Beyaz kefen bir zaman sonra sararacak, en sonunda da ölümümle kızıla boyanacaktı. Bunda kimsenin suçu yoktu.

Ben Emma. Bütün mutsuz evliliklerin bekçisi… Aşkı yanlış yerde aramıştım. Yanlış insana kapıldım. Leon'u göremedim, Justin'e bakmadım. Beni bekleyen ölümüme gittim. Ölümümün adı Rodolphe Boulanger'di. Nasıl da benziyordu genç kızlık hayallerime. Ben hayatıma ait değildim, o kendine yeni bir kurban arıyordu. Ben ölüme susamıştım, hayallere kapılmıştım. O zehirli aşk şarabını bana sunmuştu.

Onların istediği gibi olmadım. Onlar sıradan bir kadın olmamı istiyorlardı. Ben ise kitaplar okuyordum, hayaller âleminde yaşıyordum. Kitaplarım aklımı başımdan almışlardı, beni var olan gerçeklikten koparmışlardı. Sadece okuduğum kitaplardaki gibi bir aşkı ve hayatı yaşamak istedim. İnsanca ve kendimce bir hayat yaşamak istedim. Çok şey mi istedim. Yola çıktığımda artık başkasıydım. Kitapların büyülü ve gizemli dünyası yoktu. Rodolphe Boulanger gibi acımasız insanlar vardı. Böyle insanları daha önce kitaplarımda görmüştüm ama okuyup geçmiştim. Bu sefer Rodolphe Boulanger hayat sayfalarıma bakıp geçiyordu, canıma okuyordu.

Kitaplarım ile hayatın arasına başkaları girdi ve benim gidebileceğim bir yerim yoktu. Baba ocağına dönmek için çok geçti. Leon'un şiirleri bana yetmiyordu, içim içime sığmıyordu. Toplumun bana biçtiği kader elbisesi hayallerime dar geliyordu. Aklım başka hayatlarda gözlerini açmak istiyordu, kalbim başka diyarlara yolculuk yapmak istiyordu. İçimdeki çocuk can çekişiyordu. Biri bana yalan söylemişti, kitaplarımla hayatımın arasına başkaları girmişti. Sonsuzluk ve kıyamet dilimin altında pusu kurmuş, çıkacağı vakti bekliyorlardı. Korku ve yalnızlık yaralı kalbime gardiyanlık yapıyorlardı. Kendim olmaktan çok uzaktım. Eskisi gibi kitapların gölgesine uzanıp kendimi susturamıyordum, ruhumu dizginleyemiyordum.

Gözlerimde dolanıyor kara bulutlar. Gözlerimde kendilerine yuva yapacak yer arayan kara kuşlar… Aşkın kış yüzüne tutulmuştum. Aşkın kış bahçesinde genç kızlık hayallerime mezar kazıyordum. Ağlıyordum ve kimseler yoktu. Ağlıyordum ve kendime yetmiyordum. Ağlıyordum ve yalnızlıktan çıldıracak gibi oluyordum. Hiç olmadığı kadar babamı özlüyordum. Babamda unutulmak, yok olmak, silinmek istiyordum. Babam uzaktı bana. Ben kendimi babamdan uzak kılmıştım. Meğer babam tek güvenli limanmış, çok geç anladım.

Aşk için yola çıkmıştım, ölüme durmuştum. Benimki kimliğini, ne olduğunu, aslını ve varacağı yeri unutmuş olan bir nehrin hikâyesiydi. Bu hikâyenin hiçbir yerinde ben yoktum. Hikâyeme sahip olmak istediğimde çok geçti. Eskisi gibi şiirler yazmayacaktı Leon, yüzümdeki genç kız saflığını görmeyecekti Justin, bende kendini görmeyecekti Charles. Sıradanlığın ve tek düzenliliğin olmasaydı belki her şey farklı olurdu Charles. Ben senden hayatımda çok sayıda pencere açmanı istemedim. Sen hep tek bir pencerenin önünde ve hep aynı yerde durdun. Duruşun mat ve ruhsuzdu. Bu duruşun beni bitirdi, öldürdü, her şeyin sonunu getirdi. Daha doğrusu bitmiş olan her şeyin dışa vurumu oldu. Karşında duruyordum ve ölüyordum; ama sen görmüyordun. Çığlıklar atıyordu ruhum, duymuyordun. Ormanlar yanıyordu gözlerimde, sen görmüyordun. Kanatlar kırılıyordu içimde, sen hissetmiyordun. Senin tek pencereden hayatımın kış bahçesine geçiyordum, ruhun duymuyordu.

Rodolphe farklı pencereler çizdi hayat duvarıma. Kitapların çocuğuydum, saftım. Ona aldandım. Onun bana yaptığı oyunu görmedim. Farklı pencereleri incelemek aklımın ucundan geçmemişti. Rodolphe benimle sahte pencerelerin arasına girmişti, perdelemişti. Ben buna müsaade etmiştim. Bu benim hatamdı. Bedelini hayatımla ödedim. Rodolphe gelmeyince pencerelerin sahte olduğunu anlamıştım, yine iş işten geçmişti. Yapmam gereken tek bir şey kalmıştı: Charles'in ayaklarının altında mezarımı kazmak, acı ve hayal kırıklıklarımla kış bahçemi süslemek. Payıma bu düşmüştü. Toplumun bana biçtiği kader elbisesinin değeri ve karşılığı buydu. İbretlik bir ölümle hikayeme değer biçmiştim, hikayemi sahiplenmiştim. Toplum beni alt edememişti. Toplum kendine yenilmişti. Dilimin altında pusudaki bekleyen sonsuzluk ve kıyamet kelimelerine gün doğmuştu. Hikayem sonsuza değin var olacaktı, asıl kıyamet onların başında kopacaktı, ben kendi ayaklarımla kendi hikayeme yürüyecektim. Bitecektim, benim gibilerde yeninden başlamak için.

Madam Bovary

Gustave Flaubert

Çev. Tahsin Yücel

Can Yayınları

360 sayfa

İstanbul, 2018


Yazar: Faik ÖCAL - Yayın Tarihi: 19.01.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 16.11.2023 21:26
539

Faik ÖCAL Hakkında

Faik ÖCAL

2000’de Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji mezunu... 2004 yılında Franz Kafka’nın Romanlarında Birey ve Devlet İlişkisi üzerine yaptığı tez ile yüksek lisansını yaptı.

Çeşitli sitelerde ve dergilerde yazıları çıkmakla birlikte 2008’den beri düzenli olarak Yolcu Dergisi’nde yazılar yazmaktadır.

Yayımlanmış Kitapları:

Yitik Anılar Şehri, Erguvan Yayınları, 2008.
Aziz ve Aciz Emanetçi, Erguvan Yayınları, 2008.
Dört Mevsim Beş Vakit Hüzün, Roza Yayınları, 2012.
Uzaktaki, Az Kitap, 2021.
101 Kürtçe Roman 1. Cild, Sitav Yayınları, 2022.
Beyaz Hüzün, Az Kitap, 2022
Yeni Bir Aydınlanma Felsefesi, Zilan Akademi, 2023
Deprem Günlüğü, KDY, 2023 

Faik ÖCAL ismine kayıtlı 88 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 8 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram Kitapyurdu.com