Metin Önal Mengüşoğlu’ndan Düşünmek Farzdır Üzeri, Düşünce, Faik ÖCAL

Metin Önal Mengüşoğlu’ndan Düşünmek Farzdır Üzerine 25 Düşünce yazısını ve Faik ÖCAL yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizde

Metin Önal Mengüşoğlu’ndan Düşünmek Farzdır Üzerine 25 Düşünce

07.06.2024 09:00 - Faik ÖCAL
Metin Önal Mengüşoğlu’ndan Düşünmek Farzdır Üzerine 25 Düşünce

1-Türkiye'de üç sınıf vardır: Yöneten, yönetilen ve aydınlar. Bu üç sınıf arasında neden "urvetul vuska" yoktur? Bunun yegâne nedeni "Türk tipi Müslümanlık" mıdır?

2-Kuranı Kerim'in en çok önem verdiği tutum ve tavır kendi başına, bağımsız düşünmektir. Peygamber Hira'sına çekilerek kendi başına kalıyordu, bir başına tefekkür ediyordu. Belki de biz Müslümanların en büyük eksiği Hira'sı olmamasıdır. Öyle bir Hira ki hem dünyanın içinde olacak hem de her keslerden uzak olacak.

3-İlahi hak din olan İslam ile beşerî halk din olan Müslümanlığı kim, nasıl yenileyecek, reform edecek? Hak din göğe çekilmiş, halkın dini her yeri kaplamış. Allah "içinizde hayra çağıran bir topluluk" (3; 104) bulunsun diye buyuruyor. Kim bunlar? Neredeler? Tarikatlar mı? Cemaatler mi? Oysa tarikatlar ve cemaatler arasındaki ihtilaflar hiçbir yerde yok. Belki de tarikatlar ve cemaatlerdeki ihtilaflar yüzünden hak dini göğe çekildi, halk dini her yeri kapladı.

4-Alimler için "ümmetçi ortodoksi", aydınlar için "milliyetçi muhafazakarlık" tehlikesi vardır. Günümüz Müslümanlar kalbiyle düşünemedikleri için "orta yol"u tutturamamışlardır. Tefrit, tefrik ve nifakı getirmiştir.

5-Müslümanların var olan halk dinini terk edip Hakk'ın dinine iltica etmesi gerekir. Bunun için de ilahi kaynakları ve dini metinleri doğru okuyacak yeni bir akla, anlayışa, düşünce biçimine, tefekkür dünyasına ihtiyaç var. Vaazlar neden Müslümanlara tesir etmiyor? Vaazlar Kuran'dan ve Peygamber'den kopuk. Müslümanlar kafasından kendine göre bir Müslümanlık yaratmışlar. Bu Müslümanlık ile "ilk Müslümanlık" arasında hiçbir alaka yok. Sadece isim benzerliği.

6-İlahi vahyin ilk özelliği "düşünerek yaşamak"tır. Attığı her adımı düşünerek atmak, yazdığı her satırı aklın ve kalbin süzgecinden geçirerek yazmak, aldığın her nefesin yarı yolda kalabileceğinin idrakinde olmak, ilahi vahiy ile beşerî hayatı bir potada eritmek.

7-Akıl ve nakil müminde birbiriyle buluşur, birbirini tamamlar. İnsan orada fikir sahibi olur, yeni görüşler edinir. Fikir ve görüşler göksel nakil ile küresel akıl arasında bir merdivendir. Zamanla eskiyen merdivenin taşları değiştirilebilir, gerekirse merdiven komple değiştirilip yerine başka bir merdiven konulur.

8-Akıl toprağı ile vahiy yağmurlarını sağlıklı biçimde buluşturmak ve bundan faydalı mahsuller elde etmek için akıl toprağını temiz tutmak lazım. Her insanın akıl toprağının rengi, kokusu, kapasitesi ve mesajı farklıdır. Akıl sahipleri evvela toprağını tanıyacak, toprağından hangi mahsullerin yetişeceğini bilecek ki vahiy yağmurlarında faydalanabilsin. Sentetik ideolojik örtülerin akıl toprağı ile vahiy yağmurların girmemesi için aklı izanla beslemek, fikri kıyasla tahkim etmek, düşünceyi müşahede ile tamamlamak gerekir.

9-İslam tarihi uçlar tarihi. Arada ekstrem kafalar çıkmış, ama uçların fanatikliği, yobazlığı, karanlığı her yeri kaplamış. Her İslam devleti kendine göre bir halk dini ve düşünce şablonu inşa etmiş. Endülüs havzası ile Osmanlı deryası neden aynı noktada buluşamıyor? İran İslam Devrimi ile Abbasi hanedanlığı bir araya gelemiyor? Harun Reşit'in Bağdat'ı ile Humeyni'nin Tahran'ı aynı İslam coğrafyasının parçaları mı? Harun Reşit ile Humeyni'nin Kuran'dan anladıkları ne kadar birbirine benziyor ya da birbirini tamamlıyorlar mı? Peygamber'in soyundan gelen Abbasiler ile Ali'yi önceleyen İranlılar -ki Abbas Ali'nin amcasıdır- birbirlerinden neden bu kadar uzak düştüler? Sünni Bağdat ile Şii Tahran'ı kim, nasıl birbirine yaklaştıracak?

