Mağaradan Medeniyete, Edebiyat, Ülker GÜNDOĞDU

Mağaradan Medeniyete yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Mağaradan Medeniyete

16.05.2022 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU

Eser değerlendirme yazıları akademik yayım ağı içerisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Eser değerlendirmeleri, eserin kalitesini ve eserin durumunu gözler önüne seren, açık, anlaşılır metinlerdir. Bu metinler hem yazara, hem okura hem de yayın evine yol göstermektedir.

Geçmişteki varlığımıza, günümüzden ışık tutan bir eserle tanıştım. Tabi aslını görmek gibi bir etkiyi sindirmek pek kolay olmaması lazımdır. Zamana haps olmuş varlığın, zamanın göreceliğini anlatarak şu an ki zaman dilimine sıkıştığımız yaşamı geçmişe dönmeden nasıl anlardık? Bu duruma kayıtsız kalmama duyarlılığıyla geçmişin izini sürerek bugünü anlamamıza katkı sağlamaktadır eser. Ana karakterin iç sesinin hikâyesine kapılan okur, akıntının günümüzden geçmişe olan seyrinde suya kapılır, akıntının geçmişten günümüze yön değiştirmesiyle zamanına arınmış olarak geleceğe doğru akar. Okurun hikayesi iç sesinden başka zaman dilimine aktarılarak satır aralarında yeniden meydana gelecek düşüncelere açık olmasıdır. Mağara adamının yaşadıkları bizim hikayemizdir. Bu hikâye sözün anlamı ölçüsünde zamanı döndürerek iç sesin hayal gücüne egemenliğiyle sınırsız kurgusu şaşırtan emsalsiz varlığımızın yeniden keşfine çıkarmaktadır.

Serpil Tuncer, geçmişin karanlık tarafına saklanan insanlığa ışık tuttuğu Plüton'u Öldürmek adlı eserinde, Neandertal genlerini Homo Sapiens'lere aktararak melezlenmeyi sağlayan ilk Neandertal mağara adamının kahramanlığını konu alır. Tarihin unutmasına izin vermek istemediği için insanlığın ne hallerden geldiğini hatırlatma amacıyla okuruna insanlığını kazandırma gayretiyle aktarmaktadır.

Yazar, Plüton'u Öldürmek eseri ile ortaya koyduğu merkezi fikir; iç sesimizin izinden, dilimizin olanaklarında, zaman ve hayal gücünün sınırlarını kırarak gerçeği okura fark ettirmektir. Eserde verilen fikirler ve olaylar geniş ve derin bir kurgu bağlamına oturtulduğu için okur üzerinde etkisi daha etkili olmaktadır. Serpil Tuncer, eserin konusuna sıkı sıkıya odaklanarak, kurgulaması okurunda anlam derinliğinin oluşmasını sağlamakta, okurda birçok hissle birlikte kimi zaman adrenalin kimi zaman bir boşluk etkisi oluşturarak sarsmaktadır. Eser ustalıkla kaleme alındığı için anlaşılması kolay ve akıcılığı duru bir terminoloji ile aktarılmıştır. Eserin kaynaklarla irtibatı devrini yansıtırken geleceğe açtığı perspektif yeni fikirlere düşünce sahası açmaktadır. Genel geçer yaklaşımları tadil ederek metodolojik olarak bilim ve felsefeyle açıklanabilir gerçeklere teorik ve genel bilgiler sunmaktadır.

Eserde işlenen konular arasında irtibat, olaylar ve ay takviminin zaman kırılımları üzerinden kurulmuştur. Eserde geçen olaylar, Taş Devri şartlarının olanakları çerçevesinde okurda sorgulanacak meselelere neden olmaktadır. İnsanının doğal yaşama verdiği tepkilere, iç sesin yönlendirmelerine, karakterlerin olabilecekleri ilk insan formundan yola çıkılarak gerçeklik hissi uyandıracak ölçüde betimlenmektedir. Eser, belirli bir önem içerisinde, ana karakter, yakınları, reis ve bilge karakterleri çerçevesinden yansımaktadır.

Serpil Tuncer analiz, teori ve hissiyatıyla harmanladığı düşünceler ortaya koymuştur eserini. Bu nedenle esere, çalışılmış, üzerinde yoğun emek verilmiş bir eser olduğunu belirtmekte fayda var. Başlangıçta ele aldığı konuyu, sonunda durulukla açıklığa kavuşturmaktadır.

Eser ve Vurgular

"Boyun eğmek gerekliydi. İnat karşısında dişiler yan çizerdi ve bir dişiyle inatlaşmak, benim gibi mağara adamı için hayli yorucu olabilirdi." (s.80) yazarın bu analiz ve yorumuna alternatif olarak "dişi" yerine "kişi" olarak inatçılık ve inat; bir kişinin bir inanç, bir davranış, bir durum veya herhangi bir şeyi doğru ya da yanlış olduğunu bilmesine rağmen ısrarlı bir şekilde kabul etmemesi, reddetmesi ve duruma karşı gelmekte direnme hali olduğu için dişiliğin üzerine atfedilmemesine alternatif bir düşünce ve eleştiri olarak getirebilirim.

