Yemek, Kültür ve Tarih: Karnıyarık, Kara Tahta, Misafir Köşesi

Yemek, Kültür ve Tarih: Karnıyarık yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Yemek, Kültür ve Tarih: Karnıyarık

30.12.2021 09:00 - Misafir Köşesi
Yemek, Kültür ve Tarih: Karnıyarık

Gökmen Dursun yazdı...

Türk mutfağının sultanı denilen bir yemek var ki yapımı ustalık gerektiren, tadı ise efsanedir.

"Karnıyarık" özellikle Osmanlı sofralarında lezzeti ile ön plana çıkmış olup, halk arasında saray yemeği olarak da tanınmaktadır. O dönemde halk tadı dillere destan bu saray yemeğinin muadili olarak da "İmambayıldı" yemeğini türetmiştir.

İkisinin arasındaki fark; karnıyarığın içi kıyma ile imambayıldının içi ise sebze ile doldurulmasıdır.

O zaman biraz tarih diyelim. Dünyada bir Türk Yemeği olarak bilinen Karnıyarık hakkında yapılan araştırmalarda geçmiş ilk olarak Selçuklulara kadar uzanmaktadır. Bir rivayete göre patlıcanı çok seven bir Selçuklu Emiri için yapıldığı varsayılmaktadır. Ülkemizin her ilinin meşhur bir yemeği vardır. Karnıyarık hangi ilin derseniz; sözü edilen Selçuklu Emirinin Sivas dolaylarında yaşadığı için Sivas yöresinin lezzeti diye bilinmektedir.

İmambayıldı hakkında ise birden çok rivayet vardır. En bilinenlerinden birisi, zamanın birinde bir imam eşi tarafından patlıcanın içine sebzeler koyarak yaptığı bu yemeği yediğinde lezzetinden bayıldığıdır. Diğer bir rivayete göre ise yine zamanın birinde bir imam zengin bir zeytinyağı tüccar kızı ile evlenmiş ve kız gelirken de çeyiz olarak zeytinyağı getirmiştir. Evliliklerinin ilk günlerinde yemekleri getirdiği bu zeytinyağı ile hazırlayarak patlıcanların içine sebze doldurmaktaymış. Fakat gün gelip zeytinyağları bitti vakit yemekte bu yemeği göremeyen imam üzüntüsünden bayıldığı söylenir. Oldukça çok rivayetlere sahip bu yemek de günümüzde sofralardan eksik olmayan ve lezzetli bir yemektir.

Peki, mutfağımızın bu lezzetlerinin yapımında hangi malzemeler var, nasıl yapılır ve yanında neler yenir, gelin bunları da paylaşalım.

Karnıyarık ve imambayıldının ana malzemesi olan patlıcan bazı yörelerde yağda kızartılmakta bazı yörelerde ise fırında yapılmaktadır. Karnıyarıkta ana malzeme olan patlıcanın dışında; soğan, biber, domates ve kıyma, imambayıldı da ise; sadece domates, biber ve soğan bulunmaktadır.

Lezzetli olmasının bir sırrı da içine konan baharatlardan geçmektedir. Tuz, karabiber, sarımsak ve kimyon yanında damak ve yöresel baharatlar ile de lezzet çeşitlemeleri bulunmaktadır. Patlıcanlar soyulduktan sonra ortalarından bıçak ile yarılır, bundan sonra fırında, közde veya yağda pişirilir. Diğer tarafta ise içine konacak olan harç hazır edilir. Hazırlanan harç patlıcanların ortasındaki kesiğe yayılır. İsteyen üstlerine domates ile veya biber ile kapatarak fırında pişmeye bırakılır.

Eski zamanda bu yemek yaz günleri yenmekte iken gelişen toplumumuzda artık yaz sebzeleri kış aylarında da üretildiğinden her mevsim yapılabilmektedir. Fakat Patlıcan ve içine konan sebzelerin en tazelerinin ve organik olanlarının yaz aylarında bulunacağından dolayı da yazın daha lezzetli olmaktadır. Yanında şehriyeli pirinç pilavı ve buzlu cacık ile lezzetine doyum olmaz. Aynı zamanda ezme salata, tereyağlı Erişte ve lahana turşusu da yanında tercih edilebilir.

Bir de; evde yapamıyor isek ve o an canımız çekti ise en güzel karnıyarık ve imambayıldı nerede yeriz diye sosyal medyada bir araştırma yaptım. İşte sonuçlar da aşağıda. Hepinize afiyet olsun. Eğer sizin de alternatif tarif ve mekân bilgileriniz var ise yorumlarda paylaşırsanız seviniriz. Unutmayın her şey paylaştıkça güzelleşir.

-Üsküdar Kanaat Lokantası.

-Nişantaşı Hünkâr Lokantası

-Beyoğlu Hacı Salih Lokantası

-Antalya Parlak Restoran


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 30.12.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 29.12.2021 23:19
327

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 625 yazı bulunmaktadır.

Yorumlar
  • Necla Dursun 2021.12.30 14:10

    Adapazarı'nın kışı soğuktur. Hele bir de aylardan Aralık ise daha da soğuk olur sanki. İki aile ilk defa böyle soğuk bir kış günde karşılaştı. Evimizin ikinci ve üçüncü katları elektrikli ısıtıcıyla ısıtıldığı için dışarıdan gelenleri sarıp sarmalayacak bir ısıda olmazdı hiç. Ama birinci katta meşe odunlarıyla her yere sımsıcak yapıveren bir kuzine soba vardı. Ateşinin sesini duymak bile insanın içini ısıtırdı. Bu kat daha çok yemek yemek ve pişirmek için kullanıldığından ilk defa ağırlananlar buraya davet edilmezdi. Fakat kuzine olduğunu duyan konuklar ısınmak için oraya gitmek isteyince rahmetli babam onları kırmamıştı. Evet bu davet eşimin ve benim ailelerimizin ilk tanışmasıydı. Çok üşüyüp de kuzinenin dibindeki minderlere oturan birine ne olursa Gökmen' e de öyle olmuştu. Üzerinde takım elbise olsa da yayıldıkça yayılmış, neredeyse "uzun oturma" denilen türden bir biçim oturma halini almıştı. Ben de hemen yanı başındayım, bu durumu hiç fark etmemiştim. Herkesin heyecanı kendineydi işte. Büyükler birebiriyle sohbet ederken babam "Necla biraz mutfağa gelir misin?" demişti. Mutfakta kulağıma fısıltıyla şöyle demişti "Necla senin "imam bayıldı", söyle de toparlansın biraz kızım." İmam bayıldı yemeği, nur içinde uyusun şakacı üsluplu babamın hatırasıyla anılır bizim evde. Hal bu iken; eşimin ilk yazısının imam bayıldı yemeği üzerine olması çok anlamlı. Biliyorum bu tamamen tesadüf. Ancak anlamlı ve anı yüklü bir tesadüf. Mutfağa olan ilgin ve elinin lezzeti hemen herkes tarafından biliniyorken, yemek konusunda yazmayı hiç düşünmüyorken şimdi yazını okumak büyük keyif. Devamını dilerim, uzun uzun yollar kat et inşallah. İlk yazın hayırlı uğurlu olsun.