10-Bütün bilimler İslamidir. İnsanın akılla ürettiği her bilimde İslam'ın payı vardır. İslam (vahiy) evrenseldir, aklıyla üreten insanlar yereldir. Yerel ile evrensellik arasına hiç kimse, hiçbir şey girmemelidir. Bunun için de dışarıdaki hazır şablonlardan ve içerideki dogmatik tuzaklardan kurtulmak gerekir.

11-Kalbiyle düşünen her insan, aklıyla varlık gemisini İslam'ın emniyetli limanlarına ulaştırır. Kalbi aklından kopuk olanların varlık gemilerinin sonu hüsrandır.

12-Kuran'ı merkez almasına rağmen neden birbirine zıt hizipler, mezhepler, meşrepler, partiler, fırkalar ortaya çıkmaktadır? Aynı anda nasıl oluyor da Kuran ağacından "zakkum kökü" ve "incir çekirdekleri" çıkarılıyor? Aklım almıyor.

13-Kendimiz, kendi öz gücümüzle içtihat ile aykırı düşünce arasındaki bağ kurmalıyız. Aykırı düşünme cesareti gösterenler içtihat yoluna gider. Sürüden ayrılmayı göze alanlar içtihatlarında isabet ederler. İçtihat, her şeye rağmen Hak olan İslamiyet'i aramak ve onu yaşamaya çalışmaktır. İçtihat, Peygamber ve sahabeleri içinde yaşatarak kutsal yalnızlığının bir ayrıcalık olduğunu bilip tadını çıkarmaktır. İçtihat, kalemi mecrasına, kelamı membaına kavuşturmaktır.

14-Ya düşünce kahramanı olursun ya da sefih bir figür olarak kalırsın. Varlığının merkezinde durup hayatın kalbini ellerinde tutanlar düşünce kahramanı olurken, varlığının kıyısında kendini yitirenler yaşamın kir pası, gürültü patırtısı içinde kaybolup giderler. Merkezini yitirenler başkalarının kenarda köşede kalmış merkezi kırıntılarıyla hayata tutunmaya çalışırlar ama tutunamazlar. Merkezini bul, düşünce kahramanı ol!

15-Aşikardır ki muhkemin bir kapısı, müteşabihin bin bir kapısından daha sağlam ve emniyetlidir. Tek fark: Bir kapının nereye çıkacağını biliriz ama bin bir kapının nereye çıkacağını bilemeyiz. Bire nazaran bin birde şaşırma ihtimalinin yüksekliği akıl ve mantık gereğidir. Şaşırmak, şeytani vesveselere kapıları aralamak. Şaşırmak, kalbi hastalıklara duçar olmak. Şaşırmak, amaç ile araçları mutlak biçimde karıştırmak.

16-İnsan ancak beş şey uğruna hayatını feda edebilir. Bunlar: Hakiki din-İslamiyet'e ulaşmak uğruna, ilahi vahye ulaştıran akıl uğruna, helal gıdayla beslenen bedeni korumak uğruna, helal kazanç uğruna, ırz ve namusunu korumak yolunda.

17-Bir idealist aklını kullanarak yaratıcıyı bulabilir, Platon gibi. Bir materyalist kalbiyle doğruyu ve yanlışı ayırt edebilir. Müslümanların bir sorunu da kendisine benzemeyenleri idealist ve materyalist diye yaftalamasıdır. Ne İslam'ı bütün olarak yaşayan Müslümanlar vardır ne de topyekûn doğru ya da yanlış beşerî bir ideoloji. İnsanı bütüncü yakıştırmalara hapsetmemek gerekir ki insan siyah ve beyaz arasında bir yerlerdedir. İnsan sürekli değişen, dönüşendir. Bir yerde durmayanı, bir etiketle yaftalamamak gerekir.

18-İman ahiret alemini görerek bu dünyada yaşamaktır. İman kalbindeki sırat köprüsünü bulup şimdiden üzerinde yürümeye çalışmaktır. İman mahşer yerine buradan gidileceğinin idrakinde olmaktır. Bir kesinti yoktur. Mana ve mahiyet olarak buradaki ile oradaki alem arasında hiçbir fark yoktur. Sırat köprüsü önce içimizde şekillenir. Her kesin mahşer merkezi farklı olmakla birlikte her kes kendi kendisinin merkezidir.

19-Aşk ve sevgi bilerek, isteyerek Allah'a kulluk yapmaktır. Herkes ve her şey bu kulluk dairesinin içinde olmalıdır, kulluk dairesinin merkezinde de Allah vardır/Allah olmalıdır.