Eser ve Odak Noktası

Bu aşama da size ana fikri düşündürecek, kısa öz bir metin ile hazırladığım synopsis şöyle: Kahramanımız, kardeşi Tao ile Lil'in birlikte yaşayacakları kovuktan ayrılır. Büyücü olmak istediğini düşünen Reis'e "Tanrılara dua etmek ve kendi özüme dönmek için." Adak yerinde yaşamak istediğine karar verdiğini söyleyerek iç sesini dinler. Bu kararı almasına başka bir nedense: Azer, Tao, Kabile Reisi ve oğulları kurtlarla savaşarak Mutta'yı ağır yaralı kurtarırlar, çığlıkları çürüyene kadar mağarada yankılanır durur. Ölü kokusuna daha fazla dayanamayan kahraman, mağaradan ayrılarak bir kovukta yaşamaya kalkışmaktadır. Zerda'yı gördüğünde, büyücü dediği iç sesinin aklına iyi düşünceler getirmesi gerekliydi ama dut yemiş bülbüle dönmüştü. Zerda'nın dilini bilmemesi anlaşmalarına mâni değildi. Düşü gerçek gerçeği düş olmuştu. Zerda'nın annesi Dalya Anne ve Bilge Yavir ve diğerlerinden oluşan uygarlar aralarına kabul etmişlerdi Kahramanımızı. Sazdan bölmelerde yaşayan uygarlar dil ve düşünce ile mağara ve ağaç kovuğunda yaşan ilkellerden ayrılıyorlardı. Kardeşi uygarları seçtiği için kabilesi ile kardeşi arasında seçim yapmak zorunda bırakılınca kahramanımızı uygarlara katılmasından vaz geçirmek için dövüşseler de kardeşi Tao emeline ulaşamaz, kahramanımızın kardeşinden yediği dayak yanına kalır. Yıldızları göremeden ölmek istemediği için yıldızlara Plüton dedikleri için kahramanımıza böyle hitap eder uygarlar. Zeki olmasa uygarların dilini çar çabuk öğrenebilir miydi? İnini bırakmakla kalmayıp kovuğundan çıkıp kabuğunu kırdı. Tabularını yıktı, dinini değiştirdi, bir kadının sorumluluğunu aldı. Anılarını, geçmişini gerinde bırakan bir kahramandı o artık sevdiği yıldızların adını taşıyan kahraman Plüton'du. Dalya adını verdiği kızı olur. Kızının babasının dili ve geçmişini öğrenemeyecek oluşuyla hesaplaşır. Salgın hastalığın pençesinden kaçan mağara adamları uygarlara saldıracaktı. Bu saldırının kendi yüzünden başladığını bilen Plüton, üzerine yağan mızraklara koştu. Zerda'yı, kızı Dalya'yı ve Uygarları kurtaracaktı.

Sonuç olarak kitap raporu ve akademik değerlendirmeden farklı olarak eser değerlendirmesinden beklenen; değerlendirilen eserin, konusuna ve bu konunun işleniş şekline, öne sürülen düşünceleri kritik ederek yapıcı yorumlar getirmektir. Ayrıca öne çıkan düşüncelerin eleştirel bir üslupta tenkidinin yapılması, görüşlerin tutarlılığının, yeni oluşan düşüncenin tartışılması gerekir. Bu nedenleri göz önünde bulundurduğum değerlendirmeye sonuç olarak eklemek istediklerim var. Eser, zihnin geçmişe açılım yapmasıyla kollektif bilinci uyandırmaktadır. Bilincin uyanması şu anki zamanı ve medeniyetin mucizevi gelişimine evrensel bakışı sağlamaktadır. Geleceğe ufuk açıcı yeni fikirler vermektedir. Hayal gücünün sınırlarını aşan kazanımı cabasıdır. Değerlendirmemin her bilimsel çalışmada olduğu gibi bir tartışmaya olanak sunması için melezlenmemizin kazancı ve kaybına yönelik olmasını yeğliyorum. Değerlendirme metnim hakkındaki temel düşüncelerin ana fikri bu çerçeve üzerine çıkarımlardır. Esere dair tespitlerim, bu konunun güçlü ve zayıf yönlerinin birbirleriyle irtibatlı, mantıksal düşünceye etkileridir. Değerlendirmem eserin, temel fikirlerini ve önemli vurgularının bu yönüyle sunumudur.

Serpil Tuncer

Plüton'u Öldürmek

Okur Kitaplığı

224 sayfa

Mart 2022

pluton


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 16.05.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 16.05.2022 09:54
313

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 99 yazı bulunmaktadır.