20-Şeriatçılık, İslamcılık ve ümmetçilik gibi yaftalar neden Müslümanların üzerine yapışıp kalıyor? Şeriat eleştirisi: Öze değil kabukta kalma, tahkike değil taklide ram olma, içeride değil dışarıda kalma, akıl ve bilime göre değil gelenek ve göreneklere, örf ve adetlere göre yaşama vs. İslamcılık eleştirisi: İktidar erkinini yanlış kullanma, dini makam ve mevkilere alet etme, dünyanın ve maddenin gölgesinde kalma, bilimsel araştırmalar yapmama, zamanın ruhunu yakalamama, hizipçilik yapma vs. Ümmetçilik eleştirisi: Her kesi aynılaştırmaya çalışma, herkesi kendi gibileştirme, farklılıklara saygı duymama, dillerin Allah'ın bir ayeti olduğunu görmezlikten gelme, herkesi İslam sancağı altında toplamaya çalışarak kendi gerçeğini hakikat diye dayatma, özgür düşünceye karşı olma vs.

21-Allah'ı yanımızda görmek için her halükârda, her açıdan kendimizi ona layık kılmalıyız, hayatımızı Ona göre yaşamalıyız. Allah kendilerini maddi ve manevi olarak arındıran kullarının yanındadır. Allah hep bizimledir. Biz kendimiz Allah ile aramıza örtüler çekeriz, duvarlar öreriz, engeller koyarız.

22-İnsan fıtratı üzerine yaşarsa insanlaşır, kemale erer, kendini tamamlar. Yeryüzünün bütün güzel ve manalı yolculuklarının başlangıç noktası hep fıtrat olmuştur. Fıtrat, yaratılışın ilk ve son sözü. Fıtrat, hakikatin en ezeli ve ebedi dışa vurumu. Fıtrat, insanlık tarihinin ilk kesintisiz fragmanı.

23-Özgürlüğün bedelini nasıl öderiz? Özgürlüğün bedeli nedir? Bacon'ın tespitiyle insan aklını kuşatan dört puttan kurtularak özgür olur. Bu putlar: Soy, mağara, çarşı-pazar, tiyatro. Soy idollerinin kaynağı alışkanlıklarımız ve önyargılarımızdır. Mağara idollerinin kaynağı şahsi geçmişimizdeki sakatlıklardır. Çarşı-Pazar idollerinin kaynağı dilin yanlış kullanımıdır. Tiyatro idollerinin kaynağı sofistik, ampirik ve batıl inançlar olmak üzere başkalarına ait "düşünce düzenekleri"dir.

24-Bilincin ölçüsü aklını kullanmak, düşünmektir. Yaratıcı ile yaratılan arasındaki bağı gören insan bilinçlidir. Yaratılanı yaratıcıdan koparan insan bilinç altı çukurunda ayağına dolan bitkilerle vahşi hayvanlara yem olur. Diğer halde, yaratıcı ile yaratılan bağını yakalayan insan bilinç üstü dağında rengârenk çiçeklerin ruhu mest edici kokusunu alır, kuşlarla özgürce uçar.

25-Allah'a tam teslimiyet, aklın yetkin ve etkin olmasıyla mümkündür. Teslimiyet, iradesini ve aklını birilerine vermek değildir. Teslimiyet sünnetullah ve adetullah varlığı tahakkümü altında bulunduran Allah'ı görmektir. Bu da akılla olur. Teslimiyet kul ile Allah arasında başkalarının olmamasıdır. Teslimiyet akli selimdir. Yani sağduyulu düşünmek, her şeyi yerli yerinde görmek ve tasarruf etmek.

Düşünmek Farzdır

Metin Önal Mengüşoğlu

Okur Kitaplığı (Metamorfoz Yayıncılık)

184 sayfa

İstanbul, 2019


Yazar: Faik ÖCAL - Yayın Tarihi: 07.06.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 25.04.2024 12:12
253

Faik ÖCAL Hakkında

Faik ÖCAL

2000’de Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji mezunu... 2004 yılında Franz Kafka’nın Romanlarında Birey ve Devlet İlişkisi üzerine yaptığı tez ile yüksek lisansını yaptı.

Çeşitli sitelerde ve dergilerde yazıları çıkmakla birlikte 2008’den beri düzenli olarak Yolcu Dergisi’nde yazılar yazmaktadır.

Yayımlanmış Kitapları:

Yitik Anılar Şehri, Erguvan Yayınları, 2008.
Aziz ve Aciz Emanetçi, Erguvan Yayınları, 2008.
Dört Mevsim Beş Vakit Hüzün, Roza Yayınları, 2012.
Uzaktaki, Az Kitap, 2021.
101 Kürtçe Roman 1. Cild, Sitav Yayınları, 2022.
Beyaz Hüzün, Az Kitap, 2022
Yeni Bir Aydınlanma Felsefesi, Zilan Akademi, 2023
Deprem Günlüğü, KDY, 2023 

Faik ÖCAL ismine kayıtlı 88 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 8 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram Kitapyurdu